İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Amerika ne kadar güçlü?

Güncel
|

Irak savaşı başlamadan yürütülen 'Saddam karşıtı Anglosakson propaganda'nın asıl hedefi Baas rejimi değil, Amerika'nın gücünün 'karşı konulamaz' olduğunu tüm zihinlere işlemekti.

Amerika Birleşik Devletleri, Irak'a karşı savaşı başlatırken, asıl savaşın dünya kamuoyuna karşı verildiği ve uzun zamandır devam ettiği anlaşılıyor. Amerikan ve İngiliz kaynaklı haberler, dünya kamuoyunu Saddam Hüseyin'in kötülükleri ve ABD'nin ne kadar güçlü olduğu konusunda sürekli olarak 'bilgilendiriyor'. Buna göre Saddam Hüseyin-ABD karşılaşması 'yamyamlar' ile 'medeni dünya'nın karşılaşması anlamına geliyor. Aslında dünya bu tür haberlere 1. Körfez Savaşı nedeniyle oldukça alışık. Hatırlanacağı üzere ilk savaşta da Batı medyası Irak ile ilgili kurmaca haberler ile dolmuştu. Savaştan sonra işkenceye uğradığı, tecavüz edildiği iddia edilen birçok kişinin aslında Irak'ta hiç bulunmadığı ortaya çıktı. Amerikan televizyon kanallarının defalarca gösterdiği petrole bulanmış kuşların, Basra Körfezi'nde değil Fransa açıklarında bu hale geldiği de ispatlandı. Tüm bunlar Saddam Hüseyin rejiminin ne kadar iyi bir rejim olduğunu kanıtlamıyor doğal olarak. Hüseyin'in insan hakları ihlalleri ve kendi halkına neler yapabileceğini en iyi bilebilecek kişiler bölge insanları olarak bizleriz. Ancak 'Saddam karşıtı Anglosaxon' kampanyanın asıl hedefi ne Irak ne de Saddam Hüseyin. Bu tür yayınlar sayesinde Irak'ta korku yaratıldığı ve bu sayede savaş için psikolojik avantaj sağlandığı doğrudur. Ancak asıl hedefin ABD'nin 'iyiliğin koruyucusu olduğu' ve hiçbir devlet tarafından karşı konulamaz bir güce sahip olduğu imajını yaratmak olduğu söylenebilir. 'Kudret' araçları Bilinçli olarak yayılan haberlere göre ABD ve İngiltere ECHELON sayesinde tüm dünyayı dinlemektedir. Onlardan habersiz yeryüzünde bir e-mail atılması, ya da bir telefon görüşmesinin yapılabilmesi dahi mümkün değildir. Amerikan uzun menzilli füzeleri 1500 kilometre öteden belirlediği hedefleri vurabilir. Örneğin Akdeniz'den kalkan bir füze rahatlıkla Bağdat'taki hedefleri yerle bir edebilir. Florida Uzay Üssü ve casus uydular Saddam Hüseyin'i nereye saklansa bulup yok edebilir. Patriotlar karşı füzeleri durdururken gece görüşlü, bilgisayar donanımlı Amerikan askerleri karşısında Iraklı askerlerin hiçbir şansı bulunmamaktadır. E-Bomb, Moab vs. Yine son günlerde ortaya atılan bir diğer ciddi düzeyde abartılı iddia var: ABD tarafından icat edilmiş olan 'elektronik bomba' (e-bomb) atıldığı ülkedeki tüm elektrikli araç-gereci işlemez hale getirebiliyor. Benzeri bir şekilde en son geliştirilen Moab adlı 10 tonluk bomba medya tarafından 'bombaların anası' olarak sunuldu. Bu bomba öylesine etkili bir bomba ki toprağın metrelerce altına dahi işleyebiliyor. ABD'nin ne kadar güçlü olduğu konusundaki manipülasyon bu şekilde devam edip gitmektedir. Ancak aynı ABD'nin uzun süre Irak'a saldırı için Türkiye'den çıkacak bir tezkerenin yolunu gözlemesi, kendi ülkesinde kaçırılan birkaç uçağın ABD'nin en önemli sembollerini yerle bir etmesi, bu saldırılar esnasında tüm dünyayı gözleyen ABD Başkanı'nın saatlerce havada mahsur kalması akılları karıştırmaktadır. Elektronik çağın uzay gücü ABD'nin Irak gibi 'güçsüz' bir ülkeye askeri operasyonu başlatmak için neredeyse altı ay bölgeye yığınak yapması, yüz binlerce askeri bölgeye yığması da akılları karıştırmaktadır. Patates tarlalarını bile uzaydan tespit edebilen, tüm elektronik araç-gereci kapalı olsalar dahi kullanılamaz hale getirebilen ABD'nin, Saddam'ın birkaç kitle imha silahını bulamaması, Irak'ı yarım milyon asker yığmadan etkisiz hale getirememesi de akılları karıştırmaktadır. 10 yıl gibi uzun bir süre ambargo altında perişan olmuş, teknoloji geliştiremeyen böylesine güçsüz bir Irak karşısında panikleyen, aylarca yığınak yapan ABD'nin karşısında Türkiye ya da İran veya Rusya olsaydı sonuç ne olurdu acaba? Bu sorularla ABD'nin gücünü hafife almak istemiyoruz elbette. Irak ile ABD arasında büyük bir güç farkı olduğu da muhakkak. Ancak hiçbir savaş kolay değil ve ABD takdim edildiği kadar güçlü de değil. Savaşlar hâlâ insan gücüne dayanıyor ve makineler insanla çalışıyor. Buna rağmen ABD'nin Irak'ı tüm dünyayı korkutmak, belki de sindirmek için kullandığı da söylenebilir. ABD basın-yayın organları yoluyla kendisini dünyaya öylesine hâkim gösteriyor ki Irak üzerinden tüm dünya ülkelerine 'Sakın bana karşı gelmeyin. Gelirseniz de havadan, uzaydan, elektronik dalgalardan ve daha tahmin edemeyeceğiniz ve karşı koyamayacağınız yollardan sizleri cezalandırırım' mesajları vermeye çalışıyor. Diğer bir deyişle Amerika Birleşik Devletleri, aslında sahip olmadığı bir gücü kullanarak tüm dünyaya hâkim olmaya çalışıyor. Bunun yolu ise beyinlerin işgalinden geçiyor. Akıllarda hegemon güce yenilen dünya toplumu, Birleşik Devletler'e karşı gelmenin mümkün olmadığı kanaatine sahip olmaya başlıyor. Başka türlü söylersek, şu an seçilen kurban Irak'ın durumu diğerleri için bir anlamda 'ders oluyor'. Somali, Kosova... Benzeri örnekler 1. Körfez Savaşı'nda, Somali'de, Kosova'da ve Afganistan'da da görüldü. Televizyon ve gazeteler Amerikan uçaklarının hedeflerini nasıl tam isabet vurduğunu, 'düşman'ın yerini uydulardan nasıl tespit ettiğini defalarca gösterdi. Ancak aynı ABD'nin Afganistan'da hâlâ birkaç şehir dışında kontrol kuramaması, harika silahları ile Taliban militanlarından çok köyleri ve düğün alanlarını bombalaması, Somali'de 'modern çağın harikası helikopterinin' basit bir silahla düşürülmesi ve bilgisayar destekli Amerikan askerlerinin Somali sokaklarında yerlerde sürüklenmesi, Kosova operasyonu esnasında 'e-bombalı ABD'nin Sırp televizyonunu günlerce susturamaması ve esas hedeflerinin büyük bir çoğunluğunu vuramazken çok sayıda Kosovalı sivili bombalaması ABD'nin asıl gücünü ortaya seriyor. Sam Amca tüm dünyaya 'oyuncakları'nı gösteriyor, bizleri akıllarımızda sindirmeye çalışıyor. Ancak saklamaya çalıştığı çok büyük bir sır var: Elindekiler sadece oyuncak... Savaşta ve barışta asıl güç ise o oyuncakları kullanacak olan insan. Zaaf noktaları Şüphesiz ABD dünyanın en önemli silahlı gücü ve ona karşı koyabilmek oldukça zor. Ancak dünya kamuoyuna sunulduğu büyüklükte bir güç değil. Ayrıca ABD'nin bazı özellikleri onu diğer ülkeler ile kıyaslandığında daha zayıf bir hale de sokabiliyor. 11 Eylül saldırıları bunu en açık şekliyle ortaya koydu. Amerikan bombaları Irak'ı yerle bir edebilir ve bu ülke de Saddam Hüseyin ya da benzeri bir isim, iktidarını yeniden sürdürme şansı bulabilir. Ancak ABD'ye yapılacak çok daha küçük çaplı saldırılar Amerikan ekonomisini ve yaşam düzenini tahmini güç boyutlarda tahrip edebilir. Bu bağlamda ABD'nin yoğun propagandasının iki temel amacının bulunduğu söylenebilir: İlk olarak dünya kamuoyu Amerikan gücü karşısında sindirilmeye çalışılmaktadır. İkinci olarak ise Amerika'nın zayıf yönleri bu şekilde kapatılmaya çalışılmakta ve ulusal onur Irak kullanılarak tamir edilmeye ve zayıf noktalar gözlerden uzak tutulmaya çalışılmaktadır. RADİKAL - 25.03.2003
AKRA