İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Kurban, İslâm’ın öğütlediği ibadettir

Güncel
|

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in açıklamasına göre; göz, kulak ve kalp gibi organlarımız, doğrudan veya dolaylı olarak yararlandığımız ve de yararlanabileceğimiz denizler ve hayvanlar gibi bütün nimetler bize şükredici kullar olmamız için verilmiştir

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in açıklamasına göre; göz, kulak ve kalp gibi organlarımız, doğrudan veya dolaylı olarak yararlandığımız ve de yararlanabileceğimiz denizler ve hayvanlar gibi bütün nimetler bize şükredici kullar olmamız için verilmiştir. Küçük ve büyükbaş olarak vasıflandırdığımız deve, sığır, koyun ve keçi gibi hayvanların Rabbimizin şükrü gerektiren nimetleri olduğu Yasin Sûresi’nin 71-4. âyetlerinde şöyle açıklanmaktadır: “Kudretimizi kullanarak kendileri için sahip oldukları nice nice hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Biz o hayvanları onların iradesine boyun eğdirdik. Bir kısmını binek olarak kullanabiliyor, bir kısmının da etlerini yiyorlar. Onlar için bu hayvanlarda daha birçok faydalar ve içilecekler var. Hâlâ şükretmeyecekler mi?” Anlaşılacağı üzere, yaratılan ve hizmetimize sunulan meskûr hayvanlardan faydalanmak Rabbimizin isteğidir. Bu sebeple onların taşımacılığından, derilerinden, sütlerinden ve özellikle de sağlığımız için etlerinden yararlanmalıyız. Zira Rabbimiz, bu hayvanların etlerinden yenilmesi gereğine vurgular yapmakta, “Allah’ın adı anılarak kesilmiş hayvanların etlerinden neden yemiyorsunuz?” buyurarak, vejetaryenlik türü eğilimleri de yermektedir.(1) Allah’ın helâl kıldıklarından faydalanmalı ve faydalandığımız nimetlerden ötürü de şükrümüzü yapmalıyız. Konumuz bağlamında şükür görevimizi, hayvanların bize Allah’ın bir ihsanı olduğunu düşünüp bunu şükran dolu sözlerle dile getirerek ve de onlardan yararlandığımız gibi yararlandırarak yapabiliriz. Kullandığımız yünlü giysiler ve eşyadan vererek, yediğimiz süt ürünleri ve etlerden alıp ikram ederek yapabiliriz. Büyük Kur’an müfessiri Sahabi İbn-i Abbas, et aldırıp dağıttırır ve bu etler İbn-i Abbas’ın şükrüdür, derlerdi.(2) KURBAN KESMEK ŞÜKRETMEKTİR Bize lütfedilen hayvanlardan ötürü şükrümüzü sunabileceğimiz bir şükür yolu da bu hayvanlardan kurban etmektir. Yalnızca Allah’a secde ettiğimiz ve sadece O’nun adına yemin ettiğimiz gibi, ancak ve ancak O’nun rızası için kurban kesmek de Kur’an’ın ve Nebevi sünnetin onayladığı ve öğütlediği bir ibadettir. Kur’an-ı Kerim’in Saffat ve Bakara sûrelerinde, Hz. İbrahim ve Musa kıssalarında kurbanın meşruiyetine işaret buyurulmakta, Kevser Sûresi’nde Şanlı Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’e kendisine özgü bir görev olarak kurban kesmesi emrolunmaktadır. Ayrıca, Hac ve Bakara sûrelerinde hac ibadetinin bir gereği olarak kurban kesilmesi de mecburileştirilmektedir.(3) Kur’an’da Allah’ın “şeairi”, yani dininin saygı gösterilmesi gereken toplumsal bir göstergesi olarak sunulan kurban ibadetinin bütün ümmetlere yüklenilmiş bir görev olduğu da Hac Sûresi’nde şöylece duyurulmaktadır: “Biz her ümmete, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurban kesmeye uygun hayvanlardan kurban keserken O’nun adını zikretsinler diye kurban kesme ibadetini meşru kıldık. Sizin ilahınız tek bir ilahtır, O’na teslim olun. (Ey Peygamber!) Teslim olmuş o mütevazı kulları müjdele”(4) Anlamı sunulan ayet, kurbanın bütün insanlık için meşrulaştırılmış bir şükür yolu olduğunu açıklamaktadır. Sevgili Peygamberimiz, kurban kesmenin Kur’anî bir şükür yolu olduğunu pekiştirmek için, umreleri ve veda haclarında kurban kestiği gibi, Medine’ye hicretinin ikinci yılından itibaren her yıl Kurban Bayramı günlerinde kurban kesmiş ve kurban kesmenin pek hayırlı bir ibadet olduğu beyanla bu ibadeti yüreklendirmiştir. Salat ve selâm üzerine olsun. O, şöyle buyurur: “İnsan, Kurban Bayramı günlerinde Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir amel-ibadet yapmadı (ve de yapamaz). Kurbanlarınız, kıyamet gününde boynuzları, tırnakları ve kılları ile (Allah’ın huzuruna) gelecek. (Çok iyi biliniz ki) Kurbanlarınızın kanı yere düşmeden kurban ibadetiniz Allah (katında varacağı) mekâna yükselir.”(5) Allah’ın verdiği nimetlerde O’nun adını anarak ve O’nun mutlak egemenliğine imanı tekrarlayarak şükredici kul olmak için meşrulaştırılmış olsa da İslâm, kurban kesmeyi, namaz ve hac gibi farz bir görev kılmamıştır. Başta Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer olmak üzere, sahabilerin büyük çoğunluğu ve İslâm bilginlerinin kahir ekseriyeti, kurban kesmeyi müekked sünnet bir amel olarak görmüşlerdir. Bir diğer ifadeyle, kurban kesilmesi büyük sevap sağlayan, fakat kesilmemesi günah doğurmayan bir amel olarak değerlendirilmiştir.(6) Hanefi mezhebi müctehidlerinden İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed de bu görüştedir. Yalnızca İmam-ı Azam Ebu Hanife ve O’nun izini takip edenler, Peygamberimizin, “Kurban kesecek gücü ve imkânı olup da kesmeyenler namazgâhımıza yaklaşmasınlar” anlamındaki hadisiyle delil getirerek, zenginlik ölçüsü, nisaba malik olanlar için kurban kesmenin vacip bir görev olduğu ictihadında bulunmuşlardır.(7) Kurban Bayramı günlerinde kurban kesme yerine bedelini tasadduk etme görüşü sahabiler döneminden beri bazı bilginler tarafından ileri sürülmüştür. Ancak bu görüş, kurban kesmenin Kur’an doğrultusunda Hz. Peygamber’in uyguladığı İslâmî nişan vasıflı pekiştirilmiş bir amel olduğu gerekçesiyle kabul buyrulmamıştır.(8) KURBAN, KUR’ANÎ BİR AMELDİR İslâm bilginlerinin sorumluluk derecemizi belirlemek için müekked sünnettir veya vaciptir şeklindeki değerlendirmeleri kabul etmemiz halinde bizi bağlar. Bizi asıl bağlaması gereken hakikat, kurban kesmenin Peygamberimizin sürekli olarak yaptığı ve yapılmasını öğütlediği Kur’anî amel olmasıdır. Bu sebeple bütçelerini zorlamadan kurban kesebilecekler kurban kesmelidir. Keserken kendimiz için yalnızca Allah’ın rızasını hedeflemeli, kurbanımızın etlerini fakirler için kavurma şölenine dönüştürmeliyiz. Ancak, dinimizin şiarı olan kurbanlar kesilirken, sağlık şartlarına uymalı, kesime estetik bir boyut kazandırılmalıdır. Zira, Peygamberimiz, Allah’ın her şeyin güzel yapılmasını emir buyurduğu gerçeğini açıkladığı hadislerinde, bıçakların bilenerek hayvan kesiminin güzel yapılması örneğini vermişler, kesimi bir hamlede gerçekleştirenlerin hayvana acı verenlerden daha çok sevap alacaklarını müjdelemişlerdir.(9) Biz Müslümanlar değil kurban kesmek, yalnızca Allah’ın verdiği izinle ve O’nun adına kesilebilecekleri inancı ve eylemiyle kesilecek bütün hayvanları da kurbanlaştırmakla yükümlüyüz. Hutbemizi bir hadisle bitiriyorum: “Ey mü’minler! Kurbanlıklarınızı araştırınız; sağlıklı olanlarını seçiniz. Zira onlar, geçmek zorunda olduğunuz ahiret köprüsü üzerindeki bineklerinizdir.”(10) ........ 1) Mü’min 79, En’am 118-9, Maide 87 2) Kurtubi, Saffat 107 (15/108) 3) Saffat 107, Bakara 67, Kevser 2, Bakara 196, Hac 28-36 4) Hac 34 5) İ. Mace Hn. 3126 6) Kurtubi Saffat 107 (15/108-9) 7) Vehbe Züheyli, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi 4/394 8) Kurtubi, Saffat 107 (15/108) 9) Et-Tac 3/98, 105 10) Kurtubi, Saffat 107 (15/111) VAKİT 07.02.2003
AKRA