İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

İran nükleer çifte standardın kurbanı

Dünya
|

Nükleer programı nedeniyle İran’a karşı askeri seçeneği masada tutan Batı, nükleer silah kullanan tek devletin ABD olduğunu ve İsrail’in de bu silahlara sahip olduğunu göz ardı ediyor. Washington NPT’ye de uymuyor

Nükleer programı nedeniyle İran’a karşı askeri seçeneği masada tutan Batı, nükleer silah kullanan tek devletin ABD olduğunu ve İsrail’in de bu silahlara sahip olduğunu göz ardı ediyor. Washington NPT’ye de uymuyor


Rus yazar Tolstoy şöyle der: “Dünyada kendilerinin en medeni ve gelişmiş insanlar olduklarını iddia edenler, aslında tarih boyunca görülmüş en iğrenç kan dökücüler ve katillerdir.” Tolstoy doğal olarak Batı dünyasını ve başta ABD’yi kast ediyor.
Japonlara karşı atom bombasını ilk kim kullandı? Irak’a zenginleştirilmiş uranyumla karıştırılmış bir milyondan fazla bombayı kim yağdırdı? Uluslararası alanda yasaklanmış bombaları Yugoslavya’ya kim attı? Afganları soykırım silahlarıyla kim korkuttu? Üçüncü dünya ülkelerini kitle imha silahları denemek için test alanı olarak kim kullanıyor?
Bunları ABD dışında kim yapıyor?
Bununla birlikte, ABD sadece barışçıl amaçlar için nükleer teknolojiye sahip olmaya çalışması nedeniyle için İran’ı yok etmekle tehdit ederken, nükleer, kimyasal ve biyolojik kitle imha tesisleri ve stoklarına sahip İsrail’i göz ardı ediyor. Nükleer silah sahibi olan ABD ve İsrail’in bu silahların kendi ellerinde güvenli, başkalarının ellerinde çok tehlikeli olmasıyla övünme hakkı var mı?
ABD nükleer silahtan vazgeçmiyor
Amerikan tavrındaki siyasi ikiyüzlülük, Washington’ın 1967’de imzalanan Nükleer Silahların Yayılmasının Engellenmesi Anlaşması’na (NPT) girme biçiminde de kendini gösteriyor: Anlaşmanın, nükleer silah sahibi devletlerin silahlarını azaltmasını öngören 6. maddesi kesinlikle yürürlüğe konmadı. Küreselleşme, barış ve ülkeler arası savunma araçlarına sahip olma noktasında devletler  arasında eşitliğe dair sözler ve toplu güvenlik kavramları, ABD ve İsrail’in nükleer güçlerini muhafaza etmesiyle çelişmekte.
1974’ten 1982’ye kadar görevinde kalan eski Almanya dışişleri bakanı Hans-Dietrich Genscher, NPT’yi çiğneyenin barışçıl amaçlarla nükleer teknoloji elde etmeye çalışan İran değil, ABD olduğuna vurgu yapıyor. Genscher anlaşmanın nükleer silahı bulunmayan ülkelerin bu silaha sahip olmaya çalışmamasını öngördüğünü ve bunun barışçıl kullanım için nükleer teknoloji elde etme hakkı doğurduğunu belirtiyor.
İran’da silah kanıtı bulunamadı
Anlaşma ayrıca beş nükleer ülkenin, diğer ülkeleri nükleer teknolojinin kullanılması konusunda desteklemelerini ve kendi nükleer silahlarını da kapsamlı biçimde imha etmelerini içeriyordu. Bu kesinlikle gerçekleşmedi. Aksine, insanlığı birkaç kez yerle bir edebilecek binlerce nükleer bombaya sahip olan ABD yönetimi, yeni nükleer silahları geliştirmeyi de sürdürdü. Bugün Tahran’ın barışçıl nükleer teknolojiye sahip olma noktasındaki meşru hakkına tutunmasıyla birlikte İran nükleer dosyası daha da düğümleniyor, üst düzey diplomatik mercilerin açıklamalarına askeri çözüm ve operasyon dili hâkim oluyor. Oysa bu ifadeler bölge halklarının akıbeti ve geleceği üzerinde tehlikeli sonuçlar içeriyor.
Bu gelişmeler, Avrupalı hukuk uzmanlarının Tahran’ın yaptığının uluslararası hukuk kriterlerine ve NPT’ye aykırı olmadığını defalarca açıklamasına rağmen yaşanıyor. Zira İran’ın ‘nükleer silaha sahip olma çabası’na hiçbir kanıt bulunamuyor. Bu durumu Frankfurt’taki Barış Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Harald Müeller şöyle teyit ediyor: “Tahran’ın yaptığına, NPT’nin dördüncü maddesi kapsamında izin verilmişti. Bu anlaşma bütün üye ülkelerin barışçıl amaçlarla nükleer teknolojiyi kullanma hakkının teminat alınmasını öngörür. Müeller, Avrupa ve Amerika’nın İran’ın bu hakkını yasaklamak isteyen tutumlarını garipseyerek, temel sorunun çifte standartta saklı olduğunu vurguluyor. Şöyle ki, beş nükleer ülkenin ve İsrail’in cephaneliği görmezden gelindi.
Tahran saldırıyı cevapsız bırakmaz
Şimdi soru şu: Batılı ülkeler İran’ın barışçıl nükleer teknolojiye sahip olmasını kabul etmemekte ısrarcıysa ve diplomasi başarısız olduğunda askeri operasyon imasında bulunuyorlarsa, aynısı niçin nükleer tesislerini uluslararası denetlemeye açmayı reddeden, meşru olmayan cephaneliğini tartışma konusu bile etmeyen ve 300’den fazla nükleer başlığa sahip olan İsrail için uygulanmıyor?

Tahran’ın nükleer programına yönelik bir askeri operasyona cevap vereceğinden kimse şüphelenmezken ve İranlı yetkililer bunu birçok defa vurgulamışken, çoğu Batılı araştırma askeri operasyon yaklaşımının başarısız olmasını kesin görüyor. Nükleer uzmanı Frank Barnaby Oxford Araştırmalar Grubu’nun hazırladığı raporda, “İran’a karşı askeri operasyonun kesin başarı getireceğini düşünmek yanlış. Zira bu düşünce askeri operasyonun başarı ihtimalini büyütmekte ve İran’ın önemini azaltıyor” ifadesini kullandı.(İran’da Arapça yayımlanan Vifak gazetesi, 7 Ağustos 2008)


RADİKAL 12 AĞUSTOS 2008 SALI
AKRA