Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Büyükelçi Ahmet Davutoğlu ve Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Feridun Sinirlioğlu, İstanbul Conrad Otel'de basını bilgilendirdi. Verilen bilgiye göre, Türkiye ateşkes sonrası süreç için taraflara aşamalı bir plan sundu. Buna göre öncelikle İsrali askerinin Gazze'den çekilmesi gerekiyor.
İkinci aşamada ise, hemen Filistinli gruplar arasında uzlaşma çalışmaları başlatılacak. Uzlaşma görüşmeleri sonunca ulaşana kadar da Gazze'de ablukanın kalkması ve silah kaçakçılığının önlenlemisi için geçici bir mekanizma kurulacak. Filistinli taraflar arasında çözüme ulaşana kadar bu mekanizma yürürlükte kalacak.
Türkiye'nin Hamas'ın avukatlığını yaptığı eleştirilerine de yanıt veren Davutoğlu, "Eğer, Hamas ateşkes ilan ettiyse, bunda Türkiye'nin katkısı vardır ve İsrail'in ateşkes ilanından sonra Hamas da buna katılmasa idi, o zaman kriz daha da derinleşirdi" yorumunda bulundu.
Uluslararası ateşkes çabalarının ardından, İsrail 17 Ocak akşamı tek taraflı ateşkes ilan etmiş, Hamas ve diğer Filistinli gruplar da 18 Ocak'ta ateşkes ilan etmişti.
İsrail'in 22 gün süren Gazze saldırılarının ardından ateşkese varılmış; İsrail askerleri Gazze Şeridi'nden çekilmeye başlamıştı. İsrail ile Hamas arasında geçen ay başlayan ve Gazze'de önemli bir kısmı sivil yaklaşık bin 300 cana mal olan saldırılar büyük yıkıma yol açtı.
"Hamas'a dayalı politika yorumları yanlış"
Başbakan Erdoğan'ın Başdanışmanı Büyükelçi Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin son Gazze olaylarında Hamas'a dayalı bir politika yaptığı yorumlarının tamamen yanlış olduğunu belirterek, "Türkiye, Hamas'ın bir faktör olduğunu göz önüne alan bir politika yapıyor, ama hiçbir faktörü de dışlamıyor" dedi.
Davutoğlu, kameraman ve foto muhabirlerinin görüntü almasına izin verilmeyen toplantıda, 6 yıllık görevi boyunca hiç "on the record" konuşmadığını belirterek, bu nedenle gazetecilerden konuşmasının konseptinden bağımsız herhangi bir cümleyi, yanlış anlaşmalara neden olmamak için haberlerinin başlığına taşımamaları ricasında bulundu.
Davutoğlu, Türkiye'nin, Ortadoğu politikasında "bölgeyi kuşatan içselleştirici bir bakış açısı geliştirmeye çalıştığını", hiçbir zaman herhangi bir ülkenin karşısında, bir başka ülkenin yanında yer alma politikasının bulunmadığını anlattı.
Yine de bazı yorumcuların, Gazze olayında Türkiye'nin belli bir gruba yakın durduğunu söylediklerini belirten Davutoğlu, son bir hafta içinde bölgede sorunun çözümüne yönelik karşıt görüşte ülkelerin 2 ayrı toplantısı olduğunu, bunların ikisinde de Türkiye'nin yer aldığını söyledi.
Davutoğlu, herhangi bir ülkenin ya da grubun yanında yer almış olsaydı Türkiye'nin birisi Doha'da Arap Zirvesi olarak düzenlenen, diğeri Mısır'ın organize ettiği ve AB temsilcilerinin de katıldığı iki toplantıda birden yer almasının mümkün olmadığını kaydetti.
Davutoğlu, Başbakan Erdoğan'ın bölge ülkelerine yönelik turunda Suriye'den Mısır'a, Ürdün'den Suudi Arabistan'a pek çok ülkeyi ziyaret ettiğine de değindi.
Türkiye'nin bölgedeki çekişmelerin bir parçası haline gelmek istemediğinisöyleyen Davutoğlu, "Türkiye, bugün bu politikalarda bu ülke gruplarına aynı derecede yakın. Bunun bilinmesinde fayda var. Dolayısıyla bu bölgeyi kuşatan platformlara öncülük etmeye çalışıyoruz. Bunu yapabilmek için de bütün ülkelerleyakın ilişki içinde olmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
Türkiye'nin yaklaşımı
Türkiye'nin hiçbir zaman bir olay gelişirken "Dur bakalım seyredelim,biri birini öldürürse kınayalım" yaklaşımı içinde bulunmadığını, olayların çözümü için çaba harcadığını vurgulayan Davutoğlu, bazı yorumlarda öne sürüldüğügibi Hamas yanlısı bir tutum sergilemediğini de belirterek, "Türkiye, Hamas'ın bir faktör olduğunu göz önüne alan bir politika yapıyor, ama hiçbir faktörü de dışlamıyor" dedi.
Son olaylarda Başbakan Erdoğan'ın İsrail'e yönelttiği bazı eleştirilerinin bulunduğunu hatırlatan Davutoğlu, "Ancak şunu unutmamak lazım; Türkiye gibi ülkeler bulundukları bölgenin kaderini ve vicdanını duymak, hissetmek durumundadırlar. Her gün televizyonlarda çocuk cesetleri, yaralanmaları, sivil alanların bombalanması söz konusuyken Türkiye buna kayıtsız kalamaz. Bu herhangi bir ülkeye karşı tavırdan çok buolayın kendisine yönelik bir tavırdır" diye konuştu.
Başbakan, "İsrail Başbakanı'nın Suriye-İsrail barış planı çerçevesinde Türkiye'de bulunduğunu unutmamak lazım ve bu endirekt görüşmelerin durdurulmadığını, sadece taraflarca askıya alındığını da unutmamaklazım. Bu politika, ne Yahudilere karşı bir politikadır ki Türkiye'nin tarihinde olmayan bir şeydir herhangi bir etnik ya da mezhebi gruba karşı politikageliştirmek... Türkiye hiçbir yerde etnik veya mezhep temelli bir karşı tarafalgısı içinde olamaz, aynı şekilde İsrail halkına karşı da... Ama uygulananpolitika yanlışsa Türkiye gibi bölgenin vicdanını temsil etmesi gereken bir ülkebuna sessiz kalamaz, bu ülkenin lideri buna sessiz kalamaz" dedi.
Davutoğlu, Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Feridun Sinirlioğlu'nun da katılımıyla Gazze'deki son gelişmeler ve yaşanan sürece ilişkin Conrad Otelinde düzenlenen basını bilgilendirme toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.
Ahmet Davutoğlu, izledikleri mekik diplomasisine ilişkin bir soru üzerine, bu süreçte bir kriz yönetimi uygulandığını belirterek, ateşkes ilanının sağlanması için İsrail ve Filistin, insani yardım için Mısır ve İsrail, Filistin'de ulusal uzlaşı için Mısır, Suriye, Filistin yönetimi ve Hamas arasında uzlaşma sağlanması gerektiğini ve tüm bu tarafların Türkiye'ye güven duyduğunu anlattı.
Davutoğlu, daha 2006 yılında Hamas seçimi kazandıktan sonra yaptıkları değerlendirmede bu krizleri öngördükleri için Hamas'ın siyasal aktör haline gelmesi için çaba harcadıklarını ifade etti.
ABD'deki yönetim değişikliğinin sürece etkisine ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, Obama yönetiminin, bütün Orta Doğu tablosunu ciddi şekilde önüne alıp değerlendirme ihtiyacı içinde olacağını belirtti.
Davutoğlu, "Başbakan Erdoğan'ın fazla Hamas yanlısı göründüğü ve Türkiye'nin bu nedenle arabuluculuk rolünü kaybettiği eleştirileri"ne ilişkin olarak ise, "Arabulucu olmak, tavır koyamamak demek değildir. Aksine doğru, ilkeli bir tutum sergilediğinizde herkes tarafından saygı görürsünüz. Ama bu tutum uygulanabilir, rasyonel politikalarla desteklenmezse, dediğiniz sorun doğar. Türkiye, bunun her ikisinin birlikte yapılabileceğini göstermiştir" diye konuştu.
Bir soru üzerine, yürüttükleri görüşmeler sırasında Hamas'ın Şam ve Gazze kanatları arasında bir görüş ayrılığı sezmediklerini ifade eden Davutoğlu, Türkiye'nin krizin çözümünde geçiş sürecine yönelik çalışmalarına ilişkin olarak "Türkiye'nin uygulanabilir çözüm önerisi taraflara sunulmuş ve genelde kabul görmüştür. Burada kritik 3 konu var. İsrail askerlerinin çekilmesi, kapıların insani yardımlar için açılması ve kalıcı olarak ambargonun kalkması için yapılacak düzenlemeler. Eğer şu kritik dönemde taraflar yoğun şekilde çalışır ve bunu detaylandırırlarsa, yani bir hafta, 10 günlük, İsrail askerlerinin çekilmesinin beklendiği dönemde, sonrasıyla ilgili kriz çıkmayabilir" dedi.
"1967 sınırlarına razı olmak"
Türkiye'nin Hamas'ın siyasi aktör olarak görülmesine yönelik desteğinin Hamas'ın yaklaşımında bir etki yaratıp yaratamadığına ilişkin bir soru üzerine Davutoğlu, Hamas'ın işgal koşullarında doğmuş bir yapı olduğuna işaret etti.
Davutoğlu, şu anda Hamas ile iletişim kurabilmenin önemine vurgu yaparak, Filistin meselesinin artık Hamas dışlanarak çözülemeyeceğini herkesin bildiğini söyledi.
Hamas'ın şu anda 1967 sınırlarını kabul ettiğini doğrudan ve dolaylı olarak ifade ettiğini kaydeden Davutoğlu, "1967 sınırlarına razı olmak, Hamas gibi bir direniş örgütü için bir dönüşüm değil midir?" dedi.
Kriz yönetimi için insanların psikolojisini anlamanın da şart olduğuna işaret eden Davutoğlu, "Şu geldiğimiz nokta, bu dönüşüm için olağanüstü bir imkan da tanıyor. İsrail, bu yöntemlerle Hamas'ı yok edemeyeceğini görüyor. Hamas da bir siyasal perspektif olmaması halinde direniş denilen olgunun büyük zorluklarla karşılaşacağını görüyor" görüşünü aktardı.
Filistinliler arasında ulusal uzlaşı sağlanmasının önemine dikkati çeken Davutoğlu, "Bundan sonraki sürecin başarılı olması için ulusal uzlaşı faaliyetinin bir an önce başlaması lazım. Filistinliler arasında ulusal uzlaşı gerçekleşirse, ateşkes uygulamaları için bir mekanizma kendiliğinden doğmuş olacak. Çünkü ortada herkesin tanıdığı bir Filistin yönetimi olacak. 2005 düzenlemelerine dönüş problem teşkil etmeyecek" ifadelerini kullandı.
Türkiye'ye teşekkür
Dışişleri kaynaklarının toplantıda verdiği bilgiye göre, dün Şarm El Şeyh'te düzenlenen zirvede İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un da aralarında bulunduğu liderler, bu süreçte oynadığı rol nedeniyle özellikle Türkiye'ye teşekkür etti.
Krizin taraflarının yanı sıra İspanya, İngiltere ve Fransa gibi ülkelerle de yakın işbirliği ve istişare içerisinde çalışan Türkiye, BM Güvenlik Konseyinden karar çıkarılması aşamasında da Arap ülkeleri ve Batılı ülkelerin dışişleri bakanlarıyla yakın çalışmalar yürüttü.
Bölgede görülen kutuplaşmanın yanlış bir politika olduğuna ve bu kutuplaşmaların geride bırakılması gerektiğine işaret eden kaynaklar, "Türkiye hiçbir şekilde bu kutuplaşmanın tarafı değildir. Bu kutuplaşmaların üzerinde kalmaya çalışmaktadır. Bu nedenle Doha'da da, Şarm El Şeyh toplantısında da temsil edilmiştir" görüşünü dile getirdiler.
CNN TÜRK - 19 OCAK 2009 PAZARTESİ







