İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Ortadoğu Birliği'ne ilk adım

Ortadoğu Birliği'ne ilk adım
Güncel
|

Türkiye, Orta Doğu'da 3 ülke arasında serbest ticaret ve serbest vize bölgesi oluşturulmasına ilişkin ortak deklarasyon imzalandı.

Türkiye, Orta Doğu'da 3 ülke arasında serbest ticaret ve serbest vize bölgesi oluşturulmasına ilişkin ortak deklarasyon imzalandı.

Türk-Arap İşbirliği Forumu 3. Dışişleri Bakanları toplantısının sonunda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından okunan ortak deklarasyonda, "Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Suriye arasındaki ilişkilerin birbirlerine ortak tarih, kültür ve coğrafyayla emsalsiz bir şekilde bağlı olan halklarının iradesi temelinde artmakta olan siyasi diyalog, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve kültürel etkileşim temelinde nitelendiği" bildirildi.

Mevcut işbirliğinin çok uluslu ve kurumsal bir çerçevede güçlendirilmesi, uzun vadeli stratejik ortaklığın ve aralarındaki dayanışmanın geliştirilmesi ve ekonomik entegrasyona doğru ilerlenmesi hedefine dikkat çekilen deklarasyonda, "Yüksek Düzeyli Dörtlü İşbirliği Konseyi (YDDİK)" tesis edilmesi ve bu ülkeler arasında serbest ticaret ve dolaşım alanı oluşturulmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

YDDİK'nin, ortak çıkarlar ve ilgi alanları çerçevesinde işbirliğinin geliştirilmesi konusunda sağlam bir temel teşkil eden serbest ticaret ve vize muafiyeti alanlarındaki mevcut ikili anlaşmalar ve uygulamalar temelinde yapılacağı ifade edilerek, Türkiye'nin bu anlayışla Suriye, Ürdün ve Lübnan'la vize muafiyeti anlaşmalarını yürürlüğe koyduğu hatırlatıldı. Türkiye'nin ayrıca Suriye ve Ürdün'le serbest ticaret anlaşmaları imzaladığının da hatırlatıldığı deklarasyonda, Türkiye ile Lübnan arasında serbest ticaret anlaşmasının (STA)imzalanabilmesi için de müzakerelerin halen devam ettiği kaydedildi.

Deklarasyonda, Türkiye ve Lübnan'ın bu bağlamda iki ülke arasında STA'nın en kısa zamanda akdedilebilmesi için müzakereleri aktif bir şekilde sürdürme taahhüdünde bulundukları belirtilerek, bu hususun dörtlü sürece tam katılım sağlanması açısından gerekli olduğu vurgulandı.

Deklarasyonda, dörtlü mekanizmanın taraflar arasındaki ikili taahhütlerin yerine geçmeyeceği, bölgedeki tüm diğer kardeş ve dost ülkelerin katılımına açık olacağı belirtilerek, dörtlü konseyin koordinasyonunun dışişleri bakanları tarafından yapılacağı bildirildi.

Konsey'in yılda en az bir kez istişare amaçlı başbakanlar düzeyinde toplanacağı ve katılımcı ülkelerin ev sahipliğini dönüşümlü üstleneceği belirtildi.

Deklarasyonda, enerji, ticaret, gümrük, tarım, sağlık, yatırımlar, içişleri, su, çevre ve ulaştırma gibi alanlar ile gündeme bağlı olarak diğer alanlardan sorumlu bakanların da Konsey'e iştirak edebilecekleri ve Konsey'in işbirliğinin ortak çıkarlar çerçevesinde diğer alanlarda gelişmesine paralel olarak bu alanlardan sorumlu bakanları da içerecek şekilde geliştirilebileceği vurgulandı.

Konsey'in çalışmalarının koordinasyonunun ve toplantıların gündemlerinin nihai hale getirilmesinin katılımcı ülkelerin dışişleri bakanları tarafından yapılacağı belirtilerek, Konsey üyesi bakanların karşıtlarıyla yılda en az bir kez dörtlü formatta toplanarak, Konsey'e sunulmak üzere görev alanlarına giren alanlarda somut adımlar atılmasına yönelik eylem planları geliştirecekleri bildirildi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Suriye arasında ortak deklarasyon imzalanmasıyla ilgili olarak, ''Bu dörtlü serbest ticaret, serbest vize bölgesi hiçbir şekilde AB'ye alternatif değildir'' dedi.

Bir gazetecinin, ''Bazı Arap ülkelerinin Türkiye'nin İran ile ilişkilerinin boyutundan rahatsız olduğu yönünde haberler var'' demesi üzerine Davutoğlu, böyle bir rahatsızlığın söz konusu olmadığını söyledi.

Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa'nın, son Arap zirvesinde dile getirdiği gibi bölgeyi kuşatan yeni bir istişari işbirliği alanı kurulması konusunda Türkiye'nin de İran'ın da Arap Birliği'nin bu çağrılarına muhatap kabul edildiklerini belirten Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

''Dolayısıyla Türkiye'nin Arap dünyası ve İran ile geliştirdiği ilişkiler birbirlerini tamamlayan ilişkilerdir. Biz bütün komşularımızla ilişkiler geliştiriyoruz. Arap dünyası ile çok ileri ilişkilerimiz var. İran ile de komşuluğumuzdan, tarihi bağlarımızdan gelen ilişkilerimiz var. Bu ilişkilerin hiçbirisi diğerini dışlayan, engelleyen veya diğerine karşı bir ilişki gibi görülemez. Tahran deklarasyonu konusunda ise Arap Birliği en başından itibaren deklarasyonun olumlu bir adım olduğu konusunda desteklerini ifade etmişlerdir. Bölgemizdeki bütün Arap ülkeleri Tahran deklarasyonunu önemli bir barış imkanı oluşturduğu konusunda Türkiye'yi ikili ilişkilerde tebrik etmişlerdir. Bizim ulaşmak istediğimiz hedef, bölgedeki halklar arasında kalıcı istikrarın, kalıcı barışın temin edilmesidir ve bunu da gerçekleştirmeye kararlıyız.''

-FİLİSTİN İÇİNDEKİ İHTİLAF-

Bir gazetecinin, ''Filistinlilerin içindeki ihtilafın ne şekilde çözüleceğine'' ilişkin sorusu üzerine de Bakan Davutoğlu, bu son gelişmelerin Filistinlilerin arasındaki ihtilafın bir an önce giderilmesinin elzem olduğunu gösterdiğini belirtti.

Ortaya çıkan bu yeni atmosferin, Filistinliler arasında birliğin temini konusunda da ciddi bir zemin oluşturduğuna dikkati çeken Davutoğlu, bu konuda çalışmalar yürüten ve toplantılara gelen Mısır Dışişleri Bakanı ile ikili görüşme de yaptığını bildirdi.

Davutoğlu, ''Hamas lideri Halit Meşal'in, gemilerin Türkiye'den Gazze'ye yardım götürmek üzere hareket etmesinden önce Türkiye'de bulunup bulunmadığına'' ilişkin bir soru üzerine de bu haberlerin doğru olmadığını, bunların tamamen spekülatif haberler olduğunu kaydetti.

-''İSRAİL ULUSLARARASI ALANDA HESAP VERMEK ZORUNDA''-

Yabancı bir gazetecinin, ''İsrail'e gelecek dönemde nasıl davranılması gerekmektedir. Gazze'ye ambargoyu sona erdirebilmek için somut öneri ve teklifler geldi mi'' sorusu üzerine Davutoğlu, bu konuda Türkiye'nin tutumunun gayet net, açık olduğuna dikkat çekti.

İsrail'in, uluslararası sularda, uluslararası hukuka aykırı bir şekilde saldırıda bulunduğunu ve 8 Türk, 1 Amerikan vatandaşını öldürdüğünü hatırlatan Davutoğlu, bu saldırının uluslararası zeminde mutlaka hesabının sorulması gerektiğini belirtti.

Davutoğlu, Türk ve diğer 32 millete mensup yolcuların İsrail'den Türkiye'ye getirilmesinden sonra bu konuda çalışmalarını daha da yoğunlaştırdıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

''Bildiğiniz gibi BM Güvenlik Konseyinin bir kararı var, bir başkanlık kararı açıklaması var. Burada uluslararası soruşturma komisyonu kurulması talep ediliyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun da sayın başbakanımızı arayarak bununla ilgili bir teklifi bize iletti. Biz bu teklifi kabul ettik. İsrail tarafı henüz bu teklife cevap vermedi. Kendi ulusal soruşturmasını yapacağını söyledi. Biz kesinlikle böyle bir ulusal soruşturmayı kabul etmeyiz. Bu suç uluslararası sularda işlenmiştir ve uluslararası bir suç niteliğindedir. Dolayısıyla bütün uluslararası forumlarda bunun takipçisi olacağız. Başbakanımızın diplomasiden kastettiği bu. Ama bunun da ötesinde biz son dönemde bütün ilgili BM Güvenlik Konseyi üyeleri ile de görüşüyoruz. Gazze'ye ablukanın en kısa sürede kalkması içinde her türlü çalışmayı yapmaya kararlıyız. Gazze'den abluka kalkmadan bu tür gerginliklerin önüne de geçilemez. Dün sayın (ABD Başkanı Barack) Obama'nın bu konuda yaptığı açıklamayı da takdir ediyoruz. Başta Amerika olmak üzere bütün müttefiklerimizle bu konuyu gün be gün konuşuyoruz. İsrail bu konuda uluslararası alanda hesap vermek zorundadır. Gazze'den de abluka kalmak durumundadır.''

-DAVUTOĞLU'NUN KONUŞMASI-

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, basın toplantısında yaptığı konuşmada da bu forumda Türkiye ile Arap dünyası arasındaki ilişkilerin daha da stratejik bir nitelik taşıması için atılabilecek adımları gözden geçirdiklerini söyledi.

Davutoğlu, şunları söyledi:

''Bugün gerçekleştirilen toplantı son derece önemli gelişmelerin bölgemizi etkilediği bir dönemde gerçekleşti. Her şeyden önce Gazze'de süren abluka dolayısıyla ciddi mahrumiyetler içindeki kardeşlerimize yardım ulaştırmak üzere harekete geçen sivil toplum kuruluşlarının içinde bulunduğu gemilere yapılan saldırı toplantımızda detayıyla tartışıldı. Arap Ligi üyesi ülkelerin dışişleri bakanları bu toplantıda Türkiye'ye desteklerini ve Türk halkının bu konuda attığı adımlara olan şükranlarını ifade ettiler.''

Saldırının hemen ardından, 2 Haziranda, Arap Birliği Bakanlar Konseyinin olağanüstü toplanarak, Türkiye ile dayanışmasını ve bu filoda vatandaşları bulunan 32 ülkeyle olan dayanışmasını açık bir şekilde vurguladığını anlatan Davutoğlu, ''Bundan sonraki süreçte İsrail'in mutlaka ve mutlaka uluslararası bir soruşturma ile bu hunharca saldırının hesabını vermesi gerektiği konusunda net bir tavır takınmışlardır'' dedi.

HABER7 / 11 HAZİRAN 2010

AKRA