Uluslararası İlişkiler Uzmanı, yayıncı Dr. Ömer Madra, ekonomik sorunlarımızın bedelini Irak halkına ödetmenin doğru olmadığını söylüyor.
Madra, "Hükümet parayla savaşı birbirinden ayırmalı" diyor
DR. Ömer Madra ile şöyleşinin dün yayınlanan bölümünde Amerika'nın Irak'ı vurma isteğinin arkasında yer alan gizli gündemi konuşmuştuk. Söyleşimize, "Irak savaşında Türkiye'nin yeri ne olmalıdır?" başlığı altında devam ediyoruz.
* ABD'nin Irak'ı vurmasının gecikmesinde sizce Türkiye'nin etkisi var mı?
-Kesinlikle evet. Dünyanın dört bir yanından aydınlar aynı şeyi söylüyorlar "Türkiye muazzam bir iş yapıyor çünkü geciktiriyor." Fakat bugün AK parti keskin bir dönüş yaparak, tayin edici bir hata yapmaktadır. Gerçeküstü bir korku filminde gibiyiz. Çıkışları gayet iyiydi hükümetin, AB ile görüşmelerde akıl almaz bir enerji gösterdiler. Sonuç alındı alınmadı tartışmıyorum ama dinamiktiler. Savaş görüşmelerinde ise ABD'yi geciktirerek bir tavır ve duruş içinde oldular bu da çok iyiydi. Sonra bir anda ne oldu bilmiyorum "Biz bu denklemin içinde yer almalıyız" diye bir söylemin içine girdiler.
* Bu ani dönüş neden sizce?
-Bilmiyorum ve ilgilenmiyorum. Bugün meclise gelmesi muhtemel tezkereyle ilgileniyorum sadece. Tezkerenin iyi anlaşılması lazım.
* Bu tezkere nelere imkan veriyor?
-ABD askerlerinin Türkiye'de konuşlandırılması ve yerleşmesine olanak tanıyor. Sayılarının 80 bininin üzerinde olacağı söyleniyor. Hem de belirsiz bir süre için. Ve bu askerlerin de başka bir ülkeye müdahalesine de izin vermiş oluyoruz bu tezkereyle.
* Hükümet "Ulusal çıkar" diyor.
-Ulusal çıkar ne demektir? Ulus ne istiyorsa odur değil mi? Türkiye'nin yüzde 94'ü istemiyor savaşı. Daha ne olabilir ki? TC'de bir tek konu hatırlamıyorum üzerinde bu kadar hemfikir olunan. Bu ciddi bir demokrasi krizidir. Ulus "Hayır" diyor ama siz çıkıp "Ama sen anlamıyorsun, bu senin çıkarın için" diyorsunuz. Benim çıkarımı onlar biliyor. Bu arada oturumu da kapalı yapıyorlar. Niye? Bütün dünya düzeni, hukuk düzeni değişecek, CIA raporlarına göre Ortadoğu bölgesi tamamen altüst olacak ve muazzam terör gerçekleşecek. Daha bakın İsrail'in Filistin'i topluca çöle sürme gibi planları üzerinde de durmuyorum.
SAVAŞ YETKİSİ VERİLMEMELİ
* Tezkere meclisten geçerse ne olur?
-Dünyada ABD parlamentosundan sonra ikinci olarak savaş yetkisi veren ülke durumuna düşer. Bunun sonuçları çok ağırdır. Bir kere AB rüyası tamamen ortadan kalkar. Türkiye'nin prestiji üzerine bir bardak su içeriz. Şu anda etrafta diplomatik fuhuş yapılıyor ve pek çok yazar bu konularda "zillet" kelimesini kullanıyorlar. Zillet ne demek? Yerlerde sürünmek demek. Türkiye istemediği bir savaşta sıfır noktasına getirilmeye çalışılıyor. Amerikan gazetelerinde "Ucuz pazarlıkçı Ortadoğu zihniyeti" diye yer alıyoruz. Bugünkü toplantı 1923 Cumhuriyet toplantısından sonraki en önemli toplantı bence. En az üç kuşağın sorumluluğu olacaktır. Pentagon'un açıklamasına göre Amerika'nın 700'ün üzerinde üssü var ve 110 ülkeye yayılmış. Ve ABD daha sonra buralardan çıkmıyor. Gerçek bir Amerikan uydusu olur ve tarihe bu şekilde geçmenin ağırlığını yaşarız. Çok istiyorum bütün bunları detaylıca milletvekillerine anlatmayı. Bizzat Başbakan'ın, Erdoğan'ın ve Arınç'ın daha parlamenter değilken söyledikleri ortada. Niye fikir değiştiriyorlar, niye yalayıp yutuyorlar? Gerekçe nedir yani?
* Çok ortada, ekonomik. Paramız yok.
-Bütçe açığımızın tahakkuk bazında 26.9 katrilyon hedefi vardı ve bunu tam 12.2 katrilyon aşıyoruz. % 45.2 lik bir sapma var. Bu başlı başına bir facia. Bütçe harcamaları hedeflenen büyümenin % 18 üzerine çıkmış durumda. Sonuç açık. Bu açığın bir bölümü önceki hükümet tarafından bırakılmış ve ayrıca seçim ekonomisi yapılmış, yapmadık dediler ama yapmışlar.
VİCDANI OLAN KABUL ETMEZ
* Siz de ekonomik felaketi ortaya koyuyorsunuz.
-Yani biz nüfusunun yarısı 15 yaşın altındaki bir ülkeye ilk 48 saatte 800 füze gönderilmesine destek olarak mı kendi başarısızlıklarımızı, banka boşaltmalarımızı giderebilmeye çalışıyoruz? Bu mu yani Türkiye'nin gerekçesi? Irak mı suçlu bizim ekonomik başarısızlığımızdan? Dünya dengeleri değişecek, dünya hukuku ayaklar altına alınacak ve en önemlisi de Irak halkı dümdüz edilecek ve biz "Ne yapalım durumuz kötü" mü diyeceğiz? Yeryüzünde biraz vicdanı olan bunu kabul edebilir mi?
* Peki Türkiye ne yapmalı?
-Türkiye için bir kelime çok önemlidir, jargonda bile vardır; şeref. Ben şu anda yapılanları şerefsizlik olarak görüyorum. Mafya durumu yani. "Benim durumum çok kötü abi, o yüzden mafyanın son bir uyuşturucu operasyonuna adam göndereceğim, bir çok adamı katledeceğim ama sonunda ben de payımı alacağım demek gibi bir şey bu. Çıkıp halka desinler ki ben bu savaşa girmiyorum ama öte yandan ekonomik açıdan da sıkışığım.
* Türkiye'nin ABD'ye hayır deme şansı var mı?
-Var tabii. Herhalde bizi de vuracak değil, dünya buna izin vermez herhalde. İzin verirse de şerefimizle savaşırız.
Bence, hükümetin IMF'yi yanına alıp ABD'ye "Ben bu programı götürmek için elimden geleni yapıyorum ama Irak krizi benim dengelerimi bozuyor" demesi gerekirdi. Savaş her zaman ekonomileri bozar, toplamaz ki. Korkularımız var. Neden? Çünkü memurlarımızın parasını ödeyemeyiz. Hani hükümetin şeffaflık iddiası vardı? Hükümetin arkasında büyük bir kamuoyu var ama neden korkuyorlar? İki konuyu birbirine karıştırmamak lazım. Kötü ekonominin bedelini ulusça paylaşacağız ama hukuk dışı, meşruiyet dışı bu saldırıya ortak olmamalıyız. Biz tarihi bir fırsatı kaçırıyoruz. "Hayır" deme şansımızı kaçırıyoruz.
SABAH - 25.02.2003