Stratejik güvenlik ihtiyaçlarımızın belirlendiği toplantıda hükümet üyeleri, "Operasyon kaçınılmazsa Meclis’e iyi anlatılması lazım" görüşünü savundu.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında önceki gün gerçekleştirilen altı saatlik kritik Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında Türkiye’nin stratejik güvenlik ihtiyaçları belirlendi.
ABD’nin "Saddam yönetimini devirmeyi" amaçladığı, ancak Türkiye’nin operasyona "farklı" açılardan bakmasının zorunlu olduğu vurgulanırken; askeri kanat, "Önemli olan Kuzey Irak’taki otorite boşluğu. Burada bir Kürt devleti oluşmasına asla izin verilemez" dedi.
Toplantıda çizilen rotanın ve yapılan değerlendirmelerin şu çerçevede olduğu öğrenildi:
İyi anlatmak lazım
Başbakan Abdullah Gül ve hükümet üyeleri, eğer operasyon kaçınılmazsa BM kararının zorunluluğuna dikkat çektiler. Meclis’ten karar çıkmasının zorunlu olduğunu, bu aşamada TBMM’de her şeyin enine boyuna tartışılması gerektiğini kaydettiler. Meclis’in operasyonun bütün sonuçları itibariyle bilgilendirilmesinin önemine işaret ettiler. "Türkiye barıştan yanadır, ancak çıkarlarının gerektirdiği tedbirleri alır" görüşünü dile getirirken, Meclis’ten yetki alınması sırasında bir "sıkıntı" yaşanabileceği mesajını hissettirdiler.
Bağımsız hareket
Bütün olasılıklarla ilgili saptamalar, ABD’nin her talebiyle ilgili verilebilecek yanıtlar ve bunların getiri ve götürüleri askeri kanat tarafından anlatıldı. Çok büyük ölçekli kara birliklerinin Türkiye’de konuşlandırılması ve yerleşik konuma geçmelerinin stratejik sakıncaları dile getirildi. Operasyona ABD meselesi gibi bakılmasının yanlış olduğu kaydedilerek, "Türkiye bu operasyonla birinci derecede ilgili bir ülkedir. Bu nedenle çıkarlarını göz önüne alarak bağımsız hareket edebilmelidir" mesajı verildi. Sorunun barışçı yoldan çözümü için uğraşırken askeri önlemlerin alınmasının zorunlu olduğu da vurgulandı.
Türkiye’nin hayati çıkarının bu bölgeyle ilgili olduğu belirtildi. "Bu nedenle Türkiye’nin olaya ABD’nin amaçlarından farklı bakması doğaldır. Türkiye, pozisyonunu, kendi çıkarları açısından almak zorundadır ve bunu yapabilecek güçtedir" görüşü hâkim oldu. ABD’nin Saddam yönetimini devirmeyi amaçladığı, ancak Türkiye açısından Kuzey Irak’ta güvenlik zaafı nedeniyle bir Kürt devleti oluşumuna izin vermemenin en öncelikli konu olduğu saptaması yapıldı.
‘Hukuk’ ve ‘Güç’
Toplantıda Sezer’in operasyonun uluslararası hukuka dayalı olması zorunluluğunu dile getirdiği ve BM kararıyla uluslararası meşruiyet sağlanmasının önemini vurguladığı öğrenildi. Toplantıda, "uluslararası hukuk gibi uluslararası kuvvet gerçeğine" işaret edildiği de kaydedildi.
Fesat yuvası
Toplantıda askeri kanadın Kuzey Irak’taki olası gelişmelerle ilgili önemli mesajlar verdiği öğrenildi. Bu çerçevede, "Kuzey Irak’ın bir fesat yuvası haline geldiği, bölgede bir otorite boşluğu olduğu, bunun Türkiye’ye karşı bir tehdit oluşturduğu" üzerinde duruldu. PKK’nın elinde kalan silahlı güçlerini hazır tutmakla beraber Kuzey Irak’taki olası oluşuma siyasi parti olarak katılmayı amaçladığı tespiti yapıldı. Operasyon sonrasındaki yapılanmanın bu açıdan Türkiye için çok önemli olduğu vurgulanarak, "Operasyon sonrasında Kuzey Irak’ta PKK’yı da içine alan Türkiye karşıtı bir oluşuma asla izin verilmez" görüşü dile getirildi.
Tarihi haklar
MGK’da Türkiye’nin uzun vadeli stratejik güvenlik ihtiyaçları ve buna göre hareket tarzının belirlendiği kaydedilirken, stratejik dört öncelik şöyle sıralandı:
1- Kuzey Irak’ta Kürt devleti oluşumunun önlenmesi.
2- Operasyon sonrası Irak’ta siyasi yapılanma.
3- Bu yapılanma içinde Türkmenlerin konumu.
4- Petrol kaynaklarının egemenliği sorunu. Türkiye’nin tarihten gelen hakları.
Güvenlik şeridi
Toplantıda Türk askerinin Irak sınırından içeri doğru 60-70 km.lik bir güvenlik şeridi kurması zorunluluğu da anlatıldı. Bunun hem Kuzey Irak’taki güvenlik hassasiyeti, hem de sayılarının 200 bini aşacağı belirtilen olası mülteci akınını Türkiye’ye varmadan tutma amacına yönelik olduğu kaydedildi. Bu zorunluluğun ABD yönetimine iletilmesi konusunda görüş birliğine varıldı.
Üs izni, 300 uçak
Türkiye’nin ABD’ye üslerin incelenmesi dışında bir taahhütte bulunmadığınında altı çizildi. Kaynaklar, üslerle ilgili müzakarelerde Amerika’nın 260 - 300 uçağa servis verebilecek bir altyapı için zemin yokladığını kaydettiler. Bu rakamın 48 filo anlamına geldiği belirtilirken, "konup - kalkacak" uçakların yer hizmetleri için en az 5 bin civarında ABD’li personel gerektiğinin Türkiye’ye iletildiği öğrenildi.
MİLLİYET - 29.12.2002