İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

ABD'nin tehlikeli Ortadoğu oyunu

ABD'nin tehlikeli Ortadoğu oyunu
Dünya
|

Obama ABD'si değişik bir politika gütmeye başladı. Bu da Amerikan silah şirketleri için de çok kârlı kontratları beraberinde getirdi. ABD Ortadoğu'da ikili oynayan bir güç oldu.

Obama ABD'si değişik bir politika gütmeye başladı. Bu da Amerikan silah şirketleri için de çok karlı kontratları beraberinde getirdi. ABD Ortadoğu'da ikili oynayan bir güç oldu.

ABD, İran'a karşı bir güvenlik duvarı oluşturmak için Ortadoğu ülkelerini silahlandırıyor. Geçen yıl 25 milyar dolarlık silah satan ABD, böyle hem kar ediyor, hem de İran'a karşı bir korku argümanı üretiyor.

Son zamanlarda dünyanın gündeminden hiç düşmeyen Ortadoğu Coğrafyası, aynı zamanda silah şirketleri için de çok önemli bir mevzi oluşturuyor.

ABD SİLAH ŞİRKETLERİ KAZANDI

Soğuk Savaş döneminde bölgede oluşan güç dengesi ve Sovyetler Birliği'nin varlığı nedeniyle Batılı silah şirketlerinin çekinerek yaklaştıkları bu coğrafya, SSCB'nin dağılmasının ardından tamamıyla Batılı silah şirketlerine açıldı.

Tabii ki, bu durumdan en çok yararlanan ülke de ABD oldu ve çok sayıda Amerikan Silah Şirketi çok karlı anlaşmalara imza atarak, bölgede Amerikan nüfuzunu ve ABD'ye olan bağımlılığı zirveye vardırdılar.

KİMLER KAYBETTİ

Bu konjonktürden zararlı çıkan aktörler de oldu kuşkusuz. Sovyetler'in ardından ortaya çıkan Rusya ve SSCB'den önemli oranlarda silah ve mühimmat sağlayan İran, Suriye ve Irak gibi ülkeler güçlerinin ve nüfuzlarının azalmaya başladığını çok açık bir şekilde hissettiler.

Saddam'ın devrilmesi, Suriye'nin Türkiye ile yaşadığı problemlerde geri adım atmaya mecbur kalması vb. gibi olaylar direkt olarak silahlar ile ilgili olan gelişmeler.

Son zamanlarda Obama ABD'sinin de değişik bir politika gütmeye başladığını görüyoruz. Üstelik, bu politika Amerikan silah şirketleri için de çok karlı kontratları beraberinde getiriyor.

ABD ORTADOĞU'DA İKİLİ OYNUYOR?

İran ve ona yakın olan Şii örgütlere ve aktörlere karşı sert yüzünü gösterir ve silah kullanımını açık bir şekilde masada tutarken, Körfez Ülkeleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle Irak İşgali esnasında sarsılan karşılıklı güven ilişkisini tamir etmeye çalışmakta. Tabii, Körfez Ülkeleri ve Suudi Arabistan gibi monarşi ile yönetilen ülkelerde 'karşılıklı anlayış' ve 'güven' terimleri monarşinin geleceğinin güvencede olması ve ABD'nin de her koşulda bu durumun devam ettirilmesine yardımcı olması anlamına geliyor.

ABD 2009'DA ORTADOĞU'YA 25 MİLYAR DOLARLIK SİLAH SATTI

Son günlerde ABD Medyası'na yansıyan haberlere göre, ABD'nin sadece 2009 yılında bu bölgeye olan silah ve mühimmat sevkiyatı 25 milyar doları aşmış durumda. Gerçekten oldukça karlı bir ticaret, zira alan memnun satan memnun. Arap Monarşileri, İran'a ve diğer muhalif unsurlara karşı ellerini güçlendirdikleri ve ABD'yi kendilerine destek vermeye ikna ettikleri için durumdan herhangi bir rahatsızlık hissetmezken, ABD de hem ticaret hem de İran'a karşı bölgede önemli bir savunma duvarı oluşturduğu gerekçesiyle bu karşılıklı bağımlılık ilişkisinden oldukça memnun görünüyor. Zira, Arapların Petro-dolarlarını yatırabilecekleri bir alan oluşturulmasıyla dünya ekonomisinin de genel dengesi korunmuş oluyor.

Günümüzde dünyanın en önemli silah alıcılarının neden Araplar olduğu ve ABD Silah Şirketleri'nin nasıl bu kadar kar edebildiği yukarıda açıklamaya çalıştığımız saadet zincirinin parçalarında gizli. Bu ticaret, dünyanın en zengin ve gelişmiş ülkeleri olabilecek olan Arap Monarşileri'ni sahte bir refah içerisinde tutmaya muktedir görünürken, İran'a da korku salmaya yetecek bir argüman oluşturuyor. Fakat, şunu söylemeden geçmeyelim, İran Ordusu Arap Devletleri'nin bu güçlü silahlarına karşın hala çok avantajlı durumda. Bunun sebebi de, İran Ordusu'nun Arap Monarşileri'nin eğitimsiz ve savaşmayı iyi bilmeyen ordularına karşı çok ağır basıyor oluşudur. Zaten, bu nedenle ABD'nin bir yandan İran ile diplomatik anlamda bir çözüme ulaşmaya çalışırken diğer yandan da özellikle Suudi Arabistan Ordusu'nun eğitimine hız verdiğini ve bu ülkenin en önemli petrol yataklarına çok sayıda Amerikan Askeri yerleştirmeye başladığını görüyoruz.

ABD, İran ile önünde sonunda askeri bir mücadeleye girebileceğini düşünüyor. Bu nedenle Körfez Bölgesi ve Arap Yarımadası'nda askeri faaliyetlere hız vermiş durumda. Arap Monarşilerine gönderilen silahlar aynı zamanda daha fazla kar ve hükümete destek anlamına da geliyor. Çünkü, petrol ve silah şirketleri ABD Siyaseti'nin temel direkleri konumunda bulunuyorlar. Petrol ve silah kartelleri daha çok Cumhuriyetçilerle içli dışlı olsa da Demokratlar için de bu şirketlerin lobi gücü çok önemli. ABD, 1991'de Körfez'de Saddam'a karşı saldırıya girişmeden önce uyguladığı politikaların aynısını İran'a karşı da uyguluyor gibi görünüyor ve bu durum diplomatik girişimlerin de bir sonunun olduğunu bize tekrar hatırlatıyor.

TIMETURK / 16 ŞUBAT 2010

AKRA