Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı’nın 36’ıncı yıldönümü törenlerle kutlanıyor.
Törende konuşan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Ada’da kalıcı bir çözüm için Türkiye’nin garantörlüğünün esas olduğunu ve bunun Türk tarafının "kırmızı çizgisi" olduğunu vurguladı.
Kıbrıs Barış Harekatı törenlerine katılan Devlet Bakanı Cemil Çiçek de kalıcı ve adil bir çözüm için Türk tarafının hazır olduğunu belirtti. Cemil Çiçek, Türkiye’nin "Avrupa Birliği mi Kıbrıs mı?" şeklinde bir seçime zorlanması halinde her zaman Kıbrıs Türk halkından yana olacağını bildirdi.
Tarih, 20 Temmuz 1974... Kıbrıs’ta, Türk toplumuna karşı yapılan katliamlara ve kötü muameleye son verildiği tarih. Adadaki düşmanca tavıra sessiz kalmayan Türkiye, garantörlük hakkını kullanarak harekete geçti. Ve Türk ordusu, Ada’ya barış ve özgürlük getirmek için askeri operasyon düzenledi.
Yıllarca süren insanlık dışı muamelelere kulak tıkayan uluslararası toplum, Barış Harekatına karşı çıktı. Ancak, Türkiye kararlıkla hareket etti ve askeri operasyondan iki gün sonra, Ada’da ateşkes ilan edildi.
Türkiye, Kıbrıs’ta 14-15 Ağustos tarihlerinde ikinci operasyon düzenledi. Barış Harekatının üzerinden yıllar geçmesine karşın, Rum ve Yunan kamuoyu haksız biçimde Türkiye’yi işgalci olmakla suçladı.
Ancak, yıldönümü arefesinde ilk kez bir Yunan gazetesi, Rumları sanık sandalyesine oturtan bir yazı kaleme aldı.
Ta Nae gazetesi, Kıbrıs sorunun, yıllardır anlatıldığı gibi, barış harekatından sonra çıkmadığını, Türkiye’nin müdahelesi öncesinde bu sorunun zaten var olduğunu yazdı.
Gazete, Rum milislerin, Kıbrıs’ta kamu binaları ile Türk köylerine baskınlar yaptığını, bunun da Kıbrıs’ta bir iç savaş tehlikesi doğurduğunu ifade etti. Yunanistan’ın Ada’da kurduğu EOKA örgütünün, Türk toplumuna yönelik yaptığı katliamları anlatan Ta Nea, müdahaleye yol açan trajik olaylardaki Yunan-Rum ikilisinin sorumluluğuna vurgu yaptı. Yazıda, Türk düşmanlığı ile ünlü çeteci Nikos Samson’un, Atina cuntası tarafından Kıbrıs’ın yeni cumhurbaşkanı tayin edilmesinin, bardağı taşıran son damla olduğu ve Türkiye’nin Ada’ya müdahelesinin yolunun açıldığı ifade edildi.
TRT / 20 TEMMUZ 2010







