Dünya medya imparatoru Murdoch, 175 gazetesi ve 75 TV kanalıyla Bush'u destekliyor ama savaş karşıtları hızla artmaya devam ediyor
İlk Körfez Savaşı'na CNN International, ikincisine ise medya devi Rupert Murdoch'un sahibi olduğu Fox kanalı damga vuracak. Belki de Murdoch'un kendisi... Murdoch'un News Corp. şirketi, Bush yanlısı yayınları ve savaş çığırtanlığıyla dünyayı karşısına aldı. Ancak savaş yanlısı yayınlara rağmen raytinglerde ve satışta hep önde gidiyor. Her gün televizyonlarıyla 600 milyon, gazeteleriyle 6 milyon kişiye ulaşan Avustralya asıllı Murdoch, şirketini maestro edasıyla yönetiyor.
Bush'a methiyeler
Bush ve Blair'e methiyeler düzen makaleleri baş sayfalarla taşıyor. Bush'un Ulusa Sesleniş konuşmasına "Shakespeare'in başyapıtı gibi" diyerek övüyor. ABD Dışişleri Bakanı Powell'ın BM'deki kimseyi tatmin etmeyen sunumunu "Kanıt böyle olur" diye nitelendiriyor. Gazeteleri Fransa'ya kin kusuyor, ingiltere'de Sun, Chirac'ı Saddam'la işbirliğiyle suçlarken, ABD'de New York Post, İkinci Dünya Savaşı'nda ölen ABD asker mezarlarını kapak yaparak "Sizin için ölenleri unuttunuz" diyor.
Yine de ikna edemedi
Murdoch bu başlıklarla gündemi elde tutarak insanları savaş atmosferine sokmaya çalışıyor, insanlar sokaklara dökülürken Murdoch'un gazeteleri "Yanılıyorsunuz", "Göstericiler polise saldırdı" gibi başlıklar atıyor. Ancak işler umduğu gibi gitmedi. Grubun sektöre hâkim olduğu İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda'da halk savaşa destek vermiyor. Avustralya'da yüzde 76, ingiltere'de yüzde 68, ABD'de yüzde 74 savaşa karşı.
Yerel gazeteden imparatorluğa
Avustralya'da 1931'de doğan Murdoch, ünivesiteye girdiği günden beri babasından izinden giderek medyada kendine yer bulmayı planlıyordu. Oxford Üniversitesini bitirdiğinde ise elinde babasının miras bıraktığı yerel Avustralya gazetesinden başka bir varlığı yoktu. Babasından kalan Adelaide News gazetesiyle ulusal yayıncılığa ilk adımı atması 1951'de oldu. 60larda Sidney'de The Mirror ile egemenliğini ilan ederken 1969'da The Sun'ı alarak sınırlarını genişletti. Amerika'ya ilk adımı ise 1 yıl sonra New York Postla attı. İngiltere'de hakimiyetini 80lerde kurdu. Times ve Sunday Times'ı alan Murdoch, 1985'de Amerikan televizyonlarını alabilmek için ABD vatandaşlığına geçti. Hemen ertesinde 20th Century Fox'un yüzde 50'sini alarak sinema endüstrisine girdi. Şirket 1997'de Titanic ile 1.8 milyar dolar hasılat yaparak tarihe geçti.
Silahı "NY Post"
Her zaman beklenmeyen kararları aldı. Rakiplerinden hep bir adım öndeydi. Makyavelist bir yaklaşımla grubunu büyütmek için kimin tarafından olması gerekiyorsa orada oldu. Özellikle 600 bin tirajlı New York Post'u rakiplerini cezalandırmak, yanında olanları ödüllendirmek için kullandı. Televizyon şirketinin New York'taki kablolu yayın şebekesine dahil olması için New York Post'un sayfalarını dönemin belediye başkanı Giuliani'nin emrine sundu.
En keyifli anı
1986'da kurulan Fox ile CNN'in tahtına oturmayı kafasına koyan Murdoch 2002'de günde 1.1 milyon kişiye ulaşarak ratinglerde 900 bin izleyicide kalan rakibi CNN'i geride bıraktı. FOX'un Ana Haberlerinde bu üstünlük sunulurken Murdoch da kariyerinin en keyifli anını yaşıyordu.
Hep risk aldı
Yakınları Murdoch'u kumarbaz olarak tanıdı. Hiçbir rakibi bir sonraki hamlesini tahmin edemedi. Oynadığı bu kumar ve aldığı cesur kararlar News Corp gibi büyük bir devin doğuşunu sağladı. Sahip olduğu gazetelerde The Sun 3.5 milyonluk tirajı ile İngiltere'nin 1 numarası olurken, The Australian, Wellington Dominion gibi gazetelerle de Avustralya ve Yeni Zelanda'ya hakim oldu.
Kanser hastası
Ancak bu devin doğuşu sırasında yaşanan sıkıntılar Murdoch'un yaşantısına yansıdı. Mutluluğu üçüncü eşi Wendi Deng'de buldu. Şirketini devredebileceği 5 çocuk büyüten Murdoch, 6'ncı için hazırlık yapıyor, "işim de düzene girdi ev hayatım da" derken yakalandığı prostat kanseri ile savaşını da sürdürdüğünün de mesajını verdi. 72 yaşındaki işadamı, şirketinin bir numara olduğunu görmeden hayata veda etmeyi istemiyor. Bu yüzden yediklerine dikkat ediyor, egzersiz yapıyor.
VATAN - 18.02.2003