Gürcistan-Rusya savaşının ardından Kafkasya’da kurallar yeniden yazılıyor. Ermenistan, Türkiye kapısıyla bir çıkış yolu arıyor. Moskova ise diplomatik etkinliğini kaybetmemek için her yönden atağa kalktı
Rusya’nın geçen ağustos ayında Gürcistan’la savaşa tutuşması Kafkasya’da sadece sınırları değil, dengeleri de altüst eden bir süreç başlattı ve uzun süredir ilk kez taşlar yerinden oynadı.
Moskova’nın çıkarları tehlikeye düşünce isyancı Gürcü cumhuriyeti Güney Osetya’ya, yani başka ülkeye ait olan topraklara asker sokması Ermenistan başta olmak üzere Rusya’nın en yakın müttefiklerini bile ürküttü. Son 20 yılda sırtını Moskova’ya dayayan Ermenistan, ağırlaşan ekonomik sıkıntıların da etkisiyle soluk alabileceği ikinci bir pencere arayışına girdi ve biraz da zorunlu olarak Türkiye ile yakınlaşma sürecini başlattı.
Rusya yaz aylarından bu yana Türkiye ile ilişkilere özel bir önem veriyor ve iki ülkenin dış müdahalelere gerek kalmadan Karadeniz ve Kafkasya’daki sorunları çözebileceği tezini işliyor. Ankara’yı “bölgesel güç” payesi vererek yanına çekmeye çalışan Moskova için ABD’nin bölgeden uzak tutulması öncelikler listesinin başında yer alıyor.
Türk diplomasisinin Kafkasya’daki sorunların çözümünde rol üstlenmesine karşı çıkmayan, hatta teşvik eder görünen Rusya’da strateji belirleyenler ileride dengeler değişse bile mücadele edilecek ülkenin ABD yerine Türkiye olmasını tercih ediyor.
Rusya, Kafkasya denkleminin en zor sorunlarından olan Karabağ’da aynı anda hem Ermenistan, hem de Azerbaycan’a baskı yapabilecek tek ülke konumunu koruyor. Ancak, Rus-Gürcü savaşından sonra bölgede başlayan yeni arayışların ve ABD’nin güç kazanma çabalarının farkında olan Moskova zamanın aleyhine işlediğini düşünüyor, bu nedenle Erivan’la Bakü’yü kendi istediği koşullarla çözüme ikna etmek için peş peşe hamleler yapıyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu ay ortasında Rusya Başbakanı Vladimir Putin’le yapacağı görüşmede Türk-Ermeni ilişkileri ve Karabağ sorununun da ayrıntılı olarak ele alınması bekleniyor.







