Erciyes Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Fizikokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulah Çoban, “Bordan yeterince yararlanamadığımızı bilen Avrupalılar, bizi ürünlerimizi almamakla, fiyatı düşürmekle tehdit ediyorlar, ortaya çeşitli raporlar çıkarıyorlar. Beklentileri (Biz işleyemiyoruz, alın siz işleyin) dememiz. Bu oyuna gelmemeliyiz” dedi. Prof. Dr. Çoban, 2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Maden Kanunu’nun yabancıların Türkiye’de maden aramalarına imkan sağladığını anımsattı. Yabancı şirketlerin bu kanun sayesinde 2007 yılı itibariyle toplam 150 bin kilometrekare alanın doğrudan, 450 bin kilometrekare alanın da dolaylı yoldan maden arama ruhsatını aldıklarını ifade eden Çoban, şunları anlattı:
“Bu alanların büyüklüğü her geçen gün artıyor. Yabancı şirketler belli bir sınırlama olmamasına rağmen tepki çekmemesi için artık Yeni Anadolu, Gümüş gibi Türk isimleriyle kurdukları firmalar aracılığıyla ya da Ahmet, Mehmet gibi vatandaşlarımızın adına maden arama ruhsatı alıyorlar. Altın, gümüş, krom, platin, toryum, uranyum, osmiyum gibi birçok değerli madenin arama ve işletme ruhsatını aldılar. Bu madenleri de, birlikte bulundukları daha az değerli olan başka madenlerin içinde yurt dışına çıkarıyorlar. Örneğin kromun içinde geleceğin enerjisi olan osmiyum gibi platin grubu madenleri kaçırıyorlar. Ortalama
NÜKLEER ENERJİ
Prof. Dr. Abdullah Çoban, nükleer enerjinin de kamuoyuna yansıtıldığı gibi çevre kirliliğine, büyük felaketlere neden olmayacağını savundu. ABD’nin Türkiye’nin tükettiği enerjinin 3 katını nükleer enerji santrallerinde ürettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:
“Zürih dünyanın en temiz kenti. Orada bile 8-9 tane nükleer santral var. Depremler ülkesi Japonya’da 89 tane nükleer santral bulunuyor. ABD’yi, Zürih’i, Japonya’yı kirletmeyen nükleer santraller sadece İran’ı ya da Türkiye’yi mi kirletecek? Bu oyun daha önce siyanürle altın çıkarılan madenler için de oynanmıştı. Siyanür çevreyi kirletiyor diye Bergama’daki halkı ayaklandırdılar. Bu madenlerin arıtma tesislerinde bir tek sinek ölsün ben özür dilemeye hazırım.”
MİLLİGAZETE - 22 KASIM 2008







