Küresel güçler ve Batı medyası, “Hindistan’ın 11 Eylül’ü” denilen saldırıları, İslam dünyasına baskı için gerekçe yapıyor.
Geçen hafta, tüm dünya Hindistan'ın Bombay kentini kana bulayan 11 eş zamanlı terör saldırılarının dehşeti ile sarsıldı. Restoran, hastane, Yahudi yardım kuruluşu, tren istasyonu, otel, karakol, sinema kompleksi ve liman yolu gibi kalabalık noktaları hedef alan, el bombası ve otomatik silahların kullanıldığı saldırılarda en az 200 kişi hayatını kaybederken, 300 kişi de yaralandı. Saldırıların özellikle turistlerin yoğun olduğu büyük otellerde yapılması “Hindistan’ın 11 Eylül’ü” yorumlarına neden oldu. Saldırılarda, Bombay polisi Terörle Mücadele Şefi Hemanth Karkare de hayatını kaybetti.
Üç Türk vatandaşının da rehin kaldığı ancak sağ kurtarıldığı eylemde, otelde bulunan saldırganların ve son rehinelerin tamamı Hint polisi ve komandoları tarafından öldürüldü. Hindistan'ın en büyük kenti ve ticari başkenti Bombay'da düzenlenen eş zamanlı 11 saldırıda 300'den fazla kişi de rehin alındı. Bombay’daki Musevi merkezindeki rehinelerden 8'inin kurtarıldığı açıklandı. Bir kısmı denizden botlarla gelen teröristlerin, otomatik silah ve el bombalarıyla Taç Mahal Palace Otelini ele geçirdiği ve 3 gün süren çatışmalarda teröristlerin ve ellerindeki son rehinelerin tamamı öldü.
Saldırıları El Kaide ile bağlantılı Deccan Mücahitleri adlı, ismi daha önce duyulmamış bir örgüt üstlendi. Eylemcilerin, ‘Hindistan’daki Müslümanlara yapılan zulme son vermeyi’ amaçladıkları iddia edilirken, Hindistan ise olayın arkasında ima yoluyla da olsa Pakistan’ın olduğunu açıkladı. Rus basınında da saldırıların arkasında ‘Pakistan istihbaratıyla bağlantılı El Kaide’nin olduğu iddia edildi. Ancak uzmanların üzerinde uzlaştığı bir konu var ki o da, saldırıların, intihar eylemleri ve bomba yüklü araçları tercih eden El Kaide’in eylem tarzına hiç benzemediği.
Bütün dünya 60 saat süren Hindistan saldırılarının dehşetini yaşarken, yeni bağımsızlığını kazanan Kosova’dan gelen çok ilginç bir haber ise, Bombay’daki gibi uluslar arası arenada çok ses getiren terör eylemlerinin arkasında muhakkak bir gizli servisin olacağı görüşünü kuvvetlendirdi. Kosova’nın başkentinde bulunan AB Temsilciliği’ne yönelik bombalı saldırı nedeniyle tutuklanan 3 Alman vatandaşının Alman İstihbarat Servisi BND ajanı olduğunu Almanya da itiraf etti. Ajanlarının tutuklanmasına sinirlenen Almanya’nın baskıları artırması üzerine önceki gün bombacı 3 Alman ajanı serbest bırakıldı.14 Kasım günü Kosova’nın başkenti Priştine’de bulunan AB Temsilciliği’ne yönelik gerçekleştirilen bombalı saldırının, üç Federal Haber Alma Teşkilatı (BND) elemanı tarafından gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması, Hindistan’daki saldırıların arkasında büyük bir devletin istihbarat servisinin olduğu yorumlarını güçlendiriyor.
Hindistanlı Müslümanların önderlerinden Selman en-Nedevi, saldırıların Hindistan derin devleti tarafından düzenlenmiş bir komplo olduğunu ve Hindistan hükümetinin bundan sonra Hintli Müslümanlar üzerinde daha büyük bir baskı oluşturmak için gerekçe olarak kullanacağını söyledi. Teröristler ve Deccan Mücahidin isimli örgütleri, Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Keşmir’de ve Gucceratt’a hiç tanınmıyor. Bir şehri esir alabilecek kadar güçlü bir silah ve lojistiğe sahip olan teröristlerin üzerindeki kuşkular artıyor. Saldırganlar'ın eyleminin özellikle Batılılar'a yönelik olması da Uluslararası Kamuoyu'nu Hindistan lehine etkileme amaçlı olduğunu gösteriyor.
Hindistan’da İslam, yükselen bir değer ve her yıl milyonlarca insan Müslüman oluyor. Bugün Hindistan’daki Müslüman nüfusu 200 milyonun üzerinde. Pakistan’ın Hindistan’dan ayrılmasından sonra Hindistan'da kalan Müslümanlara bürokratik, siyasal ve eğitim hayatında büyük yasaklar getirildi. Daha çok ticaretle iştigal eden Müslümanların özellikle Bombay’da ticari hayatı ellerinde tuttukları biliniyor. Bu bilgi bile teröristlerin Bombay’ı hedef seçmesinin Müslümanların aleyhine sonuçlar doğuracağını ortaya koyuyor. Eylemlerde büyük ve turistik otellerin hedef alınması ise olayların Batı basının da daha çok manşetlere taşınmasını hedefliyordu. Teröristlerin, Yahudi merkezini hedef alması ve Amerikalı, İngiliz ve İsrail pasaportu olanları rehine olarak seçmesi de hedefe yine Müslümanların konmak istendiğini gösteriyor. Dünya medyası da bir kez daha İslam ve terör kavramlarını birlikte zikrederek, bütün dünyaya mesaj vermeye çalışıyor.
Bazı internet sitelerinde yayınlanan haberlerde olayın görgü tanıkları, saldırganların önce otelin lobisinde bira içip hesabı ödedikten sonra çantalarından silahlarını çıkarıp ateş etmeye başladıklarını yazdı.
Bağdat’lı turist Gaffar Abdul Amir ‘in ifadesine göre; Leopard Kafe’nin önünde en az 2 kişi ateş açmış, Gaffar’ın BBC kayıtlarına geçen ifadesi; “Hintli gibi görünmüyorlardı, yabancı görünümlüydüler. Biri sarışındı diğerinin saç şekli ise punk tarzındaydı. Muntazam giyimliydiler”. Görgü şahitlerinin ifadesi, 11 Eylül saldırılarını gerçekleştirdiği iddia edilen ve İslamcı militan oldukları öne sürülen Marwan Al-Seyhi ile Muhammed Atta‘nın da içki içtikleri ve gayrı ahlaki gecelerde alem yaptıkları daha sonra basında yayınlanmıştı. Görgü tanıklarının şahitliklerine rağmen içki içen eylemcilerin yine Müslüman saldırganlar olduğunu yazmakta gecikmeyen Batı basını yargısız infazla hedefi belirtmiş oluyordu. Öyle ki Times Online haberi aynen şöyle verdi: “Hindistan’daki canavarca eylemi gerçekleştirenler el-Kaide ile sıkı başları olan, Pakistan’da eğitim kampları bulunan bir terörist Leşker-i Tayyibe grubu!” Saldırının Pakistan’ın bölünmesini hızlandırmak, Hindistan ile çatışmaya girmesini manipüle etmek ve Orta Doğu ve Asya’daki terörizmin sürmesini sağlamak amacıyla yapıldığı kaydediliyor.
Yeni seçilen ABD Başkanı Barack Obama’nın, başkan seçilmeden önce Pakistan hakkında verdiği demecin, olayı sürpriz boyutundan çıkardığını belirten analistler, Beyaz Saray’da oturan kişinin değişmesine rağmen, küresel işgal ve pozisyon belirleme hamlelerinin aynen devam ettiğine işaret ediyor. İstihbarat birimleri, ABD Başkanı seçilen Barack Obama’nın görevi devralacağı 20 Ocak’a kadar tüm dünyada ses getirecek eylem beklentisini duyururken, yüzlerce internet sitesi de aylardır bu tip uluslar arası bir eylem beklentisini sürdürüyordu. Bush’un, Büyük Ortadoğu Projesi’ne soğuk bakan Obama’nın, bu eylemle Ortadoğu’nun hala İslamcı terörizmin(!) merkezi olduğu yönündeki düşünceye daha yumuşak bakmak zorunda kalacağı yorumları da yapılıyor. Olay sürerken bir açıklama yapan ABD’nin yeni başkanı Barack Obama da mesajında, “ABD olarak, Hindistan ve tüm dünyadaki devletlerle birlikte terörist şebekeleri çökertmek ve yok etmek için ortaklığımızı güçlendirmemiz zorunludur. Hindistan halkıyla beraberiz” demesi, eylemin başarısı(!) olarak gösteriliyor.
Hindistan, Pakistan ve Afganistan üçgeninde bir olay meydana geldiğinde, neler olduğunu kestirmek çok güç. Hindistan ve Pakistan arasında yumuşama varken böyle bir saldırının gerçekleşmesi dikkat çekici. Hindistan’da her yıl buna benzer 7-8 olay oluyor ve yüzlerce insan ölüyor. Yapılan araştırmalarda bu tip saldırıları yapanların Müslüman olmadığı, daha çok Hindu polis ve askerlerin yaptığı biliniyor. Bu olayın arkasında da Müslümanların olduğunu sanmıyorum. Hindistan’da Eyalet seçimleri var. Bu da çok önemli. Saldırılarda 12 Mossad ajanının da bulunduğu söyleniyor. Gerçekten de yorumlanması güç bir denklem var karşımızda. Herkesin parmağı olabilir. Örneğin, Afganistan Devlet Başkanı Hamit Karzai, Hindistan’daki CIA Merkezinde yetişmiştir. O bakımdan Afganistan, bu olayların dışında tutulamaz. Zaten bu tip olayların hemen arkasından Müslümanlara karşı saldırı başlatılıyor. Yine kabak Müslümanların başına patlayacak!
MİLLİ GAZETE - 1 ARALIK 2008 PAZARTESİ







