Bu yolunu şaşırmış iki profesör, medya, Kongre, Pentagon ve yeni muhafazakâr düşünce kuruluşlarında, ABD politikalarının İsrail yanlısı çizgide kalmasını sağlamak için çalışan bir grup tutucu Siyonist’in bulunduğunu ima etmeye nasıl cesaret edebiliyordu?
Tartışma çok şiddetliydi. İkili pek çok çevrede anti-Semitik oldukları gerekçesiyle susturuldu. Tabii ki bir sonuca varılmadı ve hiddet zaman içinde dindi. Fakat birkaç hafta önce, Başkan Barack Obama’nın eski Suudi Arabistan elçisi Charles W. Freeman’ı Ulusal İstihbarat Konseyi Başkanlığına ataması sonrası yeniden patlak verdi. İsrail’in Kongre’deki en sadık destekçileri, bazı gazeteciler, Yahudi devletine verdikleri güçlü destekle tanınan lobiciler ve evet, bazılarının şüphesiz ‘İsrail lobisi’ diye niteleyeceği yerlerin bazı üyeleri ateşli biçimde itiraz etti. Freeman onların sevebileceği biri değildi. “Filistinlilerin İsrail işgalinden gördüğü acımasız baskı bitecek gibi durmuyor” demişti. “ABD’nin kendisini İsrail’le özdeşleştirmesi topyekûn hale geldi” ve “İsrail savaşta mükemmel; üzücü biçimde barışa dair yetenek göstermiş değil” diye de konuşmuştu.
Bunlar tahrik edici sözler.
Diğer yandan, 17 eski elçi Freeman’ı destekledi; onu, ‘kişisel görüşlerinin istihbarat değerlendirmelerini gölgede bırakmasına veya çarpıtmasına izin vermeyecek’ biri olarak nitelediler. Ulusal İstihbarat Başkanı Dennis Blair onu korudu. Fakat eleştirenler yılmadı ve adaylıktan çekildi. Olayın ardından açıksözlüydü: “İsrail lobisinin taktikleri onursuzluğun derinliklerine gömülmüş halde.”
ABD politikası, pek çok politika yapıcımız gibi yıllarca İsrail’e büyük destek verdi. Bunda sorun yok. Fakat izin verilen tek ses onlarınki olmamalı.
RADİKAL - 13 MART 2009 CUMA






