Kudüs ve Mescid-i Aksa ile ilgili BM kararlarının uygulanmasının da istendiği bildirgede, ''Mescid-i Aksa'ya yönelik ihlalleri takip edecek bir 'Mescid-i Aksa Hukuk Komisyonu' oluşturulmalıdır'' görüşüne yer verildi. Kudüs'teki kutsal mekanların korunması ve imarı konusunda uluslararası güvence sağlanması gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, Mescid-i Aksa'nın korunması, bakımı ve tamiri için bir fon kurulması gerektiği belirtildi.
Bildirgede, "40 yılı aşkın bir süredir görülen Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılar ve arkeolojik olduğu iddia edilen kazılar sonucunda, Mescid-i Aksa bünyesinde ve çevresindeki tarihi eserler, (camiler, mezarlıklar, medreseler, surlar, tekkeler ve hanlar) zarar görmüştür'' denildi.
Çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından oluşturulan İstanbul Barış Platformu'nca düzenlenen ''İsrail Kazdıkça Kanayan Yara: Mescid-i Aksa'' başlıklı sempozyumun sonuç bildirgesi açıklandı. İHH'den yapılan yazılı açıklamaya göre, bildirgede, Kudüs'ün, çok uzun yıllar toplumların bir arada esenlik içerisinde yaşadığı bir barış şehri olduğu belirtilerek, Hazreti Ömer döneminde başlayan, Haçlı işgali dışında 1300 yıl boyunca devam eden İslam idaresinin, şehrin bu şekilde anılmasında etken olduğu görüşüne yer verildi.
''Mescid-i Aksa, yeryüzünün ikinci mabedi, Müslümanlar'ın ilk kıblesi ve son peygamberin miraç durağı olan kutsal bir mekandır'' ifadesine vurgu yapılan bildirgede, İsra Suresi'nin birinci ayetinde ifade edildiği gibi Mescid-i Aksa ve çevresinin (Mısır, Suriye, Ürdün, Lübnan ve Filistin'in tamamı) bereketlendirildiği belirtildi.
Bildirgede, 1967 Arap-İsrail savaşı sonucu, Doğu Kudüs'ün İsrail tarafından işgal edildiği ve Mescid-i Aksa'nın da İsrail'in kontrolü altına girdiği hatırlatılarak, ''40 yılı aşkın bir süredir görülen Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılar ve arkeolojik olduğu iddia edilen kazılar sonucunda, Mescid-i Aksa bünyesinde ve çevresindeki tarihi eserler, (camiler, mezarlıklar, medreseler, surlar, tekkeler ve hanlar) zarar görmüştür'' denildi.
''İsrail'in bölgedeki hedefinin; Aksa çevresinde kümelenmiş ve adeta camiyi koruyan Müslüman mahalleleri yıkılarak yerlerine Yahudiler'in yerleştirilmesi ve Aksa'nın savunmasız bırakılması'' olduğu görüşüne yer verilen bildirgede, şu öneriler dile getirildi: ''İsrail, 1970'li yılların başından beri sürdürdüğü ve arkeolojik amaçlı olduğunu iddia ettiği kazılarla Mescid-i Aksa'nın altında tüneller açmış ve mescidin altında bir havra inşa etmiştir. İsrail, Mescid-i Aksa'yı yıkarak yerine Süleyman Mabedini inşa etmeyi planlamaktadır. İsrail'in, Mescid-i Aksa ve çevresindeki kutsal mekanlara yönelik saldırıları ivedilikle durdurulmalıdır. Bu zamana kadar yapılan tahribatlar İsrail'den tazmin edilmeli, tahrip edilen mekanlar da aslına uygun bir şekilde ihya edilmelidir. Bu konuda, BM uhdesinde özel bir komisyon oluşturulmalı ve UNESCO, Dünya Kültür Miras Listesi'nde kayıtlı olan Mescid-i Aksa ve Hareminin korunması ile ilgili inisiyatif almalıdır.''
MİLLİ GAZETE - 27 NİSAN 2009 PAZARTESİ







