Sivillerin askerî mahkemelerde yargılanmasının önüne geçen ve darbecilere sivil yargı yolunu açan iki maddelik reform Köşk'ün kararını bekliyor. Sivil toplum, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den düzenlemeyi onaylamasını isterken, hükümet Çankaya'ya sunduğu raporda Meclis'ten mutabakatla geçen düzenlemenin arkasında durdu.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin ve Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in geçtiğimiz cuma günü Köşk'e sunduğu 47 sayfalık raporda değişikliğin gerekçeleri ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Rapora göre düzenleme usul ve içtüzüğe uygun. Askerî mahkemelerin görev alanını daraltan değişiklik, Anayasa'ya aykırı olmadığı gibi tam tersine mevcut aykırılıkları gideriyor. Türkiye'de askerî yargının alanının çok geniş olduğuna vurgu yapılan raporda, askerî mahkemelerin 'bağımsız ve tarafsız olmaktan ziyade askerlik mesleğinin disiplin işlemlerini yürüten bağımlı, idarî bir kurum görünümünde' olduğu belirtiliyor.
Raporda Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarına atıf yapılırken, düzenlemenin 2004 Avrupa Birliği ilerleme raporunda 'Sivil asker' başlığı altında, 2008 raporunda ise 'Kısa sürede çözülmesi gereken sorunlar' bölümünde yer aldığı kaydediliyor. Başta TÜSİAD olmak üzere sivil toplumun askerî yargı- nın görev alanının daraltılması yönünde çalışmalar yaptığı vurgulanıyor.
Hükümetin Köşk'e sunduğu 47 sayfalık raporda CMK'daki düzenlemenin AB taahhütleri arasında yer aldığı belirtildi. AİHM'nin askerî mahkemelerde 'adil yargılama' yapılamadığına ilişkin kararlarına atıf yapılırken, Anayasa Mahkemesi'nin askerî suç kavramına açıklık getirilmesini istediğine dikkat çekildi. Askerî mahkemelerin tarafsız olamadığını, getirilen düzenlemenin askerler için de adil yargılanma açısından daha güvenli olduğu vurgulandı. Hükümetin gerekçeleri özetle şöyle:
SİVİLLERİN ASKERÎ MAHKEMELERDE YARGILANDIĞI TEK AB ÜLKESİ TÜRKİYE
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükmü ile bir kanun hükmü arasında farklılık olması halinde sözleşme hükümleri esas alınmalıdır. AİHM verdiği pek çok kararında, sivillerin askerî mahkemelerde yargılanmasını sözleşmenin 6. maddesinin ihlali olarak görmüştür. Bu durumda Anayasa'ya göre sözleşme hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Avrupa Konseyi ülkeleri arasında sivillerin barış zamanında askerî mahkemelerde yargılanabildiği tek ülke Türkiye'dir. Avrupa'daki değinilen 17 ülkenin hiçbirinde ülkemizde olduğu gibi bir Askerî Yargıtay yoktur. Ele aldığımız bu ülkelerde askerî mahkemelerin ve genel mahkemelerin temyiz mercii Yargıtay'dır. Askerî birlik komutanlarının bizde olduğu şekilde soruşturma emri vermek, tutuklama talep etmek, itiraz etmek gibi yetkileri yoktur. Askerî yargının mevcut olduğu AB üyesi ülkelerde bizdekinin aksine askerî yargı üzerinde askerî otoritelerin etkisi bulunmamaktadır.
ASKERî MAHKEMELER TARAFSIZ DEĞİL
Askerî yargı yerleri bağımsız ve tarafsız bir makam olmaktan ziyade askerlik mesleğinin disiplin işlemlerini yürüten bağımlı, idari bir kurum görünümündedir. Askerî mahkemelerin yapısı, adil bir yargılamadan ziyade askerlik hizmetlerinin gereklerine göre dizayn edilmiştir. Anayasa'nın 145. maddesinin son fıkrasının aksine, askerî yargı organlarının kuruluşu, işleyişi, askerî savcı ve hakimlerin mahkemesinde görevli bulundukları komutanlık ile ilişkileri, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatından ziyade askerlik hizmetinin gereklerine göre düzenlenmiştir. Askerî hakimlerin terfilerine esas alınan sicillerinde askerî idari amirlerinin verdiği sicillerin ağırlığı oldukça fazladır.
ASKERLER İÇİN DE ADİL BİR YARGILAMA
AİHM, 'bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bir mahkeme her halükarda kendi yargısına tabi kişilere adil bir yargılama sunamaz' gerekçeleriyle sözleşmenin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Öte yandan mahkemeye göre, demokratik ülkelerin anayasal düzenlerinde ordunun görevi ulusal güvenlikle sınırlı olmalıdır. Yargı gücü ise prensipte sivil iradeye ait olmalıdır. Benzer şekilde mahkeme, silahlı kuvvetlerin yapısındaki içsellik ve hiyerarşik yapısını göz önünde tutmaktadır. Bu durum hem asker kişiler hem de sivil kişiler için AİHM'nin pek çok kararında da ifade edildiği gibi adil yargılanma ilkesi bakımından daha güvencelidir.
BU SUÇLARIN ASKERLİKLE İLGİSİ YOK
Anayasa'nın 145. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca, asker kişilerin veya sivil kişilerin işlemiş olduğu tüm suçlar değil sadece 'askerî suçlar' askerî mahkemelerin görev alanına girecektir. Söz konusu düzenleme çerçevesinde görev alanı kapsamında kalan suçlar askerî nitelik taşımadığı, askerlik göreviyle bağlantısı olmayan ve herkes tarafından işlenebilen suçlar olduğu, asker kişiler aleyhine işlenmesinin söz konusu olamayacağı, askerî mahallerde işlense dahi etki ve sonuçlarının tamamen askerî mahallerin dışında gerçekleştiği, askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işlenmesinin ise mümkün olmadığı açıkça görülmektedir. Bu durum karşısında, Anayasa'nın 145. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalmayan bu suçların mutlaka CMUK'un 250. maddesi uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir.
ULUSAL PROGRAM'DA YER ALIYOR
Günümüzde insan haklarının ulaştığı seviye, Anayasa Mahkemesi'nin konuyla ilgili kararları, AİHM'nin konuyla ilgili kararları, uluslararası belgeler, 2008 yılı AB müktesebatının üstlenilmesine ilişkin Türkiye Ulusal Programı ve Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasındaki hüküm de dikkate alındığında, düzenlemenin Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Anayasa uyarınca, asker olmayan kişiler özel kanunda belirtilen her suç bakımından değil, sadece 'askerî suçları' bakımından askerî mahkemede yargılanabilecektir. Buna karşılık 353 sayılı kanunun 12. maddesinde, asker olmayan kişiler bakımından 'askerî suç', 'askerî olmayan suç' ayrımı yapılmaksızın, asker kişiler ile asker olmayan kişilerin iştirak halinde işledikleri suçun Askerî Ceza Kanunu'nda yazılı bir suç olması halinde yargılanmalarının askerî mahkemelerce yapılacağına ilişkin düzenleme Anayasa'nın 145. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan düzenlemeyi aşacak genişlikte olduğundan 353 sayılı kanunun 12. maddesi Anayasa'ya açıkça aykırıdır. Asker olmayan kişilerin mutlaka bazı suçlardan dolayı askerî yargıda yargılanmaları gerektiğine ilişkin bir sonuç çıkarmak mümkün değildir. Asker olmayan kişilerin askerî yargıda yargılanamayacaklarını öngören hükmün Anayasa'ya aykırı hiçbir yanı bulunmadığı gibi, söz konusu değişiklik halen yürürlükte bulunan düzenlemedeki Anayasa'ya aykırılığı gidermektedir.
SİVİL TOPLUM İSTİYOR
Günümüz şartları dikkate alınarak yeni bir anayasa hazırlanması sürekli olarak gündeme getirilmektedir. Anayasalarda hüküm altına alınan 'askerî yargının görev alanı' konusunda da sürekli tartışmalar yaşanmış ve görev alanının kapsamıyla ilgili değişik öneriler ortaya konulmuştur. Bilim Kurulu, Türkiye Barolar Birliği, TÜSİAD ve TUSKON tarafından hazırlanan anayasa taslaklarında askerî yargıda yapılacak düzenleme önerileri getirilmiş; TÜSİAD tarafından hazırlanan anayasa taslağında yürürlükteki Anayasa'nın 'askerî yargı' kenar başlıklı 145. maddesinin yürürlükten kaldırılması önerilmiştir.
AB TAAHHÜTLERİ ARASINDA
AB Katılım Ortaklığı belgelerinde askerî yargıya ilişkin atıflar bulunmaktadır. 2008 yılında AB Komisyonu tarafından yayımlanan Katılım Ortaklığı Belgesi'nin 'Kısa Vadeli Öncelikler' başlıklı alt bölümünde "askerî mahkemelerin yetkisinin askerî personelin askerlikle ilgili görevlerine hasredilmesi" gerektiği vurgulanmıştır. İlerleme raporlarında da benzer tespitlere yer verilmiştir. 2008 Ulusal Programı'nda 'Sivil-Asker İlişkileri' başlığı altında "Demokratik hukuk devletinin gerekleri çerçevesinde hazırlanacak Yargı Reformu Stratejisi'nin bir parçası olarak askerî mahkemelerin de görev ve yetkilerinin tanımlanmasıyla ilgili düzenlemelere devam edilecektir." şeklinde bir ibareye yer verilmiştir.
DÜNYA BÜLTENİ - 8 TEMMUZ 2009 ÇARŞAMBA







