Ekonomik krizin Türkiye ekonomisine etkileri, önemli göstergelerde ciddi ölçüde bozulmalar yarattı.
Krizden önce olumsuz sinyal veren bir diğer gösterge kapasite kullanım oranı oldu. 2008 Haziran'ında yüzde 82.3 olan seviye, Temmuz'dan itibaren düşüşe geçti. 2008 sonunda yüzde 64.7 olan kapasite kullanım oranı, 2009 Ocak ve Şubat'ında ise tarihi seviyelere geriledi.
Üretimdeki bu tablo, büyüme rakamlarında kendini hissettirdi. Türkiye'nin, 27 çeyreklik büyüme serüveni, 2008'in son çeyreğinde tersine döndü. Geçen yılın son üç ayında ekonomi, yüzde 6.2 daraldı. Böylece 2008 yıllık büyümesi yüzde 0.9'da kaldı.
Sanayi üretimindeki gerileme, devamında ekonomik küçülme sürecinin gelmesi, işsizlik oranlarını da tırmandırdı. İşsizlikte de tüm zamanların en yüksek oranı, bu yılın Şubat ayında yaşandı. Şubat'ta yüzde 16.1'e ulaşan işsizlik, Haziran 2008'den itibaren yükselişe geçmişti. Eylül'deki yüzde 10.3 seviyesi ile işsizlik, çift hanelere çıkarken 2008 yıllık işsizlik oranı da yüzde 11 oldu. Şubat'tan itibiren kısmi gerileme görülen işsizlikte Mayıs sonundaki oran, yüzde 13.6'ydı.
Krizle birlikte azalan iç talep, enflasyon rakamlarını da önemli dönemeçlere getirdi. Enflasyon hedeflemesi sistemine geçildiğinden bu yana hedefleri tutturamayan Merkez Bankası, 2009'un ilk altı ayı sonundaki ikinci test döneminde yine enflasyon hedeflerini tutturamadı. Ancak ilk kez hedef, banka başkanı Durmuş Yılmaz'ın ifadesiyle "alttan ıskalandı" yani hedef rakam aşılmadı, altında kaldı.
Kriz süreci, faiz oranları açısından da önemli sonuçlar doğurdu. Merkez Bankası, faiz oranlarını 2008 Kasım ayından itibaren 10 ayda 9 puan indirerek yüzde 7.75'e çekti.







