Büyük bir kısmı yakın coğrafyada olmak üzere, 89 ülkede 5 bin 910 proje ile 140’ı son 9 yılda olmak üzere toplam 187.6 milyar dolarlık iş üstlenen Türk şirketleri, Libya başta olmak üzere Kuzey Afrika’da yeni dönemde taşeron konumuna düşmekten endişe ediyor.
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) yönetimine göre, Fransa’nın önde göründüğü Libya operasyonunda Türkiye’nin bölgedeki etkinliğini kırmak da ana hedeflerden biri. Türk şirketleri, karşılanmasını isteyebilecekleri kayıpların yanı sıra büyük bir iş potansiyelini yitirmekle karşı karşıya. Uluslararası hukuk çerçevesini araştıran müteahhitler, bundan sonra da bölgede ABD ve Avrupalı şirketlerin taşeronu olmaktan kaygı duyuyor.
TMB Başkanı Erdal Eren, yabancı yatırımların korunması anlaşması, uluslararası tahkim garantisi gibi sigortalar olmaksızın Libya’da Türk şirketlerinin büyük işler aldığının hatırlatılması üzerine “Batılı mühendis ve işçinin gitmeye korktuğu ülkelerde biz iş yapıyoruz, çünkü işsiziz. Çünkü Eximbank’ımızın devasa projelere verebileceği paramız yok. Çin gibi işçiye ‘askerliğine saydık’ diyemiyoruz. Kimse bizi rahat yerde işe çağırmıyor. Bizimki mecburiyet cesareti” dedi. Eren, ya kıran kırana ihale olan işleri düşük kâr marjıyla Türk şirketlerinin alabildiğini ya da Batılıların girmeye korktuğu pazarlarda iş yapabildiğini anlattı.
‘Demokrasi’ getirip ihaleleri alırlar
Libya pazarına ilişkin şimdilik bir belirsizlik olduğunu belirten Eren, TMB’nin uluslararası hukuk çerçevesini araştırmak üzere bir ekip kurduğunu belirtti. Eren şöyle devam etti:
“16 milyar dolarlık başlamış iş, 1.2 milyar dolar bankadaki alacaklar, şantiyeler vs. bunların karşılanmasını istemek mümkün. Ama Türkiye için en büyük kayıp bölgedeki iş potansiyeli. Yılda 4-5 milyar dolarlık iş aldığımız bir ülkeden söz ediyoruz. Bombalayan ülkeler, Libya’ya demokrasi getirdikten sonra harcadıkları silah paralarını alana kadar iş yapacaklardır. Bu durumda acaba ihaleleri ABD’li ve Avrupalı şirketler alacak da biz onların taşeronu mu olacağız.”
CUMHURİYET / 24 MART 2011






