İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Belirsizlik kıskacındaki ülke: Irak

Dünya
|

ABD'nin başlattığı saldırı birinci yılını doldururken ülke tam bir kargaşaya sürüklendi

ABD ve İngiltere'nin kitle imha silahları bulundurduğu ve terörü desteklediği gerekçesiyle başlattığı saldırının 1. yılı dolarken ne yasak silahlar bulundu ne de El Kaide bağlantısı kanıtlandı. Ülkede güvenlik ve istikrar sağlanamadığı gibi Irak'ta ve bütün dünyada terör daha da canlandı. ABD 30 Haziran'da yetkiyi Iraklılara devretmeyi planlıyor ancak ülkenin geleceği bilinmezlerle dolu. ABD ve İngiltere'nin ''kitle imha silahlarını yok etmek'' için Irak'a karşı başlattığı saldırı ve işgalin birinci yılı dolarken yasak silahların bulunamadığı gerçeğinin dışında, ülkenin geleceği tam bir soru işareti. Belirsizlikler, hem Irak halkı hem dünya tarafından kaygıyla izleniyor. İşgale karşı başlayan direniş hareketi güçlenerek sürüyor. Uzun yıllar bir yanda baskıcı Saddam Hüseyin rejimi diğer yanda Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımları arasında sıkışıp kalan Irak halkı işgalin bir an önce sona ermesini istiyor. Ancak ülkede güvenlik ve istikrarın sağlanması hiç de kolay değil. ABD liderliğinde 34 ülkenin katılımıyla sürdürülen işgalin etkilerini sadece Irak'la sınırlamak mümkün değil. ABD'nin 11 Eylül saldırıları sonrası önce Afganistan'a ardından da Irak'a yönelik saldırıları, terörü yok edeceğine daha da körükledi. Irak işgali sonrasında El Kaide örgütünün misilleme olarak birçok ülkede düzenlediği saldırılar tüm dünyada ''terörle savaş'' adı altında izlenen politikaları ve güvenlik kavramını bir kez daha tartışmaya açtı. Güvenlik sağlanamadı Siyasi gözlemciler, Irak işgalinin yaratacağı bölgesel etkilerin en aza indirgenebilmesi için ülkede güvenlikten egemenlik devrine, yeniden yapılanmadan sağlığa kadar pek çok sorunun bir an önce çözülmesi gerektiği görüşünü paylaşıyorlar. Saldırının başladığı geçen 20 Mart'tan bu yana bombaların patlamadığı, silah seslerinin duyulmadığı neredeyse tek bir gün bile geçiremeyen Iraklılar işgal güçlerine karşı büyük bir öfke duysalar da, kimileri her şeye karşın güvenlik ve istikrar sağlanana kadar bu güçlerin ülkede kalması gerektiği düşüncesinde. ABD öncülüğündeki güçlerinse bir yıllık işgal sonunda güvenliği sağlayamadıkları ortada. Bugün Iraklıların sadece yüzde 39'u ülkelerinde yabancı asker istiyor. Uluslararası kuruluşların yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre, Iraklıların yüzde 41'i işgalin ülkeyi küçük düşürdüğünü söylerken yüzde 49'u işgali gerekli buluyor. Halkın yüzde 56'sı işgal öncesi dönemden daha iyi yaşadığını düşünüyor. Araştırmada ortaya çıkan bir diğer sonuç ise halkın, yabancıların özellikle siyasi sürece karışmasından hoşnut olmadıkları yönünde. İşsizlik, güvenlik ve su, elektrik gibi temel hizmetler hakkında endişelerini gizlemeyen Iraklıların yüzde 79'u ülkede merkezi yönetim istiyor. Araştırma sonuçlarına göre, Iraklılar hiçbir lidere ülkeyi emanet edebilecek kadar güvenmiyor. Araştırmanın en ilginç sonucu ise, savaş esiri olarak ABD'nin elinde bulunan devrik lider Saddam Hüseyin'in, gözde 6 siyasetçi arasında yer alması. Irak'ta siyasi açıdan son günlerde yaşanan en önemli gelişme ise uzun tartışmaların ardından 8 Mart'ta imzalanan Geçici Anayasa oldu. Yasaya göre ABD, 30 Haziran 2004'te iktidarı Iraklılara devredecek ve ülkede en geç 31 Ocak 2005'e kadar seçimler yapılacak. BM'nin Irak'ta sorumluluk almasını isteyen Washington bu çerçevede Irak Geçici Hükümet Konseyi'ni BM'yi Irak'a yeniden çağırması yönünde ikna etmeyi başardı. Etnik gruplar arasında birlik yok Irak'ın 25 milyonluk nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan ve Saddam Hüseyin döneminde iktidardan uzaklaştırılan Şiilerin yeni yönetimde güçlü bir konumda olacakları açık. Sünniler ise yönetimde yeterince söz sahibi olamayacakları konusunda endişeliler. Sünni ve Şii Arapların çoğunluğu merkezi bir hükümet isterken yönetimde güçlü olmak isteyen Kürtler etnik temele dayalı federasyondan yana. Siyasi gözlemciler rejimin devrilmesinden bu yana Şii-Sünni beraberliğinin güç günler geçirdiği düşüncesini paylaşıyor. İç savaşa dönüşecek bir Şii-Sünni çatışmasından söz etmek için henüz erken olsa da dini liderleri ve işgal güçlerini hedef alan her saldırıdan sonra ülkeyi yeni tehlikeli gelişmelerin beklediği ortada. 2 Mart'ta Bağdat ve Kerbela'da Şiilerin Aşure kutlamalarını kana bulayan saldırılarda 170'ten fazla kişi yaşamını yitirdi. Bu ağır bilanço Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinden sonra Irak'ta yaşanan en çok can kaybına yol açan saldırılar olarak tarihe geçti. Irak'ta suların durulmamasının bölge için ne kadar tehlikeli olabileceğinin bir kanıtı da geçen pazar Suriye'de yaşanan ve çok sayıda kişinin ölümüne yol açan Kürt-Arap çatışması. Bu olaylar, ''Irak'taki karışıklığın komşu bir ülkeye sıçraması'' olarak yorumlanıyor. Irak'ta iç dengelerde Türkmenlerin ve Sünni Arapların dışlanmasının iç çatışmalara neden olabileceğini belirten Ankara, Kürtlere tanınan ayrıcalıklardan da rahatsız. Türkiye, Geçici Anayasa'nın Irak'ın bölünmesine yol açabilecek unsurlar içerdiği görüşünde. Öte yandan ABD ve İngiltere Irak'tan kısa dönemde çekilmeyecek. Washington 100 bin kadar askerin 2 yıl daha Irak'ta kalmasını öngörüyor. İngiliz yetkililer de en az 2 yıl daha Irak'ta kalmayı planlıyor. ABD'li yetkililer yıl sonunda Iraklılardan oluşan 100 bin kişilik polis gücü ve 40 bin kişilik ordunun hazır hale geleceğini söylüyor. ABD'nin 'demokrasi ihraç' çabaları Washington, bütün bu gerginlikler, belirsizlikler, çatışmalar arasında, işgal daha birinci yılını doldurmadan dünya kamuoyunun karşısına Büyük Ortadoğu Projesi adını verdiği yeni bir planla çıktı. Kuzey Afrika'dan Asya'ya uzanan bölgede ''demokratikleşmeyi, insan haklarına saygıyı güçlendirerek bölgesel istikrarsızlığı sona erdirip enerji kaynaklarının güvenliğini sağlamayı'' hedefleyen plan gelecek 50 yılı şekillendirmeyi amaçlıyor. Ancak bölge ülkeleri, kendilerine dışarıdan ihraç edilecek bir demokrasi dayatmasının şiddeti arttırmaktan başka bir işe yaramayacağını ve kendi gelecekleriyle ilgili söz söyleme hakkının başka bir ülkenin tekelinde olamayacağını belirterek plana karşı çıkıyorlar. Ortadoğu'da çözüm bekleyen öncelikli konunun Filistin-İsrail sorunu olduğuna dikkat çeken uzmanlar, planın başlıca amacının ABD'nin bölgedeki siyasi, ekonomik ve askeri güç egemenliğini arttırmak isteği olduğunu ifade ediyor. Dünya diken üstünde Öte yandan, kitle imha silahları bulundurduğu ve terörü desteklediği savıyla Irak'a saldıran ABD, terörün daha da canlanmasına yol açtı. ''11 Eylül'den sonra ABD'nin Irak'ta başlattığı savaş dünyada terorizmi durdurmadı'' diyen BM silah denetçilerinin eski başkanı Hans Blix , şunları söylüyor: ''Tam tersine demir yumruğun sonucunda terör daha da canlandı. Terörle sadece baskıcı önlemler alarak mücadele edilemez, terörün nedeninin araştırılması gerekir. ABD, 11 Eylül'den sonra İslam dünyasına gücünü göstermek için tek taraflı önleyici savaşla uluslararası ilkeleri ihlal etti.'' Son dönemde, özellikle Suudi Arabistan, Türkiye ve 11 Mart'ta Madrid'de El Kaide tarafından düzenlenen saldırılar Blix'in ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Madrid'deki saldırıların ardından özellikle Irak'ın işgalinde ABD'ye destek veren ülkelerde yoğun güvenlik önlemleri alınıyor. SALDIRI GEREKÇESİ Yasak silahların izi bile yok ABD ve İngiltere tarafından saldırının asıl gerekçesi olarak gösterilen kitle imha silahları (KİS) aradan geçen bu bir yıl içinde bulunamadı. Irak'ta köşe bucak her yeri arayan işgal güçleri KİS izine rastlayamadı. KİS'ler konusunda uzman is imler tarafından yapılan açıklamalar işgalin yasallığı konusundaki tartışmaları kızıştırdı. İşte bu açıklamalardan bazıları: Irak'ta denetimlerde bulunan BM Silah Denetim Komisyonu'nun eski başkanı Hans Blix: ''ABD ve İngiltere'nin Irak'a müdahalesini haklı gösterecek hiçbir neden bulunmadığına hep inandım ve hâlâ inanıyorum. Biz Irak'ta kitle imha silahı bulunduğunu hiçbir zaman söylemedik.'' İşgal sonrası Irak'ta silah arayan uzmanlar ekibinin eski başkanı David Kay: ''Ben dahil hepimiz, Irak'ın kitle imha silahı olduğuna inanarak yanıldık.'' Irak'ta daha önce görev yapan BM denetçilerinin başkanı Scott Ritter: ''ABD ve İngiltere KİS'ler konusunda yalan söylediklerini itiraf etmeli.'' Cumhuriyet 20.3.2004
AKRA