Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs planını ekonomik boyutlarıyla masaya yatırdı. TOBB’un hazırladığı rapora göre Annan Planı Türk kesimini fakirleşme sürecinin içine sokacak.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs konusunda öne sürdüğü çözüm önerilerini içeren planın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilgilendiren (KKTC) ekonomik boyutunu inceledi. Raporda, Annan Planı’nda ekonomik geçiş sürecinin iyi hesaplanmadığının görüldüğü, böyle bir durumda Türk kesiminin daha da fakirleşme sürecine sokulacağı ifade ediliyor.
Annan Planı’nın ekonomik boyutuna genel olarak bakıldığında önemli eksikliklerin göze çarptığına dikkat çekilen TOBB raporunda, bazı noktalarda da kabul edilmesi zor olan teklifler getirildiği kaydediliyor. Raporda, Türk tarafının ekonomik gereksinimlerini karşılayacak konularda öneriler geliştirmediği eleştirisi getirilerek, ayrıca ambargolar nedeniyle geçmişte oluşan eşitsizliklerin giderilmesi için alınması gekeren önlemler konusuna da değinilmediği vurgulanıyor.
Ekonomik açıdan Annan Planı’nın yoruma açık olduğuna ve birçok önemli konunun boş bırakıldığına işaret edilen raporda, bu konular için teknik komiteler oluşturularak, önemli çalışmalar yapılması gerektiği üzerinde duruluyor. Girne Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Canan Balkır tarafından TOBB için düzenlenen raporda, Annan Planı’nın geçiş sürelerini iyice hesaplamadığı, böyle bir stratejinin de Türk kesimini fakirleşme sürecine sokacağı ve ekonominin rekabet gücünü tamamen kaybetmesine yol açılacağı dile getiriliyor.
Ortak devletin, oluşturucu devletlerin anlaşmadan önce aldığı dış borçları üstlenmesi konusunun kabul edilmesinin mümkün olmadığının altı çizilen raporda, özetle şu konular gündeme getiriliyor:
Yıllarca ambargolar altındaki Türk kesiminin anlaşma sonrası toplayacağı vergilerle Rumların aldığı borçların ödenmesine katkı verilmesi anlaşılır değildir.
Planda iki oluşturucu devlette şubesi bulunan tek bir Merkez Bankası öngörülmektedir. Bu noktada Başkanlık Konseyi tarafından atanan Merkez Bankası başkanının rotasyona tabi olması gerekir. Ancak bu husus planda belirtilmemiştir.
Türk oluşturucu devletinin Euro’ya geçiş döneminde, Kıbrıs Paundu’na geçmesi teklifi, teknik açıdan yanlıştır. Ayrıca Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olarak algılanacağı açısından kabul edilmesi mümkün değildir.
İthalat ve dağıtım lisansları konusunda yasal düzenlemeler yapılmalıdır, Aksi takdirde ileride olası bir çözümde bütün lisans anlaşmaları Rum kesimine geçecektir.
Türk oluşturucu devletine 2004-2006 dönemi için aktarılacak 206 milyon Euro’dan bahsedilmekte ve buna yapısal fon desteğinin de ekleneceği belirtilmesine rağmen somut olarak bir veri verilmemektedir.
Turizme hizmet veren yan sanayiler, bankacılık ve sigorta sektörleri ve tur operatörlerinden Türk tarafının pay alması çok zor görünmektedir.
Planın en tartışmalı konusu mülkiyet hakkı ve toprak konularıdır. Planda global mal-mülk değişimi ele alınmamış, toprak için harita sunulmuştur.
Türk oluşturucu devletinde nüfus dengesinin Türklerin aleyhine bozulmasına müsaade etmeyecek önlemler alınmalıdır.
Türkiye’nin AB üyeliği gerçekleşene kadar geçecek sürede, Federal Devlet’in Türkiye’yi AB üyeliğinin tanıdığı bütün hak ve ayrıcalıklardan yararlandıracağının hükme bağlanması gerekmektedir.
Türk oluşturucu devleti ekonomisi ile ilgili gerekli önlemlerin ve geçiş sürelerinin alınması ve AB fonlarıyla desteklenmesi durumunda planın eksik olan ekonomik çözüm yönü tamamlanmış olabilecektir.
ZAMAN - 28.03.2003