DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit , Kıbrıs'ta Annan planının uygulanması halinde Türklerin yeniden Rumların tutsağı durumuna geleceğini söyledi.
İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu'nda düzenlenen ''Ulusal Birlik Çağrısı'' toplantısına katılan Ecevit, ''Kıbrıs'ta iki ayrı dil, din, kültür iki ayrı devlet ve millet vardır. Bu gerçeği görmezden gelenler çözüm üretemezler. Kıbrıs'ta AB'nin ilgisi yoktur. Kıbrıs Türkiye'nin, Türkiye Kıbrıs'ın ulusal güvencesidir. Bir ilkokul öğrencisi haritada Kıbrıs'a baksa Türkiye açısından ne kadar büyük önemi olduğunu fark eder. Ama bizde bazı aklıevveller bunu görmezden geliyorlar'' dedi. Ecevit, Rumların Kıbrıs'ta AB üyeliğini de eleştirerek ''Kıbrıs Rum yönetimi gayrı meşrudur. Onları yasadışı olarak AB'ye almaya karar verdiler. Rumlar kendi anayasalarını ve uluslararası anlaşmaları çiğnemiştir. Çiğnemeyi de sürdürmektedir'' diye konuştu. Toplantıda 1 saati aşkın süre konuşan ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan yakın tarihe kadar Kıbrıs ile ilgili gelişmeleri anlatan Bülent Ecevit, 1974 barış harekâtlarıyla Kıbrıs'ta demokrasinin ve kesintisiz bir barış ortamının gerçekleştiğini vurguladı. Ecevit, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Kıbrıs'a çözüm bulalım diyenlerin isteği nedir? Kıbrıs'ta Annan planını kabul edersek, 'AB kapıları açılır' demek kendimizi aldatmaktır. Rumların sırtını dayadığı bir AB'de Türkiye haklarını elde edemez. Kıbrıs'ı yabancılara teslim etmekle AB üyeliği gelmez. Türkiye güçlü bir ekonomiye ve bölgeye sahiptir. Bu gücünü Avrupa'ya yansıttığında AB kapıları er geç açılacaktır. Kimilerinin dediği gibi teslimiyet içinde AB'ye girecek olursak kendi haklarını savunamayan bir devlete kimse saygı göstermez.''
Kıbrıs'ta çözüm AB'nin işi değil
Konuşması sık sık, ''Halkçı Ecevit'' , ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' , ''Ecevit-Denktaş el ele'' sloganlarıyla kesilen ve yaklaşık 7 bin kişinin katıldığı Ulusal Birlik çağrısı konulu toplantıda, DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, Kıbrıs'ta çözüm bulmanın AB'nin işi olmadığını söyledi. Ecevit, ''Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere ile ilgilidir. Bunu AB olayından ayırmamız gerektiğini söyledik. Ancak 58. hükümetin yetkili ve yetkisiz başbakanları, Kopenhag zirvesi öncesinde AB yönetimine 'Siz bize kapıyı aralayın, Kıbrıs'ı sizlerin isteğiniz doğrultusunda çözelim' anlamında sözler sarf ettiler. Bu Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi politikası değildir, olamaz da. Kıbrıs'ta bugün bir kısım gençler, Denktaş'a tepki göstereceklerine onlara bugüne dek en haksız ambargoyu uygulayanlara göstermeliydi'' dedi. Ecevit, şunları dedi:
''Denktaş'a karşı çok büyük haksızlık yapılıyor. Ama ona tüm Türk ulusu sahip çıkıyor. Türkiye'yi yok etmeden Denktaş'ı yok edemezler. Kıbrıs'ta ayar yapacağız diyen kimi çevreler ortaya çıktı. Kıbrıs'ta ayar vardır. Bizim ayarımız bozuk değildir. TBMM'de zamanında oy birliğiyle alınmış kararlardır. Bunu ne bugünkü hükümet ne de bazı dışişleri diplomatları değiştirir. Kimileri Rum Kesimi AB'ye girdi, entegrasyona gidemeyiz diyor. Bununla ilgili de TBMM kararı vardır. Gidilir. Gözleri tutuyorsa bu konuyu TBMM'ye götürsünler. Bakalım kaç milletvekili oybirliğiyle alınan kararları çiğneyecek görsünler. Buna ihtimal bile vermiyorum.''
Irak'la savaşmamız söz konusu olamaz
Olası Irak Savaşı ve gelişmeler üzerine de görüşlerini dile getiren DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, şunları söyledi:
''Atatürk kuşağı bir nesil olarak 'Yurtta barış, dünyada barış' sloganını hayata geçiren bir toplum olarak Irak'la savaşmamız söz konusu olamaz. ABD Irak'a karşı harekâtta kararlı görünüyor ama tereddütler de var. Türkiye'nin katılımını zorunlu görüyorlar. Bu savaş çıkarsa katılmasak da büyük zarar göreceğiz. Canlanmaya başlayan ekonomi çökecektir. Katılmamak yetmez, Türkiye ABD'yi bu savaştan vazgeçirmek için elinden geleni yapmalıdır. ABD'nin NATO ve BM kararı almadan gireceği bir savaş meşru değildir. Türkiye başta olmak üzere bu savaşta Türkler-Kürtler büyük zarar görecektir.''
Ecevit ayrıca şu görüşleri dile getirdi: ''Bu savaşa girerek yanlız bir dostumuzu, sınır komşumuzu kaybetmiş olmayacağız, militan Arap örgütlerinin Türkiye hedefi haline gelecektir. Din çatışmaları çıkacaktır. Kimi ABD yöneticileri 5 yıl Irak'ı yöneteceğiz diyor. Ne hakları var. Savaşa karşı çıkan Fransa ve Almanya da son günlerde ağız değiştirdi. Gördüler ki Saddam değil ortada petrol paylaşımı var. Şimdi girmek istiyorlar. Dünyada Nepalli gurkhalar vardır. Para için gider savaşır ölürler, öldürürler. Türk askerleri Nepalli gurkhalar değildir. Olamaz da. Hükümet son günlerde ABD isteklerine karşı direnmeye başladı. Bu politikasına destek oluruz. ABD savaşa girilmesi için önce 1 milyar dolardan başlayıp 15 milyar dolara çıktı. 15 değil, 150 milyar dolar da verseler Türk askerinin ve milletimizin canı her türlü paranın üzerindedir.''
CUMHURİYET - 13.01.2003