Rus-Gürcü savaşı son bulmuş görünürken, Gürcistan’ı Güney Osetya’yı güce başvurarak tekrar ele geçirebileceğine ikna eden şeyin ne olduğu hâlâ bilinmiyor. Saakaşvili’nin yaptığı pervasızlığın daniskasıydı; Rusya’ya meydan okumak çok ileri giden bir kumardı
Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in verdiği talimatla Gürcistan’a yönelik askeri operasyon durdu ve Kafkaslar’daki küçük savaş sona erecekmiş gibi görünüyor.Medvedev’in televizyondaki konuşması özlü ve isabetliydi; Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Sakaşvili’yse Tiflis’teki gösteride kalabalığa hitaben ipe sapa gelmez bir konuşma yaptı. Bu iki açıklama arasındaki keskin tezat, bu savaştan hangi tarafın galip çıktığına dair en ufak bir kuşku bırakmıyor.
Kısa (ve çirkin) bir çatışma yaşanmış olabilir, fakat arkasında birçok gizem bıraktı. Can kayıplarının boyutu veya yıkımın ölçeğiyle ilgili hâlâ tam bir fikre sahip değiliz. Ortada ağır bir insani acı ve çok sayıda mülteci olsa da (ne yazık ki silahlara başvurmanın kaçınılmaz sonuçları bunlar), bölgeden gelen en son haberler iki tarafın da kayıplarını abartıyor olabileceğini gösteriyor.
Ancak belki de en büyük gizem, Gürcistan’ın Rusya’nın üzerine gitmek için neden bu zamanı seçtiği. Elbette Gürcistan açısından durum uzun zamandır rahatsız ediciydi: Ülkenin iki parçası (Güney Osetya ve Abhazya) kontrol dışındaydı ve Rusya’nın işleri karıştırması için biçilmiş kaftandı. Fakat bu gidişat 15 yıllık bir dönemin büyük bölümüne yayılmıştı. İhtilafın diplomatik araçlarla çözülebilmiş olması gerekirdi.
Bu çatışmanın ilk bedeli, Tiflis’in bu iki bölgeyi münasip şekilde Gürcistan’a entegre etme umutları olacaktır. Bu bölgelerin halkları Gürcü yönetiminden daha da endişe duyacaklar ve Rusya’nın korumasını sürdürmesine daha meyilli olacaklardır. Gürcü halkı liderlerinin tezcanlılığının ülkenin yenilgisine katkıda bulunduğuna kanaat getirirse, Saakaşvili’nin otoritesi açısından da bir bedel söz konusu olabilir.
Daha büyük ve daha uzun vadeli bedelse Gürcistan’ın, AB ve özellikle NATO üyesi sıfatıyla, Batı dünyasının tam ehliyetli bir parçası olarak kabul edilme arzusu olacaktır. Avrupalılar geçen nisanda Gürcistan’ın NATO üyeliğine yönelik attığı ilk adımı, ABD’nin hilafına ertelediğinde, bunun nedeni tam da şu an oynanan senaryodan korkmalarıydı -zira müttefikler anlaşması gereği Gürcistan’ın yardımına koşmak zorunda kalacaklardı. Şimdi darbe yiyen sadece Gürcistan’ın değil, (her ne kadar Tiflis kadar azimli bir aday olmasa da) Ukrayna’nın da arzuları.
Fakat Batı-Doğu ilişkileri de (bu kavram aniden tekrar geçerlilik kazanmış gibi görünüyor) altı günlük bu savaşın hemen sonrasında zarar görmüş durumda. Rusya Gürcistan’ın Güney Osetya’ya saldırısını geri püskürtürken, Rusya çatışmaları gereğinden uzun sürdürdü ve Gürcistan topraklarının epey içlerine girdi; halbuki Gürcü birliklerini Osetya’dan çıkarmak için bu kadar ileri gitmek gerekmiyordu. Medvedev dün Rusya’nın Gürcistan’da ‘rejim değişikliği’ niyetinde olduğu suçlamalarını reddetti. Fakat Saakaşvili’yi şimdi devirmenin lüzumu yok. Rus askeri gücünün Gürcistan’a neredeyse hiç direnişle karşılaşmadan girmesi, bölgenin rakipsiz efendisi olduğunu bir kez daha tartışmasız şekilde ortaya koyan bir gövde gösterisiydi. Bu kısa savaş yeni bir güç dengesinin kırmızı çizgilerini de çekmiş oldu.






