ABD’deki George Mason Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmaya göre Bush’un başarısız bir başkan olduğunu düşünen tarihçilerin oranı yüzde 98. ABD Başkanlık görevine 20 Ocak’ta bugün veda edecek olan George W. Bush, arkasında küresel ekonomik kriz, süren iki savaş ve siyasi skandallarla dolu bir geçmiş bırakıyor.
20 Ocak 2001’de göreve gelen Bush’un başkanlığını tanımlayan en önemli olay 11 Eylül saldırıları oldu. Bu saldırılara yanıt olarak başlattığı “teröre karşı savaş”, ABD ve dünyada kökten bir değişime yol açtı.
Öte yandan Bush, Irak’ta gereksiz bir savaş, Afganistan savaşındaki ihmali, işkence uygulamaları, yasadışı dinlemeler, Guantanamo esir kampı, Katrina kasırgasının getirdiği yıkıma ilgisizlik ve rol oynadığı büyük ekonomik kriz nedeniyle sert bir dille eleştiriliyor.
Pulitzer ödüllü gazeteci Joseph Ellis’e göre “Bush ABD tarihinin rahatlıkla en kötü başkanı olarak gösterilebilir.” ABD’deki George Mason Üniversitesi’nin tarihçiler arasında yaptığı bir araştırmaya göre Bush’un başarısız bir başkan olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 98. Aynı anket tarihçilerin yüzde 61’inin Bush’un ABD tarihinin en kötü başkanı olduğunu düşündüğünü de ortaya koymuş.
Bush ise kararlarından pişmanlık duymadığını defalarca dile getirerek kendisiyle gurur duyduğunu söyledi. Washington Post’un ünlü gazetecisi Bob Woodward’a göre Bush kendisini eski başkanlar Harry Truman ve Abraham Lincoln’e benzeterek kendi çağında yanlış anlaşıldığı görüşünde. Bush’a göre kendisi hakkında en iyi hükmü tarih verecek.
‘Ortadoğulu bir ABD’
Oysa günün çıplak gerçekleri farklı mesajlar veriyor. 2003 yılında “özgürlük yaymak” amacıyla başlatılan Irak işgalinin üzerinden neredeyse 6 yıl geçti. ABD’nin dolaylı olarak hata olduğunu kabul ettiği bu savaş hâlâ sürüyor. Irak’ta ABD’nin 140 bin kadar askeri, bir o kadar sivil çalışanı var. Yeni başkan seçilen Barack Obama’nın Irak’tan hemen asker çekmeyeceği yönündeki üstü kapalı mesajları göz önüne alınırsa, ABD’nin Ortadoğu’da varlığını uzun bir süre daha sürdürmeyi hedeflediği düşünülebilir. Bu açıdan bakıldığında ABD’yi Ortadoğu’ya yerleştiren ilk başkan George W. Bush oldu.
ABD’nin en çok tartışılan başkanı George W. Bush yönetiminin 8 yıllık bilançosu şöyle:
Bush Doktrini: 11 Eylül saldırılarının ardından ABD’nin ulusal güvenlik stratejisi olarak geliştirildi. Afganistan ve Irak savaşlarının önünü açan bu doktrine göre ABD, teröre destek veren ve kendisine tehdit olduğunu düşündüğü ülkelerle mücadele etmeliydi. Sonraki aşamalarda doktrine potansiyel düşmanlara karşı önleyici savaş ve özellikle Ortadoğu’da demokratik rejim değişikliğine destek verilmesi gibi unsurlar eklendi.
Afganistan: ABD 11 Eylül saldırılarının sorumlusu El Kaide örgütünün lideri Usame bin Ladin’in saklandığı Afganistan’a 7 Ekim 2001’de operasyon düzenledi. El Kaide’ye destek veren Taliban rejimi yıkıldı, ancak ne Taliban’ın üst düzey yetkilileri ne de Bin Ladin yakalanabildi. Bir ay süren operasyon sonunda BM kararları çerçevesinde istikrar ve güvenliği sağlama amacıyla Uluslararası Güvenlik ve Yardım Gücü (ISAF) kuruldu. Buna karşın Afganistan’da Taliban yeniden güç kazandı, ülkede istikrarsızlık, ekonomik zorluklar, yolsuzluk arttı.
Irak: Bush Saddam Hüseyin’in elinde imha silahı bulunduğu varsayımı ve ülkeye demokrasi getirme savıyla BM ve müttefiklerinin onayı olmaksızın Irak’ı işgal etti. Kitle imha silahlarının bulunmadığı ortaya çıkmasıyla savaşın gerçek nedeninin petrol kaynakları ve Ortadoğu’yu yeniden şekillendirme hedefi olduğu görüşü öne çıktı. Saddam rejimi yok edildi, ancak ülke kaosa sürüklendi. Opinion Research Business araştırmasına göre, işgalin başından bu yana 1.2 milyon kadar sivil yaşamını yitirdi. 2 milyon kişinin Irak’ı terk ettiği, 1.8 milyon Iraklının iç göçe maruz kaldığı biliniyor. Bush Irak Savaşı’nın 60 milyara mal olacağını düşündü, ancak şimdiye kadar 650 milyar dolar harcandı.
Ortadoğu: İsrail-Filistin anlaşmazlığında ağırlıklı olarak İsrail’den yana tutum sergiledi. Hamas’ın seçimleri kazanması ve Gazze Şeridi’ni ele geçirmesini öngöremedi. Filistin Devleti’nin kurulmasından söz eden ilk ABD başkanı oldu ve bu yönde Annapolis sürecini başlattı. Gazze saldırıları konusunda İsrail’in savunma hakkı olduğunu söyleyerek açık destek verdi.
İran: ABD’nin bölgede tek taraflı politikaları ve Irak savaşının getirdiği kaos ortamı İran’ın elini güçlendirdi. İslamcı unsurlar tarafından bölgede önemli bir güç olarak görülmeye başlanan İran uluslararası topluma meydan okumayı ve nükleer programını sürdürdü. İran’a karşı uluslararası baskı ittifakı oluşturmasına karşın Tahran üzerinde etkili olamadı.
ABD’nin imajı yerle bir
Irak savaşı konusundaki tek taraflı tutumuyla dünyanın ABD’ye bakışını değiştiren George W. Bush, Guantanamo esir kampı, gizli CIA uçaklarıyla terör zanlılarının taşınması, dünyanın farklı yerlerindeki gizli hapishaneler, sorgulamalarda kullanılan işkence yöntemleri ve Ebu Garib Cezaevi skandalıyla ülkesinin imajını yerle bir etti. Cenevre Sözleşmesi’ne uymayarak tutuklular üstünde “su tahtası” gibi işkence yöntemlerini yasallaştırdı. Ulusal güvenliği bahane ederek telefon dinlemelerinin önünü açtı. Son anketlere göre Müslüman ülkeler başta olmak üzere dünya genelinde ABD’ye olumsuz bakanların oranında artış görüldü.
3. Bush döneminin sonu
11 Eylül saldırılarının ardından önce Afganistan’ın, ardından Irak’ın işgal edilmesi emri veren Bush, 1 Mayıs 2003’te yaptığı konuşmada, Irak’ta zafer kazandıklarını ve savaşın sona erdiğini söylemişti. Bu açıklamadan sonra Irak’ta şiddet giderek artarken binlerce sivilin yanı sıra işgal güçlerinden birçok asker öldü. Görev süresi dolmadan önce Irak’a yaptığı veda ziyaretinde gazeteci Muntazar el Zeydi’nin Bush’a ayakkabılarını fırlatması ise Iraklıların ABD’nin “özgürleştirme operasyonuna” karşı duygularının ifadesi oldu.
KRİZİ ÖNGÖREMEDİ
2. büyük buhran
ABD Bush döneminde büyük bir ekonomik durgunluğa girdi. Bush yönetimi Büyük Buhran’dan bu yana yaşanan en büyük ekonomik krizi öngöremedi ve önlem almakta gecikti. Mali piyasalar için gerekli olan düzenlemeleri getirmedi, aksine deregülasyonu teşvik etti. Savunduğu serbest piyasa kurallarını çiğneyerek krize karşı önlem olarak devletçi müdahalelerde bulundu. Bir konuşmasında “serbest piyasayı korumak için müdahalede bulunduğunu” söyledi. Başkanlığı döneminde zenginlere vergi indirimine gitti. Bush göreve geldiğinde 236.2 milyar dolarlık bütçe fazlasını devraldı, geriye 1.2 trilyon dolarlık bütçe açığı bırakıyor.
Katrina felaketinde etkisiz kaldı
Bush tüm bunların yanı sıra küresel ısınmayla mücadele konusunda yapıcı çaba harcamaktan kaçındı. Kyoto protokolünü imzalamayı reddetti. ABD’de Katrina felaketinin ardından gerekli hizmetleri sağlamayı beceremedi.
CUMHURİYET - 20 OCAK 2009 SALI







