Doğu Türkistan'da Uygurların katliyle sonuçlanan olayların arka planında, asimilasyon amacıyla uygulanan zorunlu iskan politikalarının olduğu beliritliyor. özellikle uygurların han Çinlilerrn yoğun olduğu uzak işyerlerine gönderilmeleri ve budurumun dini yaşayış ve gelenekleriyle çatışması uygutrların isyan etmesine neden oluyor.
Washington Post'ta Ariana Eunjung Cha imzasıyla çıkan haber-analizde, Uygurlarla Çinliler arasında çıkan çatışmaların arkasında, Uygurların, Çin devleti tarafından zorunlu olarak başka bölgelere işçi olarak gönderilmesinin olduğu tesbiti yapıldı. Cha, bu şekilde yerleşim yerlerinden edilen Uygurlarla konuştu ve görüşlerini aldı.
Çinli yetkililer, Uygurları diğer eyaletlerdeki fabrikalarda çalışmaya zorlayarak ve Hanları da Uygurların bölgesinde fabrika açmaya teşvik ederek, Uygurların ekonomik durumlarını iyileştirme amacı güttüklerini iddia ediyor. Fakat bu uygulamaya 'kayırmacılık' nedeniyle Hanlardan, asimilasyon nedeniyle de Uygurlardan tepki geliyor. Uygurlar, dillerinin okullarda yasaklandığını, sakal bırakmalarına, başörtüsü takmalarına ve oruç tutmalarına kimi durumlarda izin verilmediğini, özel ve kamu işlerinde kendilerine ayrımcılık yapıldığını savunuyorlar.
Çin tarafından zorunlu göçe tabi tutulan Uygurların bazıları, yüksek maaşlar ve diğer fırsatlardan dolayı mutlu olurken, bazı Uygurlar ise Çin'in bir göz boyama faaliyetinden haberdar olduklarının bilincinde hareket ederek duruma tepki gösteriyor. Çinlilerin zorunlu çalışmaya tabi tuttuğu Uygurların hemen hepsinin kızlardan oluşması ise dikkat çekiyor.
Bunlardan Seyfeddin isimli bir Uygur'un 21 yaşındaki kızkardeşi, Han Çinlilerinin çoğunluğu oluşturduğu ve kültürel, dini ve fiziksel olarak alışkın olmadığı bir çevrede yaşamaktan dolayı gayet huzursuz olduğunu akrabalarına anlatıyor.
Çinli yetkililerin 2000 Yuan, yani 300 dolar civarındaki cezayı ödemeleri veya kızı yurdundan 2 bin km. uzaktaki fabrikaya işçi olarak göndermeleri tehdidiyle karşı karşıya kalan aile, şimdi endişe içinde bekliyor. Seyfeddin, kızkardeşi hakkında fazlasıyla endişeli olduğunu belirterek, "Hükümet onları geri göndermeli. Eğer Uygurlar ile Hanlar arasında yeni bir çatışma çıkarsa ne olacak? Uygurlar ölesiye dövülecek" dedi.
Zorunlu işçi programı ile diğer bölgelere giden kimi Uygurlar, Urumçi civarında kazanabilecekleri paranın 2-3 katını kazanmaktan memnun gözüküyorlar. Ancak, Uygurların büyük bir çoğunluğu, programın baskıcı bir tutuma sahip olduğunu söylüyor. Kaşgar civarında yaşayan Uygurlar, her aileden en az bir çocuğun zorunlu işçi programına tabi tutulduğunu, eğer göndermek istemezlerse ağır bir para cezasına çarptırıldıklarını söylüyor.
Muhabirin görüştüğü Uygurlar'dan Mirzade, kendi yaşadığı yerde insanların fakir olduğunu, para cezasını ödeyemediklerini, dolayısıyla çocuklarını göndermek zorunda kaldıklarını söyledi. Yine bir Uygur, Yasin ise ailesinin kızkardeşini göndermekten başka çaresi olmadığını, ancak cezayı ödeyemeyecek durumda oldukları için mecbur kaldıklarını ifade etti. Yasin, "Gidene kadar her gün ağladı. O bir kız çocuğu, dinimize ve kültürümüze göre kız çocukları bu kadar uzak yerlere gitmez. Bize kalsaydı, bundan kaçması için onu biriyle evlendirirdik veya okula gitmesine izin verirdik" dedi.
Pekin'e yakın Hebei eyaletinde bir tekstil fabrikası sahibi olan Liu Guolin, 2007 yılından bu yana Uygurları program çerçevesinde işe aldığını söyleyerek, 143 kadın işçinin o günden bu yana çalıştığını söyledi. Liu, bir polis memurunun işçilerin başında durduğunu söyleyerek, "Yerel yetkililer bana, polis memuru olmazsa işçilerin kaçacağını söyleyene kadar, zorla getirildiklerini bilmiyordum" itirafında bulundu.
Liu, güvenlik görevlisinin kızların ibadet etmelerine ve başörtüsü takmalarına izin vermediğini, kızların arasında 14 yaşında olanların bulunduğunu ve kimlik kartlarının da yerel hükümet tarafından alıkonulduğunu öğrendiğini belirtti.
İşçi programını denetleyen yetkililerden Bi Wenqing, işçilerin zorla veya para cezası tehdidiyle katılıma zorlandıklarını reddetti. Bi, Uygurların ibadet etmelerine engel olmadığını söylese de bunu teşvik etmediklerini de sözlerine ekledi. Bi, Çinlilerin Uygurları asimile etme çabalarını da adeta itiraf etti. Bi, "Biz onları bir dine inanmamaları için sıkıca eğitiyoruz. Çünkü dine bağlandıkça daha da geri kalıyorlar. Ayrılıkçılar da bu genç Uygurları şeytani yollara götürmek için dini, bir destek noktası yapıyor." dedi.
Çinlilerin Uygurları asimile çabaları sadece ibadetlerin yasaklanmasıyla sınırlı değil. Zorunlu iş programına yeni katılan Uygurların Çinceleri genelde sınırlı oluyor. Ancak, Çinliler, dillerini geliştirme iddiasıyla, Uygurların da katılmak zorunda bırakıldığı partiler ve dans programlarıyla dilsel, kültürel ve dini açılardan Uygurları asimilasyona tabi tutuyor.
DÜNYA BÜLTENİ - 16 TEMMUZ 2009 PERŞEMBE







