Raporda Mescid-i Aksa'nın Müslümanlar için önemine şöyle dikkat çekiliyor: "Hz. Musa'nın kıblesi, Hz. Ermiya'nın vahiy aldığı yer, Hz. Yahya'nın şehid edildiği yer burasıdır. Hz. Zekeriya ve Hz. Meryem'in de ibadete çekildikleri odaların burada olduklarına inanılır. Hz. Muhammed, İsrâ mucizesi ile, Mekke'den buraya gelmiş; Miraç'tan önce geçmiş 124 bin Peygambere burada imam olmuş, Miraç yolculuğu Muallak Taşı veya Sahratullah denilen bu noktadan başlamıştır. Mescid-i Aksa, Hicret'in ikinci yılına kadar Kâbe'den önce Müslümanların ilk kıblesidir."
Güncel durum ise raporda özetle şu şekilde ifade edilmiş: 1970'lerin başlarında Mağrib Mahallesi tahrip edilmiş, 15 Şubat 1994 tarihinden itibaren, 13 yıldan beri, Müslümanların Mağrib Kapısı'ndan geçişi yasaklanmıştır. Bu kapı ve yürüyüş yolunun kontrolü tamamen İsrail polisindedir.
UNESCO 27 Şubat-2 Mart tarihinde bölgede incelemelerde bulunmuş ve 12 Mart 2007 tarihinde Mescid-i Aksa'da yapılan kazı çalışmalarının derhal durdurulması gerektiğini bildirmiştir.
Mağribi Kapısı'nda yoğunlaşan kazıların belirlenmiş bir planı ve nihaî noktası belli değildir. İsrail'in bu kazılarla ulaşmak istediği noktanın Mescid-i Aksa'yı adım adım kullanılamaz hâle getirmek, Kudüs'ü, Mescid-i Aksa ve civarını Yahudileştirmek ve sonuçta Süleyman Mabedi diye inandıkları yapıyı ortaya çıkarmak olduğu anlaşılmaktadır.
RAPORDAN BAZI BÖLÜMLER:
Unesco Heyeb'ne sunulan Mağribi Girişi ve rampanın iki mimari taslağı, bunlardan artık vazgeçildi söylenerek heyete sunulmamışür. İsrail otoriteleri kazıdan sonra ne olacağı hususunda net bir beyânda bulunamamışlar, buna belediyenin karar vereceğini ifade etmişlerdir.
Unesco Teknik Heyetinin Raporunda IV.41. de açıkça ılade edildiği gibi, Emevi, Eyyubi, Memluk ve Osmanlı dönemlerine ait muhtelif izler taşıyan, Mağnbi Rampası'ndakı arkeolojik kan derhal durdurulmalar. Belli bir karar, plan ve neticesindeki proje çerçevesinde, önce mevcut tarihi miras kabul edilebilecek tasımlara zarar vermeden son dönemin muhdesieri ayıklanıp, koruma, sağlamlaştırma ve onanm yoluna gidilmeli, mevcut durumda konsolidasyon ve konservasyon yapılarak rampa restore edilmeli, kullanıma açlmalardır.
Uluslararası uzmanlardan oluşan bir gözlem heyetinin öncülüğünde, İsrail ve Filistinli uzmanlarla birlikte uygulama yapılabilir ve bu hususta, Unesco, teomos, İslam Konferansı Örgutu ve Kudüs Komitesi gibi kuruluşlardan yardım istenebilir,
Bu birliktelik, tarihi anlaşmazlığa son verecek, karşılıklı işbirliği ve uzlaşmaya giden yolda önemli bir köşe taşı olacaktır. Bu hususta gösterilecek uzlaşma ve bansın, müreffeh iki yurttu topluma kapı açacağı açıktır.






