Dünya piyasaları kredi krizi nedeniyle çalkalanırken, herkes krizin dibinin nerede olduğunu anlamaya çalışıyor. Bir taraftan krizin merkez ülkesi Amerika’da batan bankalar, konut finansman şirketleri ya da aracı kurumların kurtarılması için destek paketleri açıklanıyor, diğer yandan virüsün hızla yayıldığı Avrupa ülkelerinde de yeni tedbirler alınmaya çalışılıyor. Krizin ağır ağır geldiği Türkiye gibi ekonomileri kaygan zeminde olan ülkeler ise tetikte bekleyişlerini sürdürüyor.
TUSAM Avrupa Masası uzmanı Orhan Pehlivanlı’ya göre, sürekli para pompalanarak "şimdilik" kurtarılan şirketler ve ötelenen krizin nereye kadar devam edeceği kestirilemiyor. "Bir yıl öncede aynı taktikle krizin bitirildiği söylenmişti." diyen Pehlivanlı, bugün bunun doğru olmadığının net biçimde görüldüğünün altını çiziyor.
Pehlivanlı, bitmek bir yana ABD’de başlayan bu krizin Avrupa piyasalarını da olumsuz etkilediğini vurgulayarak, "Gelişmekte olan ülkeler henüz krizin etkilerini hissetmemesine rağmen, küresel ekonomide krizin her ülkeye etki etmesi kaçınılmaz görünüyor.
ABD’nin 850 milyar Dolar’lık likit parayla yaptığı kurtarma operasyonunun hedefi; finans piyasasındaki aktörleri kamu parasıyla kurtarmak. Bu işlemle birlikte ABD’nin zaten yüksek olan kamu borcuna 1 trilyon doları aşan ek bir yük binecek. Bunun da piyasaları kurtarmaya yetmediği görüldü." ifadelerini kullandı.
Pehlivanlı, şöyle devam etti: "Türkiye’nin çok kereler tecrübe ettiği üzere, iç açıklara sebep olan bu durum düzelene kadar dışa açık vererek kriz finanse edilebilir. Kredibilitesi yüksek olan veya güçlü bir pozisyonu olan bir ülke bunu daha az maliyetle yapabilir. Ancak söz konusu olan ülke ABD ise bu faturayı dünya geneline kesecektir."
MİLLİ GAZETE 14 EKİM 2008 SALI






