İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0607:3908:2412:5315:3717:5619:24
Kabe

Türkiye'ye 'kilit ülke' rolü

Dünya
|

ABD'nin 'Büyük Ortadoğu Projesi' alanına giren bölgedeki tüm ülkeler, İsrail hariç, İslam ülkesi niteliğinde. Fas'tan Orta Asya'ya kadar uzanan bir alanda Türkiye 'kilit ülke' yapılmak isteniyor

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı George W. Bush, 20 Ocak 2004 tarihinde kongrede yaptığı 'Birliğin Durumu' (State of Union) konuşması ile 'Büyük Ortadoğu' (The Greater Middle East) projesi için düğmeye bastı ve ABD'nin bölgede ileri bir özgürlük projesi başlattığını ifade ederek bölgenin özgürleştirileceğinden söz etti. Bush'un söz konusu konuşmasının hemen arkasından ABD yetkilileri, Türkiye'nin bu projede 'kilit ülke', 'cephe ülke' daha sonra inkâr edilse bile 'ılımlı İslam' kimliği ile 'model ülke' olacağını açıkladılar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD gezisinde bu konunun görüşüldüğü ve Türkiye'nin bu proje için gönüllü olduğu da ifade edildi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise daha da ileri giderek Ortadoğu'da Avrupa Birliği'ne benzer bir yapılanmanın ve hatta ortak bir askeri gücün kurulmasının gereğinden söz etti. Sınırlar Büyük Ortadoğu, çok geniş bir bölgeyi kapsamakta ve yetkililer tarafından değişik haritalarla tarif edilmektedir. ABD yönetimine yakın çevrelere göre bölge doğuda Afganistan'ı, İran'ı, Körfez bölgesini, Levant'ı (İsril, Suriye, Lübnan'ı da içine alan bölge), Arabistan Yarımadası'nı, Kızıldeniz'i, Afrika boynuzunu ve Fas dahil tüm Kuzey Afrika'yı kapsamaktadır. Büyük Ortadoğu, Orta Asya ve Kafkasya'ya komşu olup bu bölgeleri içine almamaktadır. Haritayı çizenler Türkiye'ye de bu bölgenin içinde yer vermektedir. Uzak Doğu'yu Avrupa'ya bağlayan deniz ulaştırma hattı ile Basra Körfezi-Babülmendep Boğazı-Kızıldeniz-Süveyş Kanalı-Kıbrıs- Girit-Malta-Cebelitarık enerji ulaştırma hattı da bölgenin içinde olduğu için, bu coğrafyayı kontrol eden gücün Akdeniz'i ve Avrupa'nın sözü edilen enerji ulaştırma hattını da kontrol etmesi mümkündür. Bu bölgenin içinde yer alan tüm ülkeler, İsrail hariç İslam ülkeleridir. ABD bu kadar geniş bir bölgeyi kendi çıkarlarına uygun duruma getirmek amacıyla şekillendirmek, Türkiye'yi de projenin kilit ülkesi yaparak ve Türkiye'nin katkılarını sağlayarak çıkarlarını garanti etmek istemektedir. Teoriler, planlar ABD'nin ünlü araştırma kurumu RAND'ın Zalamy Khalizad ve Ian O. Lesser tarafından derlenen '21. Yüzyılda Çatışma Kaynakları' (Sources of Conflict in the 21'st Century) adlı incelemenin 'Büyük Ortadoğu'daki Çatışma Kaynakları' (Sources of Conflict in the Greater Middle East) bölümünde, bölge 'ABD çıkarlarının tehlikede olduğu, çatışmaların sürekli devam ettiği ve ABD'nin askeri gücüne olan talebin yüksek olduğu yer' olarak tanımlanmakta ve bölgedeki Amerikan çıkarları olarak İsrail'in güvenliği, enerji güvenliği, bölgesel istikrarın geliştirilmesi ve terörle mücadele sayılmaktadır. Aynı incelemede demografik değişiklikler ile şehirleşme, ekonomik büyüme ve reform sorunları, kötü niyetli topluluklar, devlet yönetimlerinin erozyona uğraması, politik meşruiyet krizleri ile İslam'ın ve milliyetçiliğin meydan okumaları bölgedeki ABD'nin çıkarlarını zorlayan unsurlar olarak sıralanmaktadır. İsrail'deki Bar-Ilan Üniversite'sine bağlı 'Begin-Sedat Stratejik Çalışmalar Merkezi' (The Begin-Sadat Center For Stratejik Studies) adlı stratejik araştırmalar kurumunun Aralık 2003'te yayımlanan ve Rand kuruluşuna danışmanlık yapan Bradley A.Thayer'in imzasını taşıyan 'Amerikan Barışı ve Ortadoğu' (The Pax Americana and the Middle East) başlıklı incelemede ise ABD'nin Büyük Ortadoğu ile ilgili gerçek niyetlerine dair ipuçları bulmak mümkündür. 'Amerikan barışı' Söz konusu incelemede aşağıda sıralanan düşüncelere yer verilmektedir: • İnceleme, Pax Amerika'nın Ortadoğu'daki çıkarlarını korumak ve bu çıkarları geliştirmek ana fikri üzerine bina edilmiştir. • ABD'nin büyük stratejisi, 'egemen güç üstünlüğünü' esas alır. Egemenlik, bir devletin askeri gücüyle kalanlara hakim olduğu uluslararası politika şartlarıdır. Amerikan egemenliği, diplomatik-ekonomik-askeri çıkarlarını geliştirme, uluslararası ortamı şekillendirme ve düşünceleri yayma yeteneği kazandırır. • Tarihte de olduğu gibi, petrol endüstrileşmiş demokrasilerin ekonomilerinin ve askeri sistemlerinin en kritik unsurudur. • ABD, Ortadoğu'da, bölgesel değişiklik için güç kullanarak rejimleri değiştirmelidir. • ABD, rakip güçler ortaya çıkmadan hedeflerini ve nüfuzunu geliştirmelidir. • ABD, İsrail'i tehdit etmeyen bir Filistin devletini desteklemelidir. • ABD gücü, liberal düşünceyi, Amerikan politik ve ekonomik sistemini yaymalıdır. • 'Soğuk Savaş'ta gerçekleştirilemeyen fırsatlar için şimdi çiçekler tomurcuk veriyor. • Birleşik Devletler-Türkiye ilişkilerinde 'boşanma' olmamalıdır. • Amerikan gücünü kullanmanın esası, çıkarları korumak, üstünlüğü sürdürmek ve Amerikan prensiplerini yaymaktır. • İran, Ortadoğu'da en büyük tehlikedir. • Amerikan kuvvetleri, İran'ın sahip olduğu nükleer tesislere saldırmalıdır. • ABD, Suriye'deki rejimi değiştirmelidir. ABD'nin ünlü stratejik araştırma merkezi 'Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nin (Center of Strategic and International Studies) strateji yorumcusu Anthony H. Cordesman'ın 'Irak Savaşı'ndan Sonra Ortadoğu'da Enerji, Mevcut ve Muhtemel Yönelimler' (Middle East Energy After the Iraq War Current and Projeted Trends) adlı 30 Ocak 2004 tarihli incelemesine göre; • Ortadoğu küresel enerji kaynaklarının en önemli merkezi ve ihracatçısıdır. • Küresel düzeyde petrol ihtiyacındaki artış yıllık yüzde 1.7 oranındadır. • Petrol tüketimi 2003'te günde 66 milyon varilken, 2020'de 119 milyon varil olacaktır. • Ortadoğu petrolünün kalitesi bir hayli yüksek ve maliyeti de ucuzdur. • Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4 üne sahiptir. Bu rezerv 1.047 milyar varildir. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus rezervleri de eklenince toplam, rezerv dünya rezervlerinin yüzde 69.6 sına ulaşmaktadır. • Ortadoğu'nun potansiyel rezervleri ise 252.5 milyar varildir. • 2002 Yılında Ortadoğu küresel petrol ihtiyacının yüzde 41.4 ünü karşılamıştır. • Geleceğin küresel petrol ihtiyacını karşılayabilecek ve bu maksatla üretimi artırabilecek bölge Ortadoğu'dur. • Kuzey Amerika'nın 2025'e dek Ortadoğu'dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD'de tüketilecektir. • 2025'e kadar Avrupa'nın Ortadoğu'dan petrol alımı yüzde 57, Japonya'nın yüzde 50, Pasifik'teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin'in ise yüzde 500 artacaktır. • Dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 34 ü de Ortadoğu'dadır. Avrupa-Japonya-Çin Yukarıdaki verilerin ışığında, Ortadoğu petrolünün hem ABD ekonomisi ve hem de Japonya'nın ve Avrupa'nın ve özellikle Çin'in ekonomileri için ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle de Ortadoğu petrollerini kontrol eden gücün, küresel ekonomileri kontrol ederek küresel egemenliği sağlayabileceğini söylememiz mümkündür. Ortadoğu'daki petrol rezervleri, yüzde 36 ile Suudi Arabistan'da, yüzde 16 ile Irak'ta, yüzde 13 ile İran'da, yüzde 14 ile Birleşik Arap Emirlikleri'nde ve yüzde 13 ile Kuveyt'te yoğunlaşmıştır. Bu nedenle de Büyük Ortadoğu Projesi içinde Suudi Arabistan'da ve İran'da rejim değişikliği, ABD'nin öncelikli hedefleridir. Bölge içinde yer alan Afganistan ise Orta Asya enerjisinin Pakistan üzerinden Hint Okyanusu'na aktarılmasındaki kilit ülke olduğu için önem taşımaktadır. Kaynakların kontrolü projesi Büyük Ortadoğu projesi bir 'kaynakların kontrolü' projesidir. Söz konusu kaynaklar ise enerji, su ve insan kaynaklarıdır. Bölge insanının inancı ve milliyetçilik duyguları, Amerikan yönetimi tarafından, diğer kaynakların kontrol edilebilmesi için bir gerekçe olarak kullanılacaktır. İnsanları kontrol etme gücüne sahip kaynaklar, yani yönetimler ise rejim değişiklikleri yoluyla kontrol edilecektir. Büyük Ortadoğu Projesi aynı zamanda bir 'Medeniyetler çatışması' projesidir. Çatışma ise İslam'a karşı gerçekleştirilecektir. Büyük Ortadoğu Projesi'nin çatışmaları yayma ve Türkiye'yi de bu çatışmaların içine çekme riski vardır. Çünkü, Türkiye'nin coğrafyası ve ve Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin ele aldığımız projesi için büyük bir önem taşımaktadır. Bu nedenle de 11 Eylül sonrasında Türkiye, ABD için, Çin ve İsrail ile birlikte en önemli üç ülkeden biri olmuştur. Hızla gelişen bu uluslararası ortamda Atatürk'ün şu sözünü dikkatle okumakta ve düşünmekte yarar vardır: "Ulusal siyaset dediğim zaman, kast ettiğim anlam ve içerik şudur: Ulusal sınırlarımız içinde, her şeyden önce, kendi gücümüze dayanarak, varlığımızı korurken, ulusun ve ülkenin gerçek mutluluk ve bayındırlığına çalışmak... Gelişigüzel hayali emeller peşinde ulusu uğraşa sokmamak. Uygar dünyada, uygar ve insanca davranış ve karşılıklı dostluk beklemek." Nejat Eslen: Emekli Tuğgeneral RADİKAL 25.03.2004
AKRA