İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Tekstil ürünlerinde Azo boyar tehlike: Bazı kumaşlara dokunmak bile riskli

Tekstil ürünlerinde Azo boyar tehlike: Bazı kumaşlara dokunmak bile riskli
Ekonomi
|

Sağlık Bakanlığı'ndan denetim yetkisi alan İHKİB, kanserojen etkili azo boyarlı ürün satan firmaları gazete ilanıyla deşifre edecek. Testlere göre, Uzakdoğu'dan gelen bazı ürünlerin kumaşına dokunmak bile kanser riski taşıyor ÇAĞRI BİLGİN (Arşivi) İSTANBUL - Uzakdoğu menşeli bazı tekstil, hazır giyim, konfeksiyon deri ürünlerinde yapılan testler sonucunda kanserojen etkili ‘azo boyar’ (renklendirici) maddesi tespit edilince, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHK

Sağlık Bakanlığı'ndan denetim yetkisi alan İHKİB, kanserojen etkili azo boyarlı ürün satan firmaları gazete ilanıyla deşifre edecek. Testlere göre, Uzakdoğu'dan gelen bazı ürünlerin kumaşına dokunmak bile kanser riski taşıyor.

Uzakdoğu menşeli bazı tekstil, hazır giyim, konfeksiyon deri ürünlerinde yapılan testler sonucunda kanserojen etkili ‘azo boyar’ (renklendirici) maddesi tespit edilince, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) duruma el koyarak Sağlık Bakanlığı’ndan denetim yetkisi aldı.

Türkiye’de belirli bir oranın altında azo boyar maddeli ürünlerin ithalatının serbest olduğunu belirten İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, fakat durumun endişe verici  boyutlarda olduğunu, yapılan testlerde direkt vücutla temas eden tişört, ceket, atkı ve şal gibi giysilerin hatta parmak arası terlik ve ayakkabılarda limit üstü azo boyar maddeye rastlandığını bunun halk sağlığını tehdit ettiğini söyledi.

Türkiye’de bunlar yasak
Tanrıverdi’nin verdiği bilgiye göre Mart 1995’ten itibaren Türkiye’de Avrupa Birliği’nde olduğu gibi azo boyar maddelerin üretimi ve kullanımı yasak. Bu konuyla ilgili 24 adet yasaklı madde var. Fakat dünyada 30 ppm’e kadar azo boyar maddenin kullanımının serbet olduğunu Türkiye’nin de ithalatta dünya normlarına uyarak 30 ppm’i sadece ithalatta serbest bıraktığını belirten Tanrıverdi:

“Azo boyar maddeler, tekstilde kullanılan boyaların ürüne tam oturmasını sağlıyor. Ancak kanserojen özelliği var. Fakat yapılan denetimlerde 3000 ppm ‘azo boyar madde’ içeren kumaşlara rastlandı. 3000 ppm’lik bir elbiseye dokunmak bile kanser yapar” dedi.

Tanrıverdi, ayrıca ‘azo boyar’ diye tanımlanan maddelerin tekstil boyalarının içeriğinde bulunduğunu ve bunlardan bir bölümü ‘arilamin’ maddesi içerdiğini ve bunun da kanserojen etki yarattığını belirtti. Tanrıverdi ayrıca Uzakdoğu’dan gelen bazı ürünlerde ağır metaller de olduğunu, bunun dünyada yasaklandığını fakat Türkiye’de bu konuda bir düzenleme olmadığı için ithalatın yapıldığını söyledi. Tanrıverdi İTKİB olarak bu konuyla ilgili de bir çalışma başlattıklarını belirtti.

Ter ile vücuda giriyor
Azo boyar maddeyle boyanmış ürünlerin ter ile vücuda temasında tehlikenin ortayı çıktığını belirten Tanrıverdi, artık bu duruma dur demek için Sağlık Bakanlığı’ndan İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri’nin (İTKİB) yetki aldığını belirtti. Tanrıverdi, hazırlanan tebliğe göre, İTKİB’in denetim yapma yetkisini daha ithalat gerçekleşmeden numune alarak ya da ülkeye girmiş ürünü raftan alıp kullanabileceğini söyledi.

Tanrıverdi, “Herhangi bir mağazaya gidip bir raftan ürün alıp onu test edebileceğiz, eğer yasaklı madde azo boyara rastlarsak toplatma kararı alabileceğiz, ihbar olursa gidip oradan numune alabileceğiz. Son tebliğ bize bunu sağlayacak. İHKİB kuruluşu olan Ekoteks Tekstil Laboratuvarı test işini yapacak” dedi. Azo boyar’ın ne olduğunu İTKİB Denetim Kurulu Üyesi Ekoteks Yönetim Kurulu Üyesi Nilgün Özdemir şöyle anlattı: “Aslında bütün boyalarda var bu katkı maddelerinden, sadece ucuz boyalarda bunun sınırı geçilmiş oluyor. Tabi hepsi de kimyasal olmak zorunda değil. Kötü niyet yok insanlarda. Bilinç de yok ama bilmiyorlar yani.”

Türkiye getirdiği ürününde azo boyar madde tespit edilen firmanın o ürünü piyasadan çekmesi için gazetelere ilan verileceğini belirten Tanrıverdi şöyle dedi: “Azo boyar madde tespit edilen firma değil ilanı biz veriyoruz. İlanda firmanın adını ürününün ne olduğunu ve toplatması gerektiğini belirtiyoruz. Yani onların yerine biz ilan veriyoruz firma adıyla adamın ismiyle ilan çıktı mı firma zaten rezil olacak. Bizim ekonomik bir yaptırımımız çok fazla değil ancak o firmanın kontrolünün dışında bir şey yaptığımız için hem de İTKİB adıyla, insanlar bizim kurallarımıza uymak zorunda kalacak. Üstelik ilan parasını da o firmadan tahsil ediyoruz.”

Bir daha ithalat yapamaz
“Diğer dünya ülkelerinin standartlarını sisteme oturtmaya çalışıyoruz” diyen Tanrıverdi şunları söyledi: “Ben Avrupa’ya giden malda mesela üretilen ülke ismini yani ‘made in’ini yazmak zorundayım, bizde ise o kontrol yok. Şimdi bu tebliğle bunların kontrolünü yapabileceğiz. X mağazaya gidip bir raftan ürün alıp onu test edebileceğiz, toplatma kararı alabileceğiz, ihbar olursa gidip oradan numune alabileceğiz. Son tebliğ bize bunu sağlayacak. Mesela gittik bir numune aldık tespit ettik yanlış üretim çıktı, bir daha bizden ithalat lisansı almadan ithalat yapamaz. Artık bizden kayıttan geçemez, gümrükten de geçemez, bir daha ithalat yapmak istiyorsa bizimle uzlaşmak, üretimindeki kirliliği temizlemek zorunda, yoksa yapamaz. Avrupa’da aynı şekilde her yerde bunlar yapılıyor, bizde de kanun vardı ancak yaptırımı, uygulaması yoktu.”

Amaç Çin’de test yapmak
Tanrıverdi, “Amaçlarımızdan bir tanesi de insanları korkutup daha mal gelmeden, ithalatçı firmanın malın üretildiği ülkede Çin’de Hindistan’da test yapmasını sağlamak. Ayrıca küçük esnaf özellikle ithalatçıların gözünü korkutmalı, ‘Ya bak İTKİB malı aldırırsa mahvolursunuz’ demeli. Yoksa zabıta önlemi bir yere kadar sürdürülebilir. İnsanları ikna edebilmek, insanlarda yatırım bilincini oluşturabilmek çok önemli bizim için” diye konuştu. Hikmet Tanrıverdi, 3 milyar dolara çıkıyor

“Geçen seneki tekstil ithalatımız 2 milyar 120 milyon dolar. Türkiye’deki tekstil sektörüne bakacak olursak konfeksiyon ithalatı hazır giyim (bitmiş), bizim bu kadar kuvvetli olduğumuz bir alanda bu yıl 3 milyar dolara çıkar diye düşünüyoruz. Büyük bir ithalat pazarından söz ediyoruz” dedi.

Tanrıverdi aslında kendilerinin tüketici kanununda yazan kuralları uygulamak için bu yetkiyi aldıklarının altını çizerken, “Biz bundan sonra tüketici kanununda yazan her şeyi kelimesi kelimesine ithalatta uygulayacağız, tüketici kanununda her şey yazılmış, ama ithalatta hiçbiri uygulanmıyordu. Tüketici ucuza odaklanıyor fakat firmanın onu Çin’den kaça aldığını bilmiyoruz, 100 liraya sattığı malı belki de 3 liraya aldı. Bu işte aslında en büyük zarar görenler, büyük markalar sonuçta. O nedenle öyle ya da böyle bu işi kontrol etmek zorundalar en azından bundan sonra kontrol etmek için daha da fazla çabalayacaklar” dedi.

RADİKAL - 3 AĞUSTOS 2009 PAZARTESİ

AKRA