İstanbul'da düzenlenen bir yemekli sohbet toplantısına katılan Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü ve Osmanlı Hukuku uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Ermeni meselesinin bir Türk-Ermeni meselesi olmadığını vurgulayarak, meselenin aslında Ermeni-Müslüman meselesi olduğunu kaydetti.
Ermenilerin 850 bine yakın Müslümanı katlettiğini savunan Prof. Dr. Akgündüz, bunun içerisinde yüzbinlerce Kürt, Arap, Gürcü ve Kafkas Müslüman olduğunu anlattı. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı arşivlerinden edindiği yeni bir belgeye dayanarak Müslüman nüfusla birlikte 35 bine yakın Süryani’nin de katledildiğini bildirdi. Prof. Dr. Akgündüz, Ermenilerin Osmanlı’ya yardım ettikleri gerekçesiyle 7 Süryani köyünü yok ettiklerini ifade etti.
Osmanlıların soykırım yapmadığını belirten Prof. Dr. Akgündüz, şeri bir devlet olan Osmanlı kanunlarının soykırıma müsaade etmediğini söyledi. Soykırımı bir milletin toptan yok edilmesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Akgündüz, bunun İslam dinine göre ne barış ne de savaş döneminde mümkün olduğunu anlattı.
1915’te alınan kararın adının tehcir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akgündüz, tehcirin bir bölgedeki insanların bir başka bölgeye sürülmesi olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı ve ABD arşivlerine göre 438 bin Ermeni’nin tehcir edildiğini söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı’nın aldığı tehcir kararının şu şekilde olduğunu ifade etti:
“Savaş alanlarına komşu olan yerlerdeki Ermenilerin bir kısmının Osmanlı sınırlarını devletin düşmanlarına karşı korumakla yükümlü bulunan ordunun hareketlerini zorlaştırmasından, askeri mühimmat ve erzak naklini güçleştirmelerinden, düşmanla işbirliği yaparak, özellikle de düşman saflarına katılarak memleket içinde askeri kuvvetlere ve masum ahaliye silahlı olarak hücum ettiklerinden, Osmanlı kasaba ve şehirlerine musallat olarak adam öldürmek, yağlamak, düşmanın harp kuvvetlerine erzak tedarik ederek, askeri alanları onlara göstermek gibi suçları işledikleri bir vakıadır. Bunun üzerine devletin birliğini tehdit eden unsurların savaş alanlarından uzaklaştırılması, asilere hareket üssü ve sığınak teşkil eden köylerin ve kasabaların dağıtılması zarurettir. Bunun için;
1- Van, Bitlis, Erzurum vilayetleri, Adana merkez, Kozan ve Mersin merkez istisna olmak üzere Adana, Kozan, Cebeli Bereket sancakları, Maraş merkez müstesna olmak üzere Maraş sancağı, İskenderun ve Antakya’nın köy ve kasabaları; bütün buralarda oturan Ermeni nüfusun tamamının emin bir şekilde çıkarılarak yine Osmanlı Devletine bağlı olan Lübnan, Gazze, Şam, Halep, Musul, Tikrit ve Bağdat gibi yerlere yerleştirilmeleri.
2- Devletin güvenliğini sağlamak için yapılan bu icraat için; bütün Ermenilerin güvenliğini sağlamak için özel bir tabur görevlendirilmeli.
3- Köylerde ve kasabalarda tespit edilen Ermenilerin vakti gelenlerin tespit edilen iskan mahallerine refah içinde ve zarar görmeden ulaştırılmaları ve yerleştirilmeleri. Ancak can ve mallarının korunmasıyla yetinilmeyip ulaştıklarında tespit edilen yerlere iskan edilinceye kadar göçmenlere ait fondan bütün geçim kaynaklarının temin edilmesi. Ayrıca ulaştıkları yerlerde kendilerine ev ve arazi tahsis edilmesi.
4- Eğer sanat erbabı veya fabrikatörse işini kuracak kadar sermaye verilmesi, hükümetin bütün imkanlarının seferber edilmesi.
5- Bu vilayetlerde kalan gayri menkul mallarının teker teker yazılarak, cinsleri ve kıymetleri teker teker tespit edilerek, aynı cins aynı ve aynı kıymette arazilerin onlara tahsis edilmesi”
Prof. Dr. Akgündüz, son olarak tehcir sırasında Ermeni ve Müslüman halklar arasında karşılıklı olarak lokal mukatele (karşılıklı birbirini öldürme) yapıldığını, ancak Osmanlı Devleti’nin bu mukatele sırasında suç işleyen kimi devlet görevlilerini de cezalandırdığını söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, bu mukatelenin ise asla soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini sözlerine ekledi.
ANALİTİKBAKIS.COM - 13 AĞUSTOS 2008 ÇARŞAMBA