İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Su petrolün yerini alıyor

Su petrolün yerini alıyor
Dünya
|

Ortadoğu'da su, petrol kadar, hatta belki petrolden daha değerli. Dünyada su kıtlığının artmasıyla, Ortadoğu'da suyun önemi de artıyor.

Bölgedeki sorunların kaynağında önemli bir yeri olan su, savaşa olduğu kadar barışa da hizmet edebilir mi ? Ortadoğu'da suyun önemiyle ilgili sorularımızı, ''Su Politikası'' kitabının yazarı ve ABD'de Phoenix Üniversitesi'nde uluslararası ekonomi politik alanında ders veren Konuralp Pamukçu' ya yönelttik. Elektronik postayla yaptığımız söyleşide Pamukçu, önemli noktalara dikkat çekti. Türkiye'nin, İsrail'le yıllardır uzlaşmaya çalıştığı Manavgat Suyu projesi var. Bu projenin, Türkiye'ye katkısı ne olacak? KONURALP PAMUKÇU - Zamanın Enerji Bakanı Zeki Çakan' ın İsrail'e 2002'de yaptığı ziyarette, İsrail Başbakanı Ariel Şaron' la, 20 yıl boyunca yılda 50 milyon metreküp Manavgat suyunun İsrail'e satılması kararına varıldı. Fakat bu karar nihai bir anlaşmaya dönüşmediği için proje hayata geçirilemiyor. İsrail, suyun fiyatını, metreküp başına 0.50 dolara çekmeye çalışıyor. Üstelik bu kışın İsrail'e normalin çok üzerinde yağış getirmesi, başka bir ülkeye bağımlı olmak istemeyen muhalefeti, projenin kaldırılması için harekete geçirebilir. Çünkü projenin arkasındaki en büyük etken, İsrail'in 1998-2001 arasında yaşadığı aşırı kuraklıktı. Ancak bugünlerde Tiberya Gölü'nde seviye artışı rekor düzeyde. Proje, Türkiye'ye öncelikle ekonomik bir gelir getirir. Bu gelir, sadece İsrail'e su satışı ile sınırlı kalmaz. Malta'dan da talep gelebilir Küresel ısınmanın kuraklığı arttıracağı düşü nülürse, Kuzey Afrika ile Malta gibi Akdeniz Havzası içinde yer alan ülkelerden de bize talep gelebilir. Ortadoğu barışı önündeki en önemli engellerden biri olan su sorununun çözümüne katkısı, Türkiye'nin bölgede önemli rol üstlenmesini sağlayabilir. Çünkü su, bölgenin ekonomik ve politik istikrarı için en önemli ''doğal kaynak'' kimliğini petrolden devralıyor. Ankara'nın ''su karşılığı silah'' anlaşması imzaladığı öne sürüldü. Bu iddia doğru mu? PAMUKÇU - Bence bu iddianın temeli, İsrail Savunma Bakanı Benyamin Ben Elizer' in Ankara'ya sunduğu teklife dayanıyor. Buna göre, Türkiye, 170 tankın modernizasyonu için İsrail'e 1 milyar dolar yerine 600-700 milyon dolar ödeyecek, bunun karşılığında metreküpü 0.10 dolara su satacaktı. Bugün, projeyle ilgili tıkanıklık aşılamadığına göre, iddianın doğruluk payı da sorgulanabilir. Suriye ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan yakınlaşma su sorununa başka bir bakış açısı getirebilir mi? PAMUKÇU - Diplomatik yakınlaşma, çözüme yönelik adımları getirebilir. Fırat/Dicle Havzası'nda yukarı havza ülkesi olan Türkiye'nin su üzerindeki her tasarrufu, Suriye'yi etkiliyor. 12 yıl sonra tekrar başlatılacak teknik komite toplantılarının, su sorununun çözümüne yönelik atılacak ilk ve en önemli adım olacağına inanıyorum. Ortadoğu'nun su zengini ülkeleri arasında yer alıyoruz. Su projeleri üretmede ne denli başarılıyız? PAMUKÇU - Türkiye'yi merkezine alan birçok su projesi geliştirildi. Ancak Türkiye, su konusunda ekonomik olarak uygulanabilir, çevre dostu birçok projeye imza atabilir. Bölgesel bir su bilgi merkezinin kurulmasında, su bankasının yaratılmasında, GAP merkezli gıda ticaretinin yaygınlaştırılarak bölge ülkelerine maliyet verimliliği yüksek gıda sunup bu ülkelerdeki verimsiz tarımsal su kullanımının azaltılmasında etkin olabilir. -Türkiye'nin Saddam Hüseyin yönetimiyle su konusundaki ilişkileri, ABD'nin işgali altında bulunan bir Irak'la ne olacak? PAMUKÇU - Türkiye'nin rejimle su konusunda anlaşmazlıkları vardı. Örneğin, zamanın Başbakanı Yıldırım Akbulut' un 1990'daki Bağdat ziyaretinde su, Irak tarafının ilk gündem maddesiydi. Türkiye'den su talebi kabul görmeyince, Irak protokolü yenilemedi ve iki ülke arasındaki ilişkiler gerildi. Fakat, Irak'ın öncelikleri artık farklı. Ayrıca, Irak'ın Dicle'den faydalanması ve Türkiye'nin projelerini tümüyle devreye sokmaması, ilişkilerde kısa vadede önemli bir su sorunu çıkarmayabilir. Ortadoğu'ya iyice yerleşen ABD, rejimlere yönelik politikasında suyu bir araç olarak kullanabilir mi? PAMUKÇU - Ekonomik sorunlar yaşayan ABD için Ortadoğu'daki siyasi istikrar önemli. ABD istikrarsızlık istemiyor Petrol fiyatlarında yaşanacak bir artış, ekonomilerini daha da bozabilir. ABD zaten Filistin-İsrail ilişkilerinde yaşanan sorunlar ile iyice gerilmiş Ortadoğu'da yeni istikrarsızlık yaratılmasını istemiyor. ABD'nin bölgedeki su sorununa yaklaşımı için ''olumlu'' denebilir. - İsrail'in Batı Şeria'ya yerleştirdiği yerleşimciler, su kaynaklarının yüzde 80'ini yüzme havuzları ve tarlaları için kullanıyor. Filistinse, suyunun ancak yüzde 18'ini kullanabiliyor. İsrail'in su üzerinde ''büyük bir hükümdarlık'' kurmasına nasıl göz yumuldu? PAMUKÇU - İsrail'in, Batı Şeria'daki Filistinlilerin sadece içme suyu ihtiyacına cevap verecek su kullanımına izin vermesi, uluslararası hukuka kesinlikle aykırı. Filistin, 1967 öncesi 774 kuyudan bugün ancak 328'ini kullanabiliyor. Filistin Devleti kurulduğunda dahi İsrail'in yeraltı sularına ilişkin güvenceler almadan bölgeden çekileceğini düşünmek hayalciliktir. - İsrail ve Ürdün 1994'te tarihi bir su anlaşması imzaladı. Sizce Şam, Ürdün gibi anlaşmaya yanaşabilir mi? Bu durumda İsrail de Golan Tepeleri'nden vazgeçebilir mi? PAMUKÇU - Suriye'nin hızlı nüfus büyümesi ve endüstrileşmesi ile artan su talebi, su kaynaklarının kirlenmesi yüzünden karşılanamıyor. Bu durum, yakın zamanda ülkede ekonomik ve sosyal sorunlar doğurabilir. Su politikası, değişken bir seyir izleyen Suriye, Türkiye'den daha çok su isterken kendisi Yarmuk Nehir Havzası'nda, Ürdün ve İsrail'in gereksinimlerini pek dikkate almıyor ve özellikle Ürdün'le sorunlar yaşıyor. Batı Şeria'da olduğu gibi, İsrail'in, güvence almadan Golan Tepeleri'nden çekileceğini düşünmüyorum. İsrail, sadece buradaki su pınarlarını güvence altına almakla kalmadı, Ürdün Havzası'nın üst kollarını kontrol etti. Şaron'un bir çırpıda bu konumlarından vazgeçeceğini düşünmek, fazla iyimserlik olur. Bu çerçevede, İsrail ile Suriye arasında bir anlaşma sağlanması zor. 'Bütüncül bir su yönetimi' Ortadoğu'da herkes ''suyumu paylaşmam'' diyor. Bu politikalar bölgeyi nereye taşır? PAMUKÇU - Çok kesin bir ifadeyle söylemek gerekir ki, uzlaşmadan yoksun olarak herkesin kendi topraklarında kalan uluslararası su kaynaklarını keyfince yönetmeye kalkmasının uzun vadede kimseye bir yararı yok. Çünkü, doğal yapıları gereğince su havzaları bir bütündür ve ancak bütüncül bir su yönetimi ile fayda sağlanabilir. Ortak fayda, tüm ülkelere bencil su politikalarının çok üstünde bir getiri sağlayacaktır. Yoksa, kısır çekişmeler bölgeyi yoksulluğa, politik istikrarsızlığa, derin sosyal ve çevresel sorunların içine çekebilir. Su sorunu; Ortadoğu'daki diğer sorunlarla birlikte anıldığında tehlikeli görünüyor. Çünkü, bu sorunlar ile karşılıklı etkileşim içinde çözümsüzlükleri derinleştirebilir. Ama daha akılcı olan, suyun Ortadoğu'da savaşın değil, işbirliğinin nedeni olmasıdır. CUMHURİYET 25.02.2004
AKRA