İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

İki terör arasında

İki terör arasında
Güncel
|

Terör bir siyaset aracıdır. Belli bir siyasal hedefi elde etmek için başvurulan tedhiş hareketi olarak tanımlanır

AKİF EMRE

Terör bir siyaset aracıdır. Belli bir siyasal hedefi elde etmek için başvurulan tedhiş hareketi olarak tanımlanır. Halkı korkutmak; şiddet uygulamak bu tanımın içindedir. Siyaset düşüncesinde, bu tartışma genelde, elde edilmek istenen hedefin meşruluğu açısından tedhiş hareketine başvurmakla hedef ne olursa olsun halkı sindirmeyi içeren şiddet uygulamak arasında sıkıştırılır.
Aslında terör siyasal meşruiyet sorunundan/alanından bağımsız ele alınamaz. Tartışmanın çerçevesi siyaset felsefesinden siyaset ahlakına uzanan bu meşruiyet sorunu, amaç için aracı kutsallaştıran modern siyaset anlayışına kadar uzanır. Bu nedenle terörü siyasal gücü ele geçirememiş yapılanmalarla sınırlı tutmak tanımın en büyük zaafıdır. Robespierre'in Fransız Devrimi'nde, tiranlığa karşı devrimci despotizmin terörünü savunması tam da buna tekabül eder.
Terör önce zihinlerde başlar.
Gücünü kaybeden iktidarlar, meşruiyet sıkıntısı olan yönetimler genelde teröre başvurular..
11 Eylül sonrası Amerika “İslami terör” adına küresel ölçekte zihinsel bir terör estirdi. Müslümanları adeta terörize ederek küresel tedhişi, işgal ve ölüm makinelerini meşrulaştırdı.. Küresel bir imparatorluk olarak ABD'nin gücünü yitirmenin verdiği telaşla başvurduğu bir araçtı 'küresel terör mit'i. Tarihte düşüşe geçen her imparatorluk gibi saldırganlaştı, askeri gücünü bir “düzen kurmak”tan çok 'emperyal terör' için kullandı. “İslami terörle küresel savaş” söylemi bu amaç için meşrulaştırılmış bir şiddet yöntemiydi.
Türkiye'de de terör benzer yöntemlerle gündemde kaldı.“Terörle mücadele” adına belli odakların bizzat terörü beslediğini bugün daha net görebiliyoruz.Millet olmayı başaramayanlar ya da millet olmaktan kaçanlar terör korkusuyla farklılıkları terörize etti…
Farklı dili konuşmak, farklı kökenden gelmek potansiyel terör unsuruydu; çünkü, ortak hafızamızı hatırlayan kalmamıştı… Siyaset etmenin öz güvenini sağlayan tarihi bilinç buharlaşmış, “hatırasız ve hafızasız” bir toplum haline getirilmiştik. En azından bizi yönetenlerin tarih ve toplum karşısındaki vaziyetleri buydu.
Bize bir medeniyet bahşeden, inşa eden değerler bir tehditti, çünkü, bizi teslim alanların medeniyetine geçmemiz isteniyordu. Bir kitap risalesi, bir başörtüsü yada bir rahle terör aygıtı olabiliyordu. Her anlamda milletiyle çatışmaya giren bir zihniyetin terörü. Bu denli terörize edilmiş bir toplumun manipülasyona itilmesi kaçınılmazdı.
Kelimenin en kaba haliyle teröre itilenler ilkel bir etnik mücadele adına benliğimizde var olan her türlü erdem ve derinlikten mahrum, acımasız bir terörle adeta kin ve öc duygusuyla kan dökmeye başladılar. Bizi yönetenlerin terk ettiği ama milletin derin hafızasında saklı duran bir medeniyetin yansıması bize özgü erdemlerden nasibini almamış yöntem ve bize yabancı bir dava adına terör.
Bu terörle, iktidarını pekiştirmek isteyenlerin manipüle ettiği 'terör sarmalı' arasında hâlâ istikametini korumaya çalışan millet…Bunca sözün özü şu ki, teröre başvuranlarla terör söylemini siyaset aracı haline getirenlerin güç kaybından kaynaklanan ölçüsüz, tehlikeli ve acımasız bir saldırganlaşma sürecindeyiz.
Gücünü yitiren odaklar bu tür durumlarda daha da saldırganlaşırlar. Terörün mantığı bunu gerektirir.
PKK kendini besleyen en büyük gücün desteğinden mahrum hale gelmenin telaşıyla güç gösterisinde bulunuyor. ABD nezdinde hâlâ pazarlık gücü oluğunu göstermek için bu zamana kadar uyguladığı yöntemle, “henüz ölmedik” demeye getiriyor.
Siyaset içinde terör söyleminden nemalanan çevreler ellerindeki en büyük kozu yitirmenin telaşıyla saldırganlaşıyor. Gerekirse oyunu nasıl ve hangi yöntemlerle bozabileceğinin işaretini veriyor. Ödenecek bedel umurunda değildir bunların. Önemli olan ellerinde tuttukları gücü kaybetmemek.
PKK doğrudan anlaşıldığı anlamda terörden beslendi. Bu kez siyaset aracı olarak iktidar üzerinde güç kullananlarla aynı çizgide birleştiler. Ortak noktaları iktidarın ellerinden alınıyor olması. Hem uluslararası düzeyde hem iç siyasette..
Bundan sonraki sorun, bu karanlık güç ilişkisinin devre dışı bırakılmasından sonra boşluğun ne şekilde ve kim tarafından doldurulacak olmasıdır. Meşru yöntem ve anlayışın bu süreçte galip gelip gelmeyeceğinin sınavında Türkiye.
YENİŞAFAK - 10 ARALIK 2009 PERŞEMBE
AKRA