İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Selahaddin Eyyubi bilinciyle hareket edilmeli

Selahaddin Eyyubi bilinciyle hareket edilmeli
Güncel
|

Gazze'de yaşanan olayların yeni olmadığını vurgulayan Zinde Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim İlhan, yüzyıllardır tasarlanan “Büyük İsrail Devleti” hayalinin yüz yıldır fiilen devam eden inşası ve altmış iki yıldır devlet düzeyinde tutunma savaşı olduğunun altını çizdi. İbrahim İlhan, “'Kudüs, işgal altında olduğu sürece ben nasıl gülerim' diyen Selahaddin Eyyubi hüznüne ihtiyacımız var" dedi.

Gazze'de yaşanan olayların yeni olmadığını vurgulayan Zinde Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim İlhan, yüzyıllardır tasarlanan “Büyük İsrail Devleti” hayalinin yüz yıldır fiilen devam eden inşası ve altmış iki yıldır devlet düzeyinde tutunma savaşı olduğunun altını çizdi. İbrahim İlhan, “'Kudüs, işgal altında olduğu sürece ben nasıl gülerim' diyen Selahaddin Eyyubi hüznüne ihtiyacımız var." dedi.


Zinde Sosyal Gelişim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim İlhan'ın konuk olarak katıldığı AKRA FM’in Dünya Gündemi programında, Gazze'de yaşanan sıcak gelişmeler ele alındı. Gazze'de yaşanan olayların yeni olmadığını vurgulayan Zinde Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim İlhan, yüzyıllardır tasarlanan “Büyük İsrail Devleti” hayalinin yüz yıldır fiilen devam eden inşası ve altmış iki yıldır devlet düzeyinde tutunma savaşı olduğunun altını çizdi. Böyle uzun vadeli savaşların kısa vadeli ve kolay çözümleri olmayacağını belirten İlhan, bölge devletleri, Arap Birliği, İslam Konferansı Örgütü, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi konuyla birinci dereceden ilgili siyasi aktörlerin olaylara çok geç ve yetersiz tepki vermesini vahim bir tablo olarak değerlendirdi.

Dünya kamuoyu nezdinde ve uluslararası siyasi arenada Filistinliler’in yeterli desteği bulamamasında, İsrail'in uluslararası politika ve iletişim alanındaki etkinliği kadar, Filistinli grupların asgari müştereklerde birleşememesinin etkisine değinen İbrahim İlhan, savaş süresince yaralıların tedavi edilememesinden ve yardımların Gazze'ye ulaştırılamamasından Mısır'ı sorumlu tuttu. İbrahim İlhan, "Bugün Gazze'de abluka yaşanıyorsa, ablukanın bir tarafında İsrail, öbür tarafında Mısır vardır. Akan kanın sorumlusu İsrail ise yaraların sarılamamasının sorumlusu da Mısır'dır." dedi.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin, İsrail için etkin yaptırım olabilecek askeri anlaşmalar ve silah alımlarının iptali konusunda bir adım atılmasının gerekliliğine değinen İbrahim İlhan, daha kapsamlı ve uzun soluklu yönelişlere ihtiyacın olduğunu, dünyadaki adaletsizliklere, baskı ve zulümlere daha geniş bir perspektiften bakarak, meseleleri bütünsel olarak anlamaya çalışılması ve bu bütünsellik içerisinde çözümler aranması gerektiğini belirtti. Adalet ve barışın tesisi, yaraların sarılması ve sosyal dengesizliklerin giderilmesi gibi konuların hükümetlerin, ulusal ve uluslararası siyasi ve insani kuruluşların asli görevi olduğunun altını çizen İlhan, bütünsel bakışa neden ihtiyacımız olduğuna;

- Irak işgali ve katliamları bitti mi? Yoksa atılan bir ayakkabıyla bütün hesap mı görüldü?

- Afganistan'daki çatışmalar, sivillere yönelik saldırılar rutinleştiği için dikkate değer değil mi?

- Çin'in Doğu Türkistan üzerindeki baskı politikaları sona mı erdi?

- Kafkasya meseleleri çözüldü mü?

- Ya Afrika'daki sefaletler ve felaketler?

sorularıyla açıklama getirdi.

İbrahim İlhan, sözlerine şöyle devam etti:

"İnsanlar ümitsizliğe, nefrete, öfkeye ve şiddete kapılıyor. Ümitsizlik insanları yılgınlık ve duyarsızlığa iter. Nefret, öfke ve şiddet ise kolayca terörize eder. Belki zalimlerin istediği de bu. O zaman biz bu oyuna gelmeyerek oyunu bozmalıyız. Ümitsizlikten, nefret, öfke ve şiddetten uzak; sağduyulu ve kalıcı, işlevsel tepkilere ihtiyacımız var. Sıhhatli düşünmeye ve etkili çözümler aramaya ihtiyacımız var. Slogan atma, bayrak yakma gibi gelip geçer, yanar söner tepkilere değil. 'Kudüs, işgal altında olduğu sürece ben nasıl gülerim' diyen Selehaddin Eyyubi hüznüne ihtiyacımız var."

PEKİ ÇÖZÜM NE?
İbrahim İlhan, Müslüman âleminin yaşadığı sorunlara merhum M. Es'ad Coşan Hocaefendi'nin 17 yıl önceki bir yazısından örnek vererek çözüm getirdi. Hocaefendi, 1992 yılındaki yazısında şu tavsiyelerde bulunmuştu:

"Tek ve yegane çare, tekrar öz ve has, tam ve halis İslâm'a dönmek, bozuk ve dejenere zamane Müslümanlığından kurtulup, sahabe Müslümanlığına sarılmak; isyanı bırakıp Kur'an'a sarılmak, haramları ve günahları derhal terk edip, aşk ve sıdk ile tevbe eylemek, pişmanlık ile istiğfar edip, af dilemek, Allah'ın rızasını tekrar kazanmağa çalışmak; dinin emirlerini ihlasla tutup yasaklarından titizlikle kaçınmak; pasif Müslümanlıktan sıyrılıp, aktif ve faal Müslüman olmak; ahireti sevip, cenneti arzulamak, dünya sevgisini bırakıp cehennemden şiddetle sakınmak; zikrullaha cehd edip seyr-i sülükü tamamlamak, arif-i kamil, aşık-ı sadık ve mühibb-i muhlis haline gelmek… Yani böylece davranış ve yaşayışını düzelterek Allah-u Teâlâ hazretlerinin sevgi ve rızasını elde etmek..."

AKRA FM
AKRA