Sistematik bir biçimde Çin zulmüne maruz kalan Müslüman Uygur halkı, yüzyıllardan beri baskı ve zor kullanılarak asimile ediliyor.
Doğu Türkistan'da akıl almaz bir devlet terörü yaşanıyor.
Uygur Türkleri, asker, polis ve baltalı Han Çinlilerine karşı kendilerini sopalarla korumaya çalışıyor.
Sokak aralarında ölüm kol geziyor.
Çin ordusu, binlerce askerini Halk Meydanı'na sevk ederek, gövde gösterisi yapıyor.
Dünyanın tepkisizliğinden de cesaret alarak, protesto gösterilerinin arkasında olanların idam edileceğini açıklıyor.
İran'a karşı sert kınama mesajları yollamakla kalmayıp, büyükelçilerini geri çağırma teşebbüsünde bulunan, yeni yaptırım tehdidinde bulunan Batı'dan ses çıkmıyor.
ABD, olaylarda can kaybı olmasından derin üzüntü duyduğunu açıklamakla yetiniyor.
Avrupa Parlamentosu da tıpkı ABD gibi ''protestocuların öldürülmesinden derin endişe duyuyoruz'' demekle yetiniyor.
Müslüman Uygurlar çaresizlik içerisinde...
Batılı devletlerden ve BM'den beklentisi olmayan Müslümanlar, yaşanan zulmün durdurulması konusunda ülkelerinden etkili adım atmalarını bekliyor.
Ancak maalesef, mevcut koşullarda tek başına herhangi bir İslam ülkesinin Çin'e baskı yapmasıyla sonuca ulaşmak mümkün değil.
Niçin mi?
Çünkü; Hiç bir İslam ülkesinin tek başına askeri ve ekonomik bakımdan ABD ile her kulvarda yarışan Çin'e direkt olarak baskı yapma gücü yok.
Örneğin Türkiye...
Çin'den milyarlarca dolar kredi aldığı belirtilen Türkiye, Pekin'e baskı yapabilir mi?
Hayır.
İran da Pekin'e baskı yapamaz.
Çünkü; Nükleer programı dolayısıyla Batılı ülkelerin yaptırım hatta askeri müdahale tehdidi altındaki İran, Çin'in BM Güvenlik Konseyi'ndeki veto gücüne ihtiyaç duyuyor.
Pakistan da Pekin'e baskı yapamaz.
Çünkü; İslamabad yönetimi de Hindistan'a karşı Çin'in desteğine ihtiyaç duyuyor.
Ülkesindeki doğal gaz yataklarının işletilmesini Çin'e veren Sudan da Pekin'e baskı yapamaz. ÇÜNKÜ; Hartum'un da Çin'in veto gücüne ihtiyacı var.
Bu örnekleri çoğaltmak mümkün...
Bu zulmün durması için yapılacak en etkili adımın İslam ülkeleri ortak tavır belirlemesi olacağı, muhakkak.
Ortak tavrın belirlenmesini sağlayacak yegane kuruluş da BM'den sonra en çok üyeye sahip olan İslam Konferansı Teşkilatı (İKT)'dır.
Dolayısıyla İKT, derhal harekete geçerek sorumluluğunu yerine getirmelidir.
Çin ile masaya oturarak gerçekçi çözüme ulaşılmasını sağlamalıdır.
Pekin'e kabul etmemesi durumunda, ekonomisinin ana damarı olan enerji kozu hatırlatılarak, İslam dünyasının ortak yaptırımlarıyla karşı karşıya kalacağı uyarısında bulunmalıdır.
MİLLİ GAZETE - 11 TEMMUZ 2009 CUMARTESİ
Çin’i durduracak tek güç var!


Sistematik bir biçimde Çin zulmüne maruz kalan Müslüman Uygur halkı, yüzyıllardan beri baskı ve zor kullanılarak asimile ediliyor






