Likit petrol gazı (LPG) üzerindeki yüksek vergi yükü ve doğalgaz anlaşmaları üretici firmaların pazar payını ciddi oranda daraltırken, dar gelirli vatandaşı riski yüksek çözüm yolları bulmaya itiyor. 35 YTL'ye satılan 12 kilogramlık bir mutfak tüpünün yüzde 48'inin KDV ve ÖTV'den oluşması özellikle Anadolu'nun yoksul kentlerinde ve İstanbul'un varoşlarında yaşayan yoksul kesimleri LPG istasyonlarından 'litreyle gaz almaya' itiyor. Dünyada LPG'nin en yüksek vergilendirildiği ülkenin Türkiye olduğunu belirten LPG üreticileri, bu durumun ve Türkiye'nin yaptığı doğalgaz anlaşmalarının son yedi yılda sektörün yüzde 25 küçülmesine neden olduğunu belirtiyor.
'Dar gelirli tüpüne 10-15 YTL'lik gaz bastırıyor'
Yüzde 48'lik KDV ve ÖTV nedeniyle 12 kilogramlık bir tüpün fiyatının 35 YTL'ye ulaştığına dikkat çeken İpragaz Genel Müdürü Şiper, bu durumun da Anadolu'nun dar gelirli kentlerindeki vatandaşı, LPG istasyonlarında tüpgaz doldurtmaya yönelttiğinin altını çiziyor. Bu son derece tehlikeli uygulamanın tüpün ağız kısmında hasara yol açabildiğini kaydeden Şiper, fiyat açısından da hiç bir avantajın bulunmadığını belirtiyor. Şiper, "Ancak, vergilerle birlikte 35 YTL'ye kadar ulaşan fiyat özellikle yoksullar için küçümsenecek rakam değil. Sonuçta tüpü mutfakta veya ısınmada kullanıyorlar. Muş gibi Türkiye'nin en düşük gelire sahip kentlerini düşünün. Vatandaş 35 YTL'si olmadığı için tüpü yüklenip LPG istasyonuna gidiyor ve 10-15 YTL'lik LPG bastırıyor. Çok büyük risk taşıyan bu işlem sadece Anadolu kentlerinde değil, İstanbul'un varoşlarında da yaygın olarak uygulanıyor."
Bu tür risklere rağmen, 'tüpgaz patlaması' tanımının da doğru olmadığını kaydeden Şiper, tüpün üretildiği çeliğin parçalanıp dağılma etkisinin bulunmadığına dikkat çekti. Şiper, tüpün yapıldığı çeliğin olası kazada sadece yarılabileceğini belirterek, parça tesiri etkisinin bulunmadığının altını çizdi.
RADİKAL -10 NİSAN 2007 SALI






