İsrail'in 2010 yılında OECD üyesi olmasını Türkiye'nin vetosu engelleyebilir. Bu fırsatın kullanılması için kampanya başlatıldı. Türkiye'nin kurucu üye olduğu ve 30 üyesi bulunan OECD'de İsrail'in üyeliğine şimdiye kadar İngiltere, Norveç ve Yeni Zelanda'nın olumsuz baktığı belirtiliyor.
OECD için 5 aday ülke tam üyelik görüşmesi yapıyor. Rusya, Slovenya, Estonya ve Şili'nin yanı sıra İsrail'in de tam üyelik için beklediği OECD toplantısında her üye ülkenin veto hakkı var. OECD için yoğun bir lobi faaliyeti yürüten İsrail, 1996 yılından beri hayalini kurduğu örgüte katılmak istiyor. Ancak eğer üye ülkelerden Türkiye ya da başka bir ülke veto ederse, İsrail'in bu rüyası suya düşmüş olacak.
Örgütün tek müslüman üyesi olan Türkiye önünde büyük bir fırsat bulunuyor.
Türkiye, şu ana kadar İsrail'in OECD'ye katılmasına yönelik negatif bir pozisyon belirlememişken, Tel Aviv'deki İsrail yönetiminin Ankara'nın AB müzakerelerine yönelik tehdidi karşısında İsrail'e karşı OECD kartını açabilecek. OECD'ye katılmak için Türkiye'nin de desteğini arayacak olan İsrail'e şu ana kadar İngiltere, Yeni Zelanda ve Norveç karşı çıkıyor.
Türkiye'nin önündeki bu veto fırsatına dikkat çekmek ve İsrail'in OECD üyesi olmasını engellemek için İslam İnsan Hakları Komisyonu tarafından bir kampanya da başlatıldı.
Örgütün tek müslüman üyesi Türkiye'nin, İsrail'in OECD üyeliğini veto etmesinin "bir hak ve sorumluluk" olduğuna dikkat çekilen kampanyada, İsrail'in üye olması durumunda, Filistin'deki işgalin dolaylı olarak meşruiyet kazanacağına dikkat çekiliyor. İsrail'de yaşayan her 5 kişiden 1'inin yoksulluk sınırının altında olması ülkenin üyeliğini farklı bir açıdan sorunlu hale getirirken, bu fakirliğin Araplara yönelik açık ırkçı ve ayrımcı politikaların bir sonucu olarak yaşanması da dikkat çekici...
DÜNYA BÜLTENİ/ 8 NİSAN 2010







