İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Olimpiyat: Ticari mi, siyasi mi yoksa sportif oyunlar mı?

Dünya
|

Çin'de, 1980 yıllarından itibaren, Komünist kapalı bir sistemden, serbest pazar ekonomisine geçiş süreciyle ortaya çıkan açılma ve bunun tetiklediği ekonomik büyüme, tüm dünyanın gözlerini Asya'nın kalbindeki bu dev ülkeye çekti. Asya'nın dış ticaret devi olarak bir ejderha gibi şahlanan ülkesi, Çin, artık tüm dünyanın ilgisini çekerken, diğer yandan da bir tehdit olarak algılanır hale geldi.

Çin'de, 1980 yıllarından itibaren, Komünist kapalı bir sistemden, serbest pazar ekonomisine geçiş süreciyle ortaya çıkan açılma ve bunun tetiklediği ekonomik büyüme, tüm dünyanın gözlerini Asya'nın kalbindeki bu dev ülkeye çekti. Asya'nın dış ticaret devi olarak bir ejderha gibi şahlanan ülkesi, Çin, artık tüm dünyanın ilgisini çekerken, diğer yandan da bir tehdit olarak algılanır hale geldi.
 
Çin'in, durdurulamaz büyümesinin ardında; uluslararası ticaret sistemine dahil olması çok önemli bir itici güç olarak kabul edilir. Daha açıkça ifade edersek; 2001 yılında Çin'in, Dünya Ticaret Örgütü'ne üye olması, Çin için, hem siyasi bir zafer hem de ekonomik açılmanın zincirlerini kıran önemli bir adımdır. Çin'in DTÖ'ye katılması 15 yıllık bir gayretin sonucunda gelmişti. Bu anlamda; Çin, DTÖ üyeliğini siyasi bir başarı olarak görürken, dünya ekonomileri ve özellikle Batılı devletler arasında hem bir fırsat olarak algılanmış hem de tehditleri beraberinde getirmiştir. 2001 tarihi, Çin ile Batı devletleri arasındaki mücadeleyi belirleyen önemli bir temel taş olurken, karşılıklı rekabette yeni bir dönem başlamıştır. Çin'in, diğer küresel ekonomi oyuncuları üzerinde yarattığı tedirginlik tartışılmaz bir gerçek olarak zihinlere kazınmıştır.
Kötü şöhret
Diğer yandan, özellikle, Çin'in uluslararası ticarette karşılaştığı sorunlar, Dünya Ticaret Örgütü'nün gündemine, her fırsatta, gelmiş ve Çin mallarının kalitesi ve tüketici güvenliğini tehdit etmesi mevzusu, dünya basınında ve uluslararası ticaret siteminde çok konuşulur olmuştur. Çin, bir yandan, önlenemez dış ticaret fazlasıyla, devasal ekonomik büyümesini sürdürürken, bir yandan da; küresel pazarda yaratmış olduğu Çin mallarının ürün güvenliğiyle ilgili kötü şöhretiyle, karşı karşıya kalmıştır. Piyasalarda insan sağlığını tehdit eden bozuk Çin malları ve en son olarak ta; aşırı kurşun boya içeren Çin malı oyuncakların Mattel firması tarafından piyasadan toplatılması, tüm dünyanın dikkatini çekti. Diş macunu, hayvan yemi, yiyecek, lastik, pijama, oyuncak, boya ve kalem setleri gibi tüm sektörleri içeren insan sağlığına zararlı ürünlerle ilgili çıkan haberler, dünya basınını, ciddi biçimde, meşgul etti.
Çin; bir yandan, ürün güvenliği konusunda, uluslararası topluluk önünde başa çıkmaya çalışırken, diğer yandan da; Ağustos 2008'de, Olimpiyatların Pekin'de yapılacak olmasının üzerinde yarattığı uluslararası baskıyla, uğraşmaktadır.
Bu iki konunun birbiriyle içice geçmiş olduğu yadsınamaz. Maalesef, Pekin Olimpiyatları yaklaşırken, dünya kamuoyunda sporun siyasete alet olduğunu gösteren sinyalleri görür gibiyiz. Tıpkı geçmişte, 1936 Berlin, 1980 Moskova ve 1984 Los Angeles Olimpiyatları gibi, sporun siyasetin gölgesinde kaldığını hatırlatan ve Pekin Olimpiyatlarının da mı böyle olacağını, bizlere, sorduran bir tablo çıktı önümüze.
Pekin Olimpiyatları yaklaştıkça, A.B.D başta olmak üzere Batı ülkeleri, uluslararası örgütler, çevreci baskı grupları, Çin'e karşı tepkilerini
artırmakta hatta Olimpiyatları boykot etme noktasına kadar vardırmaktadırlar.
Çin'in, Pekin Olimpiyatlarından ekonomik beklentisinin olması ve başta tekstil olmak üzere diğer ürünlerinin ticari satışını artırma çabası içinde olacağı ve Çin ürünlerinin imajının iyileştirme yönelik, Olimpiyatların reklam aracı olarak kullanması da, ayrı bir strateji olarak değerlendirilmektedir. A.B.D'nin, Çin'e karşı eleştirilerde başı çektiği ve baskı grupları oluşturmasının temelinde yatan sebep, bu stratejiyi engelleme çabası olduğunu, düşündürtüyor.
Uluslararası topluluk, hem ekonomik, hem siyasal, hem de çevre politikalarını kullanılarak, Olimpiyatlar bahanesiyle, Çin'i, baskı altında tutmaktadır.
Hava kirliliği sorunu
Pekin; dünyada hava kirliliğinin en yüksek olduğu kentlerin en başında geliyor. Çevreci örgütler, Pekin'de düzenlenecek olan Olimpiyat Oyunları öncesinde, Çin'in, hava kirliliği sorununu aşmasını ve tedbir alınması için Çin'e baskı uyguluyorlar. Çin; petrol istasyonlarının bir kısmını kapatma, şehirdeki fabrikaların bazılarının üretimin durdurulması, Olimpiyat esnasında araçların trafiğe çıkmasını engelleme kararı aldı. Uluslararası Olimpiyat Komitesi Başkanı Jacques Rogge, hava kirliliği sorunu aşılamazsa, bazı spor etkinliklerinin ertelenebileceğini, ifade etti.
En son olarak ta; Amerikalı yönetmen S.Spielberg'in Pekin Olimpiyat Sanat Danışmanlığını Çin'in Darfur'daki dış politikasını bahane ederek, bıraktığını açıklaması, Nobel Barış Ödülü adaylarının, Çin Cumhurbaşkanı Hu Cintao'ya benzer içerikte bir mektup göndermesi, uluslararası kamuoyunun gündemine oturdu. Diğer yandan; Birmanya'da demokrasi yanlısı eylemci öğrenci gruplarının, Çin'in Birmanya'daki askeri diktatörlüğe desteğinden dolayı, dünyayı, Pekin Olimpiyatlarını boykota çağırmasıda yankı bulan Çin karşıtı bir tepkiydi.
Bir yandan; 392 milyon dolara mal olan Pekin Olimpiyat Stadyumu ve diğer tesislerin inşası için 2 milyondan fazla Çinlinin evlerinden edildiği ve
40 bin kadar insanın hapse atıldığı iddiası, diğer yandan; Çin'den Japonya'ya ihraç edilen donmuş mantılarda böcek ilacı bulunduğu, Batı basınında, ileri sürüldü.
Dünya basınında
Çin karşıtlığı haberlerin sürekli yayımlandığı şu günlerde, spor ve siyasetin yine iç içe geçmiş olmasına ve sporun siyasete alet edilmesine bir kez daha şahit mi oluyoruz yoksa?
Çin'in aşırı dış ticaret fazlasını önlemek amacıyla, uluslararası topluluk Olimpiyat Oyunlarını adete Çin'e karşı, kullanma noktasına mı geldi? Acaba bu eleştirilerin arkasında, Çin'in bu önlenemeyen ekonomik büyümesinin, başta A.B.D ve Batı ülkeleri tarafından engellemek için yapılan bir manevra mı? Yeni bir Çin'i yıpratma stratejisi mi?
Gerek Çin'in, Pekin Olimpiyatlarını kazanma süreci, gerekse oyunlar yaklaşırken yaşananlar, spor ve siyasetin birbirlerinden ayrılmadıklarını, hatırlatıyor.
RADİKAL - 25 NİSAN 2008 CUMA
AKRA