İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

İran da hedefte

Dünya
|

Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri: ABD'nin amacı petroldür. Türkiye de tehdit altında...

** Dışişleri Bakanı Sabri, ABD'nin Avrupa'ya karşı güçlenmek için Irak'ın petrollerine ihtiyacı bulunduğunu belirterek "Zaten niyetlerini gizlemiyorlar. Irak'tan sonra sıra İran petrollerine gelecek" dedi. **"Bize yapılacak her kötülük Türkiye'ye yapılmış sayılacaktır" diyen Sabri, sorunun yöresel değil küresel olduğunun altını çizdi. Naci Sabri dünyaya insan hakları dersi vermeye çalışan ABD'nin Irak halkının yaşama hakkını yok saydığını söyledi. BAĞDAT - Irak Dışişleri Bakanı Naci Sabri, gözlerini gözlerimin içine dikip ''Allah aşkına siz söyleyin, siz Türkiye'de hiç Irak tehdidi hissettiniz mi? Bizim yüzümüzden kendinizi tehlikede hissettiniz mi'' diye sorduğunda gülmeye başladım. Hayır, hiç ama hiç böyle bir tehdit hissetmediğimi söyledim. İçimden de keşke dünya politikasını hükümetler değil, bireyler halletseydi diye geçirmedim değil... (Daha önce Viyana'da büyükelçilik, Londra'da kültür müsteşarlığı yapmış, Körfez Savaşı'nda Enformasyon Bakanı'ymış...) Naci Sabri, görmüş geçirmiş, İngilizceye tümüyle hâkim, evrensel kültür birikimini gösterişe kaçmadan ortaya koyan, en önemlisi harika bir mizah anlayışı olan bir insan. İşte söyledikleri, sorulara yanıtları: ''Şimdi içinde yaşadığımız durum 'Irak'a saldırı kampanyası' , şiddet kampanyası, yalnız Irak'ı değil başta komşularımızı, tüm Arap dünyasını, Avrupa'yı, Uzakdoğu'yu, tüm dünyayı ilgilendiriyor. Avrupa'ya karşı da güçlenmek, Avrupa'yı baskı altında tutmak için ABD'nin petrol rezervlerimize ihtiyacı var. Zaten niyetlerini gizlemiyorlar. Irak'tan sonra sıra Suudi Arabistan ve İran petrolüne gelecek. Özetle bu bir yerel yöresel mesele değil, küresel bir sorun... ABD parmağını sallayıp dünyaya insan hakları dersleri verirken Irak halkının yaşama hakkını, eğitim, sağlık, çevre ve yaşamı sürdürme hakkını, barış hakkını yok sayıyor.'' - İnsan hakları deyince... Bağdat'a geldiğim günden beri insan hakları konusunda atılan adımları dinleyip duruyoruz. Ne yapıldı, ne yapılıyor, neler gerçekleşti? - İnsan hakları yalnız politik ve demokratik değildir. İnsan haklarının toplumsal ve ekonomik yanı da var ve nedense bu yok sayılıyor. Birkaç ay önce Saddam Hüseyin tüm bakanlarından yasaları incelemelerini ve insan haklarına aykırı buldukları her maddeyi gündeme getirip tartışmaya açılmasını istedik. Nitekim bu doğrultuda çalıştık, çalışıyoruz ve kabul edilen her değişiklik hayata geçiriliyor. Benim de katkım oldu bu işe. Ama bu bitmiş bir olay değil, değişiklikler devam ediyor. - Birkaç örnek verebilir misiniz? - Örneğin İran-Irak savaşından beri süren devlet güvenlik mahkemelerini kaldırdık. Politik ve adi suçlulara af ilan ettik... Yeni doğanlara yalnız Arap adları verilebilirdi, artık aileler diledikleri adı, etnik kökenlere göre ad verebilir. İkinci, üçüncü ev sahibi olmak çok zaman alan ve uzun işlemlere tabidir, bütün o bürokratik işlemleri kaldırdık... Örneğin yurtdışına çıkış vizesi çok yüksektir, onu kaldırdık. İsteyen gidebilir... Ama hemen söyleyeyim, şu son yıllarda gidenler yalnız ekonomik nedenle gidiyor ve yurtdışında kazandıkları parayı buraya, ailelerine yolluyor... Bu arada karşıt görüşte olanlarla da görüşmeleri sürdürüyoruz. Yabancı bir ülkenin gizli servisleriyle ilişkisi olanlar dışında herkese açığız... Bunlara benzer daha birçok reformdan söz ederken sık sık şunu tekrarlıyor: ''Bunları Birleşmiş Milletler istiyor, birileri istiyor diye değil, kendimiz için, gereğine inandığımız için yapıyoruz.'' İşte tam içimden bunu ben daha önce de duydum, hem de çoook duydum diye geçirirken gözlerini bana dikiyor ve ''ABD bizi, en çok komşularımızı tehdit ediyoruz diye suçluyor. Siz söyleyin, size bir tehdit oluşturduk mu hiç? Bizim yüzümüzden kendinizi tehlikede hissettiniz mi?'' Yanıtımı aldıktan sonra şöyle devam ediyor: ''1990'dan öncesinde Türkiye'yle sınırımızda hiç sorun var mıydı? Tam tersine iki halk da sınır ticaretinden yararlanıyordu. Savaştan sonraki yeni oluşumlar hem Irak'a hem Türkiye'ye zarar verdi ve sonrasını biliyorsunuz.'' Evet biliyorum. PKK terörünü kastediyor. ''Şunu eklemeliyim. Irak'a yapılan her kötülük, her saldırı, Türkiye'yi de etkileyecektir, Türkiye'ye yapılmış sayılacaktır. Bize gelen her zarar, size de gelecektir.'' Ve bu sözleri birkaç kere tekrarlamaktan alamıyor kendini... Ama burada Dışişleri Bakanı'nın karşısında İngiltere'den, Suriye'den, Yunanistan'dan ve Türkiye'den dört kişiyiz. Yalnız Türkiye ilişkileri üzerine konuşamayız. Margarita Papandreu 'ya dönüp ''Avrupa Birliği önemli bir rol oynayabilir'' diyor. (AB Başkanlığı'nın Yunanistan'a geçtiğini anımsatırım.) ''Ama önce Irak'ın değil ABD'nin tehdit oluşturduğu artık görülmeli!'' diyor. Bizim sorumuz üzerine de Irak'ın diyaloga açık olduğunu, ancak bugüne dek ABD'nin hiçbir diyaloğa yanaşmadığını, yalnız bombalar ve silahlarla konuştuklarını söylüyor. Naci Sabri'nin yanından ayrılmak üzere vedalaşırken söylediği ise şu: ''Biliyor musunuz, şu anda biz burada oturmuş konuşurken, ABD ve İngiliz uçakları Irak'ın güneyindeki köylerimizi bombalıyor.'' CUMHURİYET - 07.01.2003
AKRA