İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Arapları öldürmeye alıştılar şimdi de Türkleri öldürüyorlar

Arapları öldürmeye alıştılar şimdi de Türkleri öldürüyorlar
Güncel
|

İngiliz The Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri ve yazarı Robert Fisk'in yazısı:

İsrail kontrolü kaybetti mi? 2008-09’da Gazze Savaşı (1300 ölü), 2006’daki Lübnan Savaşı (1006 ölü), diğer tüm savaşlar ve şimdi de dünkü ölümler dünyanın artık İsrail’in hakimiyetini kabul etmeyeceği anlamına gelebilir mi?

Fazla ümitlenmeyin.

Beyaz Saray’ın yüreksiz açıklamasını - Obama yönetiminin “trajediyle ilgili koşulları anlamaya çalıştığı” şeklindeki açıklamayı - okumanız yeterli. Tek bir kınama sözcüğü bile yok. Hepsi bu. On ölü. Ortadoğu bilançosuna eklenecek yeni bir istatistik.

Ama öyle değil.

1948’de politikacılarımız - Amerikalılar ve İngilizler - Berlin’e bir hava yardımı götürmüşlerdi. Açlıktan ölmek üzere olan bir nüfus (ki üç yıl önce düşmanlarımızdı), kentin etrafına çit çeken acımasız Rus ordusu tarafından kuşatılmıştı. Berlin hava yardımı Soğuk Savaş’ın en harika anlarından biriydi. Askerlerimiz ve havacılarımız açlıktan ölmek üzere olan Almanlar için hayatlarını riske attı ve feda etti.

İnanılmaz değil mi? O günlerde politikacılarımız karar alıyordu; liderlerimiz hayat kurtarmak için karar alıyordu. Sayın Attlee ve Truman, Berlin’in hem siyasi hem de ahlaki ve insani açıdan önemli olduğunu biliyordu.

Peki ya bugün? Gazze’ye gitmeye karar verenler sıradan insanlardı, Avrupalılar, Amerikalılar, Holokost mağdurları, - evet, Tanrı aşkına, Nazilerden kurtulanlar -. Çünkü politikacıları ve devlet adamları onları hayal kırıklığına uğratmıştı.

Politikacılarımız dün neredeydi? Evet, gülünç Ban Ki-mun’umuz, Beyaz Saray’ın zavallı açıklaması, ve sevgili Bay Blair’in “bu trajik hayat kayıpları karşısında duyduğu derin üzüntü ve şok” vardı. Sayın Cameron neredeydi? Sayın Clegg neredeydi?

1948’de elbette Filistinlileri görmezden gelirlerdi. Ne de olsa, Berlin hava yardımının Arap Filistin’in yıkılmasıyla aynı zamana denk gelmesi korkunç bir ironiydi.

Ancak artık olayları değiştirmek için karar alanların sıradan insanlar, eylemciler (nasıl adlandırırsanız adlandırın) olması bir gerçek. Politikacılarımız, hayat kurtaracak kararlar almak için fazla omurgasız, fazla korkaklar. Neden böyle? Neden Sayın Cameron ve Clegg’den cesur sözler duymadık?

Şurası bir gerçek, eğer Avrupalılar (evet, Türkler de Avrupalı, değil mi?) başka bir Ortadoğu ordusu tarafından (İsrail ordusu da bir Ortadoğu ordusu, değil mi?) vurulmuş olsaydı öfke dalgaları oluşurdu.

Peki bu, İsrail hakkında neler gösteriyor? Türkiye İsrail’in yakın bir müttefiki değil mi? Türkler böyle bir şeyi bekleyebilir miydi? İsrail’in İslam dünyasındaki tek müttefiki bunun bir katliam olduğunu söylüyor ve bu İsrail’in umrunda değilmiş gibi görünüyor.

İsrail, sahte İngiliz ve Avustralya pasaportlarının Hamas komutanı Mahmud el Mabhuh’un suikastçılarına verilmesinin ardından Londra ve Canberra’nın İsrailli diplomatları kovmasını da umursamamıştı. ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden oradayken Doğu Kudüs’ün işgal altındaki topraklarında yeni Yahudi yerleşimleri yapacağını ilan ederken de umursamamıştı. Şimdi neden umursasın?

Bu noktaya nasıl geldik? Belki, hepimiz İsraillilerin Arapları öldürdüğünü görmeye alıştığımız, belki de İsrailliler Arapları öldürmeye alıştığı için. Şimdi de Türkleri öldürüyorlar. Ya da Avrupalıları. Şu son 24 saatte Ortadoğu’da bir şeyler değişti - ve (bu katliama verdikleri son derece aptalca siyasi tepki düşünülürse) İsrailliler olan biteni kavrayamamış gibi görünüyor. Dünya artık bu zulümden bıktı. Yalnızca politikacılar sessiz.

2 HAZİRAN 2010 RADİKAL

AKRA