Buna rağmen, İsrail ve müttefikleri Filistin halkının desteklediği özgürleştirici hareketi tecrit ediyor. Hamas, işgalin baskısı ve Filistin toplumundaki değişim ihtiyacı nedeniyle kuruldu. 2006'da halk tarafından yetkilendirilmesinin temelini de bu oluşturuyordu. Hamas, Filistin halkının haklarından ödün verilmeyeceğine dair bir güvence. Ve, mevcut durumda yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya olan İsrail değil, Filistin halkı. Hamas, mali ve siyasi baskı altında bile bir hükümeti yönetebileceğini kanıtladı. İç ve dış tahrikler karşısında bile, sözlerini tutmaya ehil olduğunu ispatladı. İsrail'in Filistin halkını bölmeye yönelik kasıtlı girişimleri karşı karşıya olduğumuz karmaşaya yol açarken, Gazze'deki insani sorunun boyutu çok büyük ve Abbas bizi iyice bölmek için kullanılıyor.
Olmert barış ortağının 'yokluğu'nda ağlayıp sızlarken yasadışı duvarın inşaatı sürüyor, yeni yerleşim birimleri inşa ediliyor ve Batı Şeria'yla Gazze üzerindeki abluka sürüyor. Olmert Abbas'ı gerçek bir barış ortağı olarak görüyorsa, neden sınır, mülteciler ve Kudüs gibi konuları tartışmayı reddettiği sorgulanmalı. İsrail'in uluslararası yükümlülükleriyle uyuşmayan hareketleri, barış isteğinden ziyade, Abbas'ı Filistin halkını yönlendirmek için kullanma ve bir Filistin devletinin kurulmamasını garantiye almak amacıyla daha fazla yasadışı yayılma için zaman kazanma girişiminin göstergesi… Hamas diyaloğa açık. Uluslararası toplum Ortadoğu barışı konusunda ciddiyse, tarafsız çaba harcanmalı. Biz Filistin halkının her kesimini temsil ettiğimiz için, İsrail veya müttefiklerinin Hamas'ı 'aşırılık yanlısı' diye kenara itmesi yeterli değil. Hamas'ın boykot edilmesini talep edenler, İsrail'in yayılmacı emellerini tehlikeye atmayacak bir 'barış' ortağı istiyor. Bu diplomasi değil bağnazlık. Filistinliler uluslararası toplum tarafından terk edildi. Bölge için yeni bir tarih yazmanın ve Filistinlilerin gerçek temsilcilerini tanımanın vaktidir.
MİLLİ GAZETE -20 AĞUSTOS 2007 PAZARTESİ (MUSA EBU MARZIK / THE GUARDIAN / RADİKAL)






