Blair 10 yıllık iktidarı boyunca partisini geleneksel tabanından uzaklaştırdı, işçi hareketinden doğmuş bir parti olmasına karşın partisinin sendikalarla bağını zayıflattı, işçi sınıfından çok orta sınıflara yakın durdu. Sermaye çevrelerinin sözcülüğünü yaptı. "Üçüncü Yol'' adını verdiği politikasıyla partiyi tamamen sağa döndürdü. Irak savaşıyla vicdanı kanayan bir de kamuoyu bıraktı.
Yenithatcher'cılık
Blair'in, Yenithatcher'cılığı öyle bir boyuttaki, Muhafazakâr Parti'nin genç lideri David Cameron için "Yeni İşçi Partisi'' nin kurallarını takip edecek deniyor. Yani Cameron'ın "muhafazakârlığı'' İşçi Partisi'nden ilham alıyor. Blair'in "ideolojisi'' deyince akla elbette İşçi Partisi'nin üzerinde yükseldiği emek değerleri gelmiyor artık. Thatcher'ın ABD ile kurduğu "çok çok özel'' yakınlığı, Blair de sürdürdü. Neobliebralizmin ortaklığı olarak adlandırılan bu tavrın sürdürücüsü durumunda olan Blair'in bu nedenle İşçi Partisi'ne açıkça dile getirilmemiş bir zarar verdiği de ortada. "Harika bir on yılı heba etmekle kalmadı, partisine tamir edilemez bir zarar da verdi.'' Blair için en çarpıcı belirleme budur.
İngiltere'nin önde gelen siyasi dergilerinden Newstatesman'daki bir değerlendirme yazısının giriş cümlesi şu: "Tony Blair şimdi değil, 2003 yılında, Irak'ta var olduğunu iddia ettiği kitle imha silahlarının bulunmadığı ortaya çıktığında bırakıp gitmeliydi.'' Blair'in en çok iz bırakan mirası Irak'la ilişkili olanıdır çünkü. Irak'ın nükleer planları konusunda çok ama çok abartılı tutumları olduğunu bilmeyen kalmadı Blair'in. Bu amaçla kurulan, "Buttler komisyonu'' adıyla anılan bir araştırma komisyonunun, "uygulanan yaptırımlar boyunca Irak'ın nükleer silah yapmasına olanak yok. Ama yaptırımlar aşırıya kaçarsa ya da tamamen etkisizleşirse en az beş yıl içerisinde Irak nükleer silah yapabilir'' uyarısı, sorunun yaptırımlarla çözülebileceğini ortaya koyuyordu.
Mükemmel palavra: 3. Yol
Ancak Blair'in, buna rağmen, "Irak'ın elinde 45 dakikada hedefini bulacak kitlesel imha silahları var'' gerekçesine, ABD Başkanı George W. Bush 'la birlikte sıkı sıkıya sarılması, politik yaşamının en karanlık dönemine girmesine yol açtı.
Üçüncü Yol ideolojisinin aslında bir ideloji değil "mükemmel bir palavra'' olduğunu söylüyor politik analizci David Marquand . Marquand, elbette kendi sınıfı açısından yaptıklarından ötürü "devrimci'' olarak nitelediği Thatcher'la kıyasladığı Blair'in bir "simsar'' olduğunu söylerken Blair'in, Thatcher'ın mirasını sürdürüyor oluşuna vurgu yapıyor.
Kısa bir süre sonra İngiltere'nin -büyük bir olasılıkla- yeni başbakanı olacak olan İskoç asıllı Gordon Brown, aslında perde arkasındaki "iktidarı" nı eğer başbakanlığa gelirse "resmileştirmiş" olacak.
CUMHURİYET -11 MAYIS 2007 CUMA






