Düşük girdi kullanımı sebebiyle toprakları henüz az kirlenen Türkiye, yıllık ticaret hacmi 20 milyar dolara ulaşan organik tarım ürünleri piyasasına hazırlanıyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, gelişmiş ülkelerin giderek ilgisinin arttığı organik tarım ürünlerinde planlı ve sağlıklı bir gelişmeyi sağlamak üzere, AB mevzuatına uygun olarak hazırladığı organik tarım yasa tasarısını ilgili kesimlerin görüşüne açtı.
Tasarı ile halen yönetmelikle düzenlenen organik tarım faaliyetlerinin yasal çerçevesinin belirlenmesi öngörülüyor. Yoğun kimyasal ve sentetik girdilerin kullanıldığı tarım şeklinin alternatifi olarak, Türkiye topraklarının az kirlenmişliğinin ve iklim çeşitliliğinin, organik tarım için büyük avantaj oluşturduğu belirtiliyor. Organik ürün üretim modelinde, ürünlerin, bakanlık veya kontrol ve-veya sertifikasyon kuruluşu kontrolünde, sentetik kimyasal girdi ve ilaç kullanmadan, mevzuatla izin verilen girdilerin kullanımı ile üretimi öngörülüyor. Aynı şartlarda, doğadan toplanmış, avlanmış ürünler de organik sayılıyor.
KONTROL VE SERTİFİKASYON
Organik tarım üretiminde, kontrol ve sertifikasyon büyük önem taşıyor. Türkiye’de halen, ECOCERT, IMO, SKAL, BCS, ETKO, EKOTAR olmak üzere 6 kuruluşa gözetim ve sertifikasyon kuruluşu olarak yetki verildi.
Organik tarımda, sözleşmeli üretim yapılıyor ve ürünler, tarladan tüketiciye ulaşıncaya kadar kontrol ediliyor, sertifika veriliyor, üretimin her aşaması kayıt altına alınıyor.
Türkiye’de 1985’de, yurtdışından gelen taleplere bağlı olarak başlayan organik tarım üretiminin yasal zemine oturtulması amacıyla 1994 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından ‘’Organik Tarım Metotları ile Üretilen Bitkisel Hayvansal Ürünlerin Üretimi, İşlenmesi ve Pazarlanmasına İlişkin Yönetmelik’’ yayımlandı. Çoğunlukla kuru meyveler olmak üzere 8 çeşit ile başlayan organik tarım üretiminde çeşit, 100’ü işlenmiş ürün olmak üzere 300’e ulaştı. Organik ürün ihraç edilen ülkeler arasında, Almanya, Hollanda, İngiltere, Avusturya, Fransa, ABD, İsviçre, İtalya, Belçika, İspanya, Yeni Zelanda gibi tarımı oldukça gelişmiş, ülkeler de bulunuyor.
AVANTAJLI BÖLGELER
Az gelişmiş bölgelerdeki üreticiler için gelir artırıcı, alternatif bir üretim modeli olarak nitelendirilen organik tarım alanı 111.3 bin hektara ulaşırken, bunun 42.5 bin hektarı Ege’de, 34.2 bin hektarı İç Anadolu’da, 14.4 bin hektarı Güneydoğu Anadolu’da bulunuyor. Üretim miktarı olarak 280.3 bin ton olan üretimin 80.4 bin tonu Ege, 79.6 bin tonu Marmara’da, 43.5 bin tonu Güneydoğu Anadolu, 25.3 bin tonu Akdeniz bölgelerinde gerçekleştirildi.
Bakanlık verilerine göre, İç Karadeniz şeridi, Kapadokya yöresi, Göller yöresi, Bozcaada, Gökçeada, Karaburun Yarımadası, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgeleri organik tarım açısından çok elverişli durumda. Buralarda kimyasal kirlenmenin önlenmesi gerekiyor.
BAKANLIKLAR ARASI İŞBİRLİĞİ
Üretim alanlarının genişletilmesi için, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile DSİ’nin bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı işbirliği protokol imzaladı. Protokol uyarınca, sulama amaçlı baraj havzalarında organik tarım faaliyetine izin verilecek ve bu faaliyetler desteklenecek.
Organik tarım ürünleri, diğer konvansiyonel tarım ürünlerine göre, ortalama 4 katı fiyatla satılıyor.
Bu fiyat farkı sebebiyle üreticiler, organik tarım konusunda oldukça hevesli olmasına karşın, üretim şartlarının ağırlığı ve ortalama verimin diğer tarımsal üretime göre düşüklüğü, işin dezavantajlarını oluşturuyor. Organik tarımın, az gelişmiş ve potansiyeli bulunan yörelerde gelişmesi için normal tarımsal kredi faizlerinden daha düşük faizlerle desteklenmesi de gündemde.
Vakit 02.01.2004