İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Komplekse son

Komplekse son
Dünya
|

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında, yurtdışı ve yurtiçinde görev yapan büyükelçilerin katılımıyla gerçekleştirilen Üçüncü Büyükelçiler Konferansı Ankara’da başladı. “Vizyoner Diplomasi: Türkiye’nin Perspektifinden Küresel ve Bölgesel Düzen” temasıyla 3-6 Ocak’ta Ankara’da, 7-9 Ocak arasında ise Erzurum-Palandöken’de devam edecek olan konferansın Shereton Otel’deki açış konuşmasını yapan Davutoğlu, Türk diplomasisinin önümüzdeki dönemde, yepyeni bir perspektifle tüm dünyada faal v

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun başkanlığında, yurtdışı ve yurtiçinde görev yapan büyükelçilerin katılımıyla gerçekleştirilen Üçüncü Büyükelçiler Konferansı Ankara’da başladı. “Vizyoner Diplomasi: Türkiye’nin Perspektifinden Küresel ve Bölgesel Düzen” temasıyla 3-6 Ocak’ta Ankara’da, 7-9 Ocak arasında ise Erzurum-Palandöken’de devam edecek olan konferansın Shereton Otel’deki açış konuşmasını yapan Davutoğlu, Türk diplomasisinin önümüzdeki dönemde, yepyeni bir perspektifle tüm dünyada faal ve güçlü bir hale geleceğini ifade ederek, “Bu köklü tarih ve güçlü coğrafyanın hakkını vermek durumundayız” dedi.

“ETKİLENEN DEĞİL BELİRLEYEN ÜLKE OLMALIYIZ”

Uluslararası sistemin yeniden tanzim edildiği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Davutoğlu, 21. yüzyılın 1989’da Berlin duvarının yıkılmasıyla inşa edilmeye başlandığını ve ardından 11 Eylül ile dünya sisteminin kırılgan yapısının ortaya çıktığını söyledi. Davutoğlu, “Geçtiğimiz yüzyılın temelleri de önceki son on yılda atılmıştı. Batılı ülkeler arasındaki sömürgeci rekabet Avrupa’nın ortasında dünya savaşına neden oldu. Eğer şimdi bir önlem alınmaz ise gelişen dünya koşulları yeni bir krize neden olabilir. Bunun merkezinde bir ülke olarak milletimizin güvenliğini ve özgürlüğünü garanti altına almak zorundayız. Bunun için dünyanın her yerinde barış diyoruz. Çünkü geçen yüzyılda en fazla biz etkilendik. Bundan sonra etkilenen değil, belirleyen ülke olmak istiyoruz” dedi. Davutoğlu, “Artık sadece krizleri engelleyen, krizlere tepki veren bir diplomasi ile yetinemeyiz. Bununla yetinen, kriz çıktığında tepki veren bir ülke konumunda kalabilirdik belki, hayatımızı bu şekilde idame ettirebilirdik. Şimdi rahatsızlık doğuran, bununla yetinmememiz. Hayır bununla yetinmeyeceğiz... Küresel düzenin yeniden yapılanmasında en fazla katkıda bulunabilecek aktörler sıralaması yapılsa, dünyanın kanaat önderlerine bu soru sorulsa, ‘ilk 10 ülke yazın’ diye, eminim hemen hemen bütünü Türkiye’yi yazacaktır” diye konuştu.

“YENİ DÜZEN KURULACAKSA, BİZ KURACAĞIZ”

Türkiye’nin dünyada, sorunlara alternatif çözümler üreten “akil ülke” olmaya çalıştığını kaydeden Davutoğlu, “Bir gün küresel toplum bir akil ülkeler topluluğu oluşturmaya çalışsa başta Türkiye gelmeli imajı için çalışıyoruz” diye konuştu. Vizyoner diplomasiden kastın, bir özne olarak olaylara bakış olduğunu ifade eden Davutoğlu, diplomatlara birer itfaiye eri gibi çalışmaları gerektiğini ifade ederek, “Türk diplomatları bir itfaiye eri gibidir. Nerede bir kriz varsa oraya koşar. Ancak sadece bir itfaiye eri gibi değil, aynı zamanda yangınların çıkmasını engelleyecek bir şehir planlamacısı gibi çalışmalıyız. ‘Birileri şehri planlasın, biz yangın çıkarsa müdahale ederiz’, hayır! Son 200 yıl göstermiştir ki şehri planlayanlar yanlış yapıyor, düzensizlik varsa ve yeni bir düzen kurulacaksa duvara ilk taşı koyacak olan ülkelerin başında geleceğiz. Eğer bir düzensizlik varsa bu düzensizliği ilk sorgulayacak ülkelerin başında geleceğiz ve eğer yeni bir düzen kurulacaksa o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz. Buna hakkımız var, buna tecrübemiz var, buna gücümüz de yeter. Bu kadar iddialı bir söylem dile getirdiğimizde hemen tepki veriliyor; ‘gücünüz yeter mi’ evet, yeter” dedi.

“MEVCUTLA YETİNMEYİZ”

Türk diplomasisinin tarihte birtakım restorasyon dönemlerinden geçtiğini kaydeden Davutoğlu, Türkiye’nin artık geçmiş dönemlerdeki gibi edilgen olamayacağını artık eski dönemlerdeki gibi uluslararası sistemin statik değil, değişken olduğunu söyledi. Davutoğlu, “Bazıları mevcut ne ise onunla yetinin diyorlar. Oysa bununla yetinemeyiz. Bugün dünyada var olan, ‘Türkler ne yapıyor’ şeklindeki ilginin nedeni bizim mevcutla yetinmememizdir. Evet mevcutla yetinirsek tarihin akışından geri kalırız. Dünyanın resmi her an değişiyorsa, zihnimizdeki dünya resmi sabit kalamaz” diye konuştu. Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi Üyeliği’nin sona erdiğini hatırlatan Davutoğlu, “Bir toplantı için New York’a gittim, herkes, ‘ne zaman yeniden aday olacaksınız’ diye sordu. Çünkü biliyorlar ki Türkiye etrafındaki krizlere çözüm üreten, insanlığın vicdanını temsil eden bir ülke. Türkiye konseye üyelik için 151 ülkenin oyunu alarak üye olmuştu. Bugün aday olsak çok az istisna ile tüm ülkelerin oyunu alırız” dedi.

“HEDEF 100. YILDA İLK 10 EKONOMİYE GİRMEK”

Başarılı bir dış politikanın istikrarlı bir iç politikaya bağlı olduğunu kaydeden Davutoğlu, hükümetin hedefinin, Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’yi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına sokmak olduğunu ifade etti. Medeniyetler Çatışması makalesinin yazarı Huntington’un Türkiye’den bahsederken ‘parçalanmış ülke’ ifadesi kullandığını hatırlatan Davutoğlu, “O zaman ben bir akademisyen olarak karşı yazılar yazmıştım. Bugün Türkiye bölgesinde parçalanan ülkeleri bütünleştiren ülke durumundadır. Asya, Afrika kendisini yeniden tarif ederken, dünyayı Avrupa merkezli olarak düşünemeyiz. Bize yerleştirilmek istenen aşağılık kompleksini yıkacağız. Bize biçilen gömleğin dar geldiğini göstereceğiz. İsterse eksen kayması desinler” şeklinde konuştu.

“KIBRIS’TA KİMSE İSTEMEDİĞİMİZ ADIMI ATTIRAMAZ”

Davutoğlu, Türkiye’nin komşularıyla kendisini eşit gördüğünü, aynı haklara sahip bir ulus devlet olduğunu söyledi. Türkiye’nin bugün NATO’da geçmişe göre çok daha etkin rol aldığını da belirten Davutoğlu, ancak NATO’nun da soğuk savaş dönemindeki gibi karşı kutba karşı bir denge olarak görmek istemediklerini ifade etti. Türkiye’nin AB ile olan ilişkilerindeki sorunların Türkiye’den değil Avrupa’nın kendisinden kaynaklandığını da dile getiren Davutoğlu, AB’nin Kıbrıs konusundaki tavrına sert çıktı. Davutoğlu, “Kimse bizi AB – Kıbrıs açmazına sokmaya çalışmasın. Bize kimse istemediğimizi yaptıramaz. Türkiye en zor şartlarda en beklenmedik kararları almıştır ve alacaktır” dedi.

“BU MİLLET GÜÇLÜ DEVLET İSTER”

Güçlü dış politika için hükümetteki koordinasyonun öneminin altını çizen Davutoğlu, büyükelçilere şöyle seslendi: “Sizler akil ülkenin akil büyükelçilerisiniz. Bu vizyonu gerçekleştirebilmemiz için bulunduğunuz ülkedeki en aktif 5 büyükelçi arasına girmelisiniz. İster Afrika’da olun ister Asya’da, ‘Türkler ne yapıyor’ sorusuna cevap üretmelisiniz. Olmaz diye bir şey yok, devlet o devlettir ki, gereken ne ise o politikayı yerine getirir. Çünkü milletimizin beklentileri büyüktür, azla yetinemez. Onun için güçlü bir devlet ister.”

Konuşmasında, Türkiye’nin bölgesindeki öneminden ve jeopolitik avantajlarından söz eden Davutoğlu, “Bir krizin bedelini biz ödüyorsak, o krizin çıkmaması için üstlendiğimiz rolleri kimse tartışmamalı. Geçmişte ödedik. İster kuzey-güney, ister doğu-batı şeklinde olsun, dünyadaki her türlü kutuplaşmaya karşıyız. Vizyoner diplomasimizin esası küresel düzenin, içselleştirici, katılımcı, eşitlikçi ve kuşatıcı olmasıdır. Biz etrafımızda kriz istemiyoruz. Bizim için komşularımız demek, ortak bir tarihi paylaştığımız ortak kültür havzalarımız demektir” dedi.

“BÖLGENİN İMAJINI DÜZELTECEĞİZ”

Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti; “Türkiye’nin önüne ‘AB mi Kıbrıs mı’ diye bir tercihi, makul olanlar, akil olanlar böyle bir tercihi bizim önümüze getirmemelidir. Uluslararası çıkarları söz konusu olduğunda Türkiye, zor şartlarda, gerektiğinde en beklenmeyen kararları alabildiğini göstermiştir ve alır da. Yeni Osmanlı tartışmaları başladığında tepki gösterdik, tepki göstermeye de devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlettir. Bu niteliğiyle çevredeki bütün ulus devletlerle eşit haklara sahiptir. Hiç kimseye hükmetme düşüncesinde değildir, hiç kimsenin hükmüne tabi olmak durumunda da değildir. Türkiye’nin dünyadaki imajını değiştirirken, krizlerle anılması bakımından olumsuz bir imaja sahip olan Balkanların, Kafkasların ve Ortadoğu’nun da imajını değiştirmeye kararlıyız.”

YENİ AKİT / 4 OCAK 2011

AKRA