Hangi ülkeyi ele alırsanız alın, o ülkenin iç siyasi yapısındaki değişimler, iktidar oyunları, kimlerin kimlerle iş tuttuğu, o ülkenin güvenlik ve ekonomik durumunu birebir etkileyen faktörler söz konusu ülkenin münhasır sorunlarıyla sınırlı değil. Açıktan tartışılabilseydi, Türkiye'deki Cumhurbaşkanı seçimine yönelik müdahaleler gerçek boyutlarıyla ortaya konulabilseydi, kastettiğim şey çok daha net biçimde ortaya konulabilirdi.
ABD ve müttefikleriyle karşısındaki dünya arasında tehlikeli bir bloklaşma yaşanıyor. Bölgesel demokrasi paketleri çöpe atıldı. Yerine kontrol edilemez bir silahlanma dönemi başlatıldı.
Şimdi ne oluyor: Dünyadaki derin kamplaşmaya paralel olarak yakın bölgemizde çok sert bir ayrışma yaşanıyor. Buna bağlı olarak da anormal bir silahlanma dönemi başladı. Nükleer silahlardan hava gücüne kadar ABD ve Rusya, iki ayrı kamp olarak İran ve S. Arabistan üzerinden bölgeye milyarlarca dolarlık silah akıtıyor. Ne olacak bu silahlar? İşgali karşı olarak mı kullanılacak. İsrail'i karşı mı? Yarın bir başka ülkeyi daha işgal edecek bir yabancı güce karşı mı? Hayır, elbette hayır. Bu silahlar, bu devasa askeri yığınak bölge insanının birbirini öldürmesi için hazırlanıyor.
Bush yönetimi, bölgedeki müttefiklerine 20 milyar dolarlık silah satarken, 43 milyar dolarlık askeri yardım yapıyor. Soru şu: Mesela S. Arabistan… Savunmadan çok saldırıya yönelik silahları kime karşı kullanacak? İran'a karşı mı, İsrail'e karşı mı, kendi halkın karşımı ya da bölgesel iç çatışmada mı?
MİLLİ GAZETE -15 AĞUSTOS 2007 ÇARŞAMBA (İBRAHİM KARAGÜL / YENİ ŞAFAK)






