Irak'taki işgal bir yılı geride bırakırken ülke sorunlar girdabında. İntihar saldırıları karşısında aciz kalan işgal koalisyonu ise İspanya, Polonya ve Güney Kore'nin yeni tutumuyla çatırdıyor
Irak, ABD ve Britanya'nın 20 Mart 2003'te başlattığı savaşın yıldönümünde tam bir çıkmazda. Her yeni güne yeni intihar saldırısıyla giren ülkede güvenlik ve istikrarın esamisi okunmazken, koalisyon da çatırdıyor. Savaşın yıldönümünde Bağdat'ta Sünni ve Şiiler cuma namazı sonrası Amerikan işgaline karşı yürüyüş yapıp yeni kabul edilen geçici anayasayı protesto ederken, 34 ülkenin yer aldığı koalisyondaki son gediği Güney Kore ile Polonya'dan gelen açıklamalar açtı.
Koalisyonda ilk gediği 11 Mart'taki Madrid saldırılarının ardından düzenlenen genel seçimlerle işbaşına geçen İspanyol hükümeti açmıştı. Irak'ın kuzeyinde Kerkük kentine 3 bin 600 asker göndermeyi vaat eden Güney Kore'nin Savunma Bakanlığı ise plandan vazgeçildiğini, "ABD'nin saldırı amaçlı operasyonlarda yer alması baskısı, Güney Kore'nin Irak'ın yeniden inşasına yönelik barışçı planlarına ters düşüyor" ifadeleriyle duyurdu. ABD'yi daha fazla karşısına almak istemeyen Seul, daha emniyetli bir yer gösterilirse asker göndermeyi düşüneceğini de ekledi.
'Varşova'nın sesi'
Polonya'dan ise 'homurtular' yükseldi. Önceki gün "Irak'ta kitle imha silahları var diyerek aldattılar. Şimdi bunu teyit edecek bir bilgi yok" diyen Polonya Devlet Başkanı Kwasniewsky, dün Bush yönetimini zora sokan bu çıkışını 'yanlış anlaşılma' diye sundu. Konuşmasının Lehçeden
İngilizceye yanlış çevrildiğini öne süren Kwasniewsky, sözlerini telafi için ABD Başkanı George W. Bush ile 20 dakika telefonda görüştü. Kwasniewsky'nin Bush'a "Irak'ta gerektiği kadar kalacağız, hatta gerekenden
bir gün faz" dediği açıklandı. Ancak Irak'ta 9 bin 500 askeri olan Polonya'daki kafa karışıklığı Başbakan Leszek Miller'in şu sözleriyle ortaya çıkıyordu: "Birliklerimizin mümkün olan en kısa zamanda eve dönmesini ve Irak'ta gerektiğinden bir gün bile fazla kalmamasını istiyoruz."
'Koalisyon sapasağlam'
İşgal cephesinde hal böyleyken, savaşın yıldönümünde dün Bağdat'a sürpriz bir ziyarette bulunan ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell, "Koalisyon sapasağlam duruyor" dedi. Powell, "30 kadar ülke burada. İşlerini gayet güzel yapıyorlar. İspanya'nın açıklamalarından sonra birçok ülke Irak'ta kalacağını yineledi" diye konuştu.
Bu arada dün Bağdat'ta ABD askerlerinin El Arabiya'nın iki muhabirini öldürmesi gazetecilerin Powell'ı protesto etmesine yol açtı. 20 kadar Arap gazetesi, Powell'ın basın toplantısını terk etti.
Siyasi arenada sözler uçuşurken, Saddam'dan kurtulan Iraklıların hallerinden çok memnun olduğunu söylemek mümkün değil. Önceki akşam Bağdat'ta Lübnan Dağı Oteli'nin önünde patlayan bomba, bir yıl sonra Irak'ta güvenliğin sağlanamadığının son kanıtıydı. AFP'ye göre ABD ve yeni Irak polisinin güvenliği sağlayamadığı Bağdat, dünyanın bir numaralı özel güvenlik merkezi haline geldi. Cebinde parası olan lar kendilerini korumak için eski Güney Afrika rejiminin polislerini ya da eski paralı Sırp askerlerini kiralıyor. Güvenlik şirketleri 10 bine yakın adamla koalisyonun
en büyük destekçisi konumunda.
Yetkinin Iraklılara devri süreci de son derece sancılı. 8 Mart'ta imzalanan geçici anayasa nedeniyle Şiiler huzursuz. 2 Mart'ta Kerbela ve Bağdat'ta Aşure gününün kana bulanması Sünni Şii gerginliğini beslerken, iç savaşın patlak vereceği endişesi hiç de yabana atılır değil.
Radikal 20.3.2004