Bugünden sadece bir yıl kadar önceydi. 16 Eylül 2008'de Lehman Brothers'in battığı açıklandı. 2008 yılının ilk başlarından itibaren düşme eğilimindeki borsalar Lehman iflası ile bir anda tepetaklak oluvermişti.
O günlerde yaşadıklarımızı aklımızın bir kenarında tutmamız gerekiyor. Bir anda para nasıl kazanılır sorusundan ziyade para nasıl korunur sorusu akıllara takılmıştı. Amerika'da bankalar yüksek faizli mevduatlarını dahi düşük faizli hazine kâğıtlarına yatırıyordu. Para kazanmak bir kenara itilmiş, amaç parayı korumak olmuştu.
Krizin şiddetli estiği iki gün içerisinde altın fiyatları 775 dolardan 919 doları görerek güvence adına önemli bir işaret vermişti. Krizin ve parayı saklamanın bir başka güvencesi altın görülmüştü.
Bugün ortalıkta para kazanma tüyoları içeren yazılara rastlıyoruz. Yok altın alınmalı, yok borsadan kaçınmalı gibi önerileri görüyoruz. Elbette ekonomide amaç bir değer yaratmak ise para üzerinden de bir değer yaratma faaliyetine gidilebilir. Ama nereye?
Dünya yeni bir eşiğin tam üzerine gelmiş ne yapacağını bilmezken parayı ne yapacağız? Acaba bugün paraya 'para kazanma' gözü ile mi bakmamız gerekiyor, yoksa 'parayı koruma' gözü ile mi bakacağız? Bu soruya verilecek cevap bugünden yarına yatırım kararlarını yüzde yüz değiştirebilecek niteliktedir.
Eğer bugün paraya para kazanma gözü ile bakacak olursak risk ve kazancın aynı orantıda olduğunu düşünerek yatırım tercihimizi düşünmemiz gerekiyor. Yok eğer paraya para kazanma değil de parayı koruma gözü ile bakacak olursak durum nerede ise yüzde 100 değişebilecektir.
Para korumanın bir maliyeti olduğunu yukarıda açıkladığımız gibi ABD'li bankalardan öğrenmiştik. Hatta Türkiye'deki bazı bankalarında parayı koruma adına kasalarında tuttuklarına şahit olmuştuk.
Bugün bu konular neden önem kazandı? Çünkü artık kritik bir eşikten geçen dünya piyasaları ne yapacağına karar verebilmiş değil de ondan. Acaba piyasalarda yeni bir kriz dalgası mı yayılacak? Yoksa kısa süreli satışlar sonrası bir toparlanma hareketi mi gerçekleşecek? Belki de hiçbir şey olmayacak? Ne olacağı çok kestirilemiyor. Öyle ki en kötümser Nouriel Rubini bile iyimserleşirken, bizim gibi reel ekonomi içerisinde yer alanlar her geçen gün daha fazla karamsarlaşmaktadırlar.
Bir tarafta ekonomiyi destekleyecek önemli veriler gelirken aynı anda şok edici karamsar sonuçlar da açıklanabilmektedir. Ama bilinen bir gerçek var ki Türkiye'nin yaşadığı sorunu gelişmiş ülkeler de yaşamaktadır. Artık reel kesim ile mali kesim daha keskin çizgilerle birbirinden ayrılmaya başlamıştır. Bir tarafta hormonlanmış, krize karşı beslenmiş mali kesim ve diğer tarafta ne yapacağını hâlâ bilemeyen bir reel kesim.
Krize karşı mali ve reel kesime yönelik ana argümanımızı yeniden tekrar etmemiz gerekiyor: Mali kesimin aşırı desteklenmiş halinin bir finansal canavar oluşturduğunu zaten 2008'de ortaya çıkan krizin ana gerekçesi olduğunu görmüştük. Mali kesimin en zararlı tarafı olan piyasaların ise reel kesim ile alakası olmayan ve kendi içsel gerekçelerle hareketinde son azgınlık içerisinde olduğunu görüyoruz.
Bu ortamda kim ne yapacak? Acaba para kazanma modelini mi analiz etmeyi sürdürmeliyiz yoksa para koruma modeline mi geçmeliyiz? Sorunun cevabı önümüzdeki birkaç yılın ana belirleyici trendi olabilecektir.
Bugün bizi ekonomide karamsarlıkla itham edebilirler. O zaman şu noktayı da belirtmemiz gerekiyor. Karamsar bir ekonomik tabloda akaryakıt vergilerine zam nasıl yapılır? Karamsar bir ekonomik tablo içerisinde elektriğe zam nasıl açıklanabilir? Biz karamsar olalım veya olmayalım ama ülkemiz karanlığa yol almasın sakın.
İBRAHİM KAHVECİ / YENİ ŞAFAK - 7 EYLÜL 2009 PAZARTESİ
Parayı ne yapmalı!


Bugünden sadece bir yıl kadar önceydi. 16 Eylül 2008'de Lehman Brothers'in battığı açıklandı. 2008 yılının ilk başlarından itibaren düşme eğilimindeki borsalar Lehman iflası ile bir anda tepetaklak oluvermişti






