Türk Silahlı Kuvvetleri, Washington'a komuta konusunda ödün verilmeyeceğini iletti
Türk Silahlı Kuvvetleri ABD'li yetkililere şu mesajları verdi: Ortada bir koalisyon ya da BM şemsiyesi yok. Fiili olarak görünen, İngiltere'nin de belli ölçülerde yer aldığı bir Amerikan operasyonudur. Bu durumda bizim bir başka ülkenin komutası altına girmemiz söz konusu olamaz. Biz Irak'a bir operasyonun düzenlenmesinden yana değiliz. Daha genel tanımla savaştan yana değiliz. Bizim amacımız Türkiye aleyhine gelişebilecek durumları önlemektir.
Türkiye ile ABD arasında, Irak operasyonuyla ilgili, askeri, siyasi, ekonomik görüşmelerde önemli bir yol alınmasına karşın, Kuzey Irak'taki askeri güçlerin nasıl komuta edileceği konusu netlik kazanmadı. ABD'li yetkililer, komutanın kendilerinde olmasını isterken Türkiye buna karşı çıkarak ''Biz Kuzey Irak'ta Amerikan planının parçası olmak için değil, kendi güvenliğimizi ilgilendiren durumlarda belirleyici olmak için hazırlık yaptık. Bunun yönetimini de bağımsız yaparız'' karşılığını verdi. Yarın yapılacak görüşmelerde ''komuta'' konusunun yeniden masaya yatırılması bekleniyor.
Askeri yetkililer, komuta konusunda ödün verilemeyeceğini vurgulayarak ''yığınak aşamasında yapılan hata, seferin sonuna kadar devam eder. ABD'nin Kuzey Irak'taki grupların istemleriyle Türkiye'nin hassasiyetleri arasında bir tercih yapması, harek âtın dördüncü aşamasını oluşturan, Irak yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunda Türkiye'ye güven vermesi gerekir'' görüşünü dile getirdiler.
Amerikalıların önerileri
Edindiğimiz bilgilere göre, günlerdir sürmekte olan Türk-Amerikan heyetlerinin görüşmesi sırasında Amerikalı uzmanlar şu önerileri getirdiler:
* Irak operasyonu bir bütündür, bu yüzden genel komutanın bizde olması gerekir.
* Türk askerinin görevi operasyonel olmayacağı için, genel planın ilgili bölümlerinde işlev üstlenir.
* Türk ve Amerikan birlikleri arasında elbette bir eşgüdümün bulunması gerekir. Bu, iki tarafın alt düzeyde subaylarının kuracağı eşgüdümle sağlanabilir.
* Türk tarafı bu önerilere karşı çıktı. TSK'nin gerek kendi içinde yaptığı değerlendirmelerde gerekse görüşmeler sırasında Amerikalıların önerilerine verilen yanıtlarda şu noktalara vurgu yapıldı:
* Her şeyden önce bu operasyonun yapılış biçimine bakmak gerekir. Ortada bir koalisyon ya da BM şemsiyesi yok. Eğer böyle bir durum olsaydı biz Türk askerini bu koalisyonun emrine verirdik. Geçmişte bunun örnekleri var.
* Fiili olarak görünen, İngiltere'nin de belli ölçülerde yer aldığı bir Amerikan operasyonudur. Bu durumda bizim bir başka ülkenin komutası altına girmemiz söz konusu olamaz.
* Biz Irak'a bir operasyonun düzenlenmesinden yana değiliz. Daha genel tanımla savaştan yana değiliz. Bizim amacımız ABD'nin operasyonu sırasında ve sonrasında Türkiye aleyhine gelişebilecek durumları önlemektir.
* Eğer biz ABD planının parçası olursak, bu hedefimizi gerçekleştiremeyiz. Bölgede Türk askerinin varlığı sonuç olarak siyasal bir hedefe yöneliktir. Bu hedef Irak'ın üniter bir yapı içinde tutulmasıyla özetlenebilir. Başka bir hedefimiz yoktur. Bu siyasal hedefe uygun bir askeri planımız var.
* Türk askerinin ABD komutasına girmesi durumunda bu, Irak'a Türkiye'nin de savaş açtığı anlamına gelir ki, yukarıda sıraladığımız gerekçelerle biz böyle bir hedef taşımıyoruz. Türkiye'nin aleyhine gelişmeler söz konusu olmasaydı biz olup bitenleri Hakkâri'den izlerdik.
* Kuzey Irak'ta bugün oluşmuş bulunan ''de facto'' durumu kabul etmiyoruz. Bize bu duruma dayalı planlar önermeyin. Biz her olasılığı dikkate alarak planlarımızı yaparken bağımsız hareket etmeye dayalı olarak düşündük.
Yoğun görüşme trafiği
Türkiye ile ABD arasında uzun süreden beri devam eden Irak görüşmelerinde en önemli unsuru, operasyonda Türkiye'nin üstleneceği rol oluşturuyordu. ABD'nin önerisi, Türkiye'nin topraklarını kendisine açması ve ötesine karışmaması yönündeydi. Türkiye bunu kabul etmedi, kendi güvenliğini ilgilendiren konularda belirleyici olacak bir güçle Kuzey Irak'ta bulunması gerektiğini sürekli iletti. Yoğun görüşmelerin ardından ABD, Türk askerinin bölgede olmasını kabul etti. Bu kez görüşmeler operasyona verilecek destek noktasına kilitlendi. Üs ve limanların ABD kullanınımına açılması kararının TBMM'den geçmesinin ardından ABD, komutanın tümüyle kendisinde olmasını istedi. Geçen hafta boyunca yapılan görüşmelerin temelini bu konu oluşturdu. TSK, 18 Şubat'ta Amerikan askerlerinin Türkiye'ye gelişine izin veren kararın Meclis'ten geçmesi halinde ABD'nin daha zor ikna olacağı, bu hafta içinde ortak bir noktanın bulunması gerektiği görüşünde. TSK'nin en çok ''en üst düzeyde eşgüdüm'' noktasına gelebileceği, bunun ötesindeki tüm önerilere hayır diyeceği değerlendirmesi yapılıyor. Askeri yetkililer, ''yığınak aşamasında yapılan hata, seferin sonuna kadar devam eder. Komuta konusunda aleyhimize bir kararı kabul edemeyiz. ABD'nin, K. Irak'taki grupların istemleriyle Türkiye'nin hassasiyetleri arasında bir tercih yapması, harekâtın dördüncü aşamasını oluşturan, Irak yönetiminin nasıl şekilleneceği konusunda Türkiye'ye güven vermesi gerekir'' dediler.
Türk Silahlı Kuvvetleri,
"Kuzey Irak'ta bugün oluşmuş bulunan 'de facto' durumu kabul etmiyoruz. Bize bu duruma dayalı planlar önermeyin" mesajı verdi.
CUMHURİYET - 10.02.2003