Bunca taviz, bunca aşağılanmaya rağmen 43 yıldır ülkemizi kapısında bekleten AB, Türkiye’yi oyalamakta kararlı gözüküyor
AB tavize doymuyor
Hükümet, Avrupa Birliği’nden müzakere tarihi alabilmek için çırpınıyor. Başbakan Abdullah Gül’ün, “Tarih verirlerse Kıbrıs’ta çözüm daha kolay olur” demesine rağmen Avrupa tarih vermemek için ayak diriyor. Verilen tavizlerle yetinmeyen Avrupa, hep daha fazlasını istiyor. Atılan yanlış adımlar ise ülkemizi uluslararası platformda zora sokuyor.
Müzakere tarihi yok
Dün AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile görüşen Avrupa Birliği (AB) Dönem Başkanı Rasmussen, açıkça Türkiye’ye tarih verilmesinin mümkün olmadığını söyledi. “Türkiye siyasi kriterleri yerine getirmeden asla tarih alamaz” diyen Rasmussen, “Yapılan değişikliklerin uygulandığını görmemiz lazım. Reformlar kağıt üstünde kalmamalı” diye konuştu.
AB yerine D-8 projesi
AB müzakere tarihi için kapı kapı dolaşan ama umduğunu bulamayan Erdoğan da, dün Rasmussen ile yaptığı görüşme sonrasında Avrupa’nın çifte standartlı davrandığını nihayet kabul etti. Erdoğan, “AB tarih vermezse sonucuna da katlanır” dedi. Türkiye’nin AB’ye mahkum olmadığını belirten uzmanlar ise, hükümetin D-8 projesine sahip çıkmasını istiyorlar.
AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB’ın ‘’Türkiye’ye hala bir müzakere tarihi verilmeyişinin çifte standardın ta kendisi’’ olduğunu söyledi.
Tayyip Erdoğan, ‘’AB, Türkiye’yi üyeliğe kabul etse de etmese de, müzakere tarihi verse de vermese de, Kopenhag kriterlerini insanımızın yaşam standardını yükseltmek için yapacağız. Avrupa Birliği bizi alsın diye değil’’ dedi. Erdoğan, oluşan bu duygusal zeminin zedelenmesi durumunda, AB’ın bundan sonrasının neticesine katlanması gerektiğini ifade ederek, ‘’bunun neticede bir barış dünyası için hiç hayırlı olmayacağını, ekonomideki gelişmeler için hayırlı olmayacağını’’ bildirdi.
Erdoğan ve Rasmussen, görüşmelerinin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundular.
Erdoğan, Rasmussen ile çok ciddi düşünce alışverişinde bulunduklarını belirtti. Bu hafta, Türkiye-AB ilişkilerinde çok önemli bir dönemece girildiğini anlatan Erdoğan, zirvede alınacak kararın tarihe malolacağını, tarihe çok önemli bir kayıt düşeceğini söyledi.
AB üyelik sürecinde Türkiye’nin çok ciddi adımlar attığını ifade eden Erdoğan, 1. ve 2. uyum paketlerinin çıkma noktasında olduğunu, iktidarı ve muhalefeti ile son 18 ayda yapılan çalışmalarla, Lüksemburg ve Helsinki zirvesi öncesinde hiçbir ülkenin atmadığı adımların atıldığını kaydetti.
Erdoğan şöyle konuştu: “Bir gerçeği daha ifade etmekte fayda var. AB Türkiye’yi üyeliğe kabul etse de etmese de müzakere tarihi verse de vermese de biz Kopenhag kriterlerini Türkiye Cumhuriyeti olarak insanımızın yaşam standardını yükseltmek için yapacağız. Avrupa birliği bizi alsın diye değil.
AB’ın Türkiye’yi üyeliğe alması ya da müzakere tarihi vermesi ise Gerek AB’ın gerek Türkiye’nin stratejik çıkarlarının bir gereğidir.
Biz bir medeniyetler buluşmasının AB’da adres bulmasını istiyoruz. Bütün gayretimiz bunun içindir. Küreselleşmenin yaşandığı ve bunun ispatının arandığı bir dünyada, Türkiye’nin şu anda AB’dan müzakere tarihi alabilmesi ve ardından üye kabul edilmesi medeniyetlerarası bir buluşmanın ispatı olacaktır. Ve yine Türkiye’nin İslam kültürü ile demokrasiyi ortada koymada, onların buluşmasını göstermede bir model olacaktır. BU bakımdan çok büyük önemi var.
AB bir defa kendisi için bir gençlik aşısı olacak olan Türkiye’yi 12 Aralık’ta bir kenara koymamalıdır. AB küçük hesaplarla bir defa büyüklüğüne yakışmayacak bir adımın içerisine girmemelidir.
AB kendisini zedeleyecek olan çifte standarttan vazgeçmelidir. AB halkının yüzde 80’i ile iktidarı ile muhalefetiyle, parlamento dışı partilerin büyük bir çoğunluğu ile sivil toplum örgütlerinin hemen hemen büyük bir çoğunluğu ile bu işe evet diyen ve halkımızın oluşmuş olan bu olumlu duygusal zeminini AB 12 Aralık’ta zedelemesin diyorum.
Bunu özellikle vurguluyorum. Eğer bu duygusal zemin zedelenirse kusura bakmayın AB bundan sonrasının neticesine katlanmalıdır ve bu neticede bir barış dünyası için hiç hayırlı olmaz, ekonomideki gelişmeler için hayırlı olmaz . Bunu bizim olgunlaştırmamız lazım ve bir barışta küreselleşmeyi gerçekleştirmemiz lazım. Adalette kürselleşmeyi gerçekleştirmemiz lazım. Dünyadaki bütün paylaşımın küresel mantık içinde adil bir şekilde gerçekleşmesini sağlamamız lazım. Dönem başkanı olarak değerli dostumdan elinden geleceğine yapacağına inanıyor ve kendilerine bu yoğun trafikte başarılar diliyorum.’’
Ramussen: Uygulama önemli
AB Dönem Başkanı Danimarka’nın Başbakanı Anders Fogh Rasmussen, Türkiye’ye AB üye adayı ülke olarak bir çifte standart uygulanmadığını savunarak, ‘’Kriterler kağıt üzerinde değil, gerçek hayatta yerine getirilmelidir. Türkiye bunları tamamlarsa bir tarih verilecektir’’ dedi.
Rasmussen, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın, Türkiye’nin taahhütlerini içeren ve daha önce talep edilen mektubu kendisine sunduğunu bildirdi. Mektupta, hükümetin TBMM’ye sevkettiği reformların anlatıldığını kaydeden Rasmussen, Türk hükümetinin kararlılığını sürdürdüğünü ifade etti.
Erdoğan’ın, ‘’bu reformları özellikle Türk halkı için yaptıklarını’’ bildirdiğini anlatan Rasmussen, ‘’Türkiye’nin adaylıkla ilgili durumu perşembe-cuma günü kararlaştırılacak’’ dedi.
AB üyesi ülkelere bir dizi ziyarette bulunduğunu, bu ziyaretleri Yunan meslektaşı ile yapacağı görüşmeyle tamamlayacağını belirten Rasmussen, Kopenhag Zirvesi’nde çıkacak kararın ne olacağını söylemek için çok erken olduğunu ifade etti. Rasmussen, ‘’Bu yanlış olur, sağlıklı bir neticeye varamayız’’ diye konuştu.
Çifte standart yok
Türkiye’nin aday bir ülke olduğunu anımsatan ve diğer aday ülkeler ile ‘’aynı’’ olduğunu ifade eden Rasmussen, sözlerini şöyle tamamladı:
‘’Hiçbir çifte standart yoktur. Türkiye’nin, uyum kriterlerine uyum sağlaması gerekir. Kriterler kağıt üzerinde değil, gerçek hayatta yerine getirilmelidir. Türkiye bunları tamamlarsa bir tarih verilecektir.’’
İkna süresi ne kadar?
Rasmussen, ‘’Türkiye’nin kriterleri uygulamaya başladığına ikna olmanıza ilişkin süre nedir?’’ sorusuna ise şu cevabı verdi:
‘’Bu da reformların uygulamasına bağlı. Şu ana kadar yapılan ilerlemeyi görüyoruz. Ağustos ayında parlamento çok önemli reformu kabul etti. Yeni hükümet meclise çok kapsamlı bir paket sundu. Yeni hükümetin bu kararlılığını takdirle karşılıyoruz ve elimizden gelen her şekilde bu reform sürecini destekliyoruz. AB içindeki prosedür çok açık. AB Komisyonu, aday ülkeler konusunda bir ilerleme raporu yayınlayacaktır. Bu da ekim ayında oluyor. Şu ana kadar yapıldı bunlar. Türkiye siyasi kriterleri yerine getirdiği zaman, katılım müzakereleri için bir tarih alacaktır. Bugün sorunuza tam olarak cevap veremeyeceğim. Yani bu kadar ay sürer, şu kadar yıl sürer, şu kadar süre gerekir diyemeyeceğim. Uygulamadaki ilerlemeye bağlı.’’
MİLLİ GAZETE - 10.12.2002