İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Kıbrıs'ta hatalar zinciri

Kıbrıs'ta hatalar zinciri
Güncel
|

9.Cumhurbaşkanı Demirel, Kıbrıs konusunda Türkiye'nin haklarını koruyamadığını söyledi.

'Gül'ü geri çağırırdım' 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Annan Planı'nın Kıbrıs'ı alabora edip adadaki barışı bozabileceğini söyledi. AKP hükümetinin Kıbrıs politikasının ''hatalar zincirinden'' oluştuğunu belirten Demirel, ''İsviçre'de karşılaşılan durum kabul edilemez. Ben hükümetin başında olsam, Gül'ü geri çağırırdım'' dedi. KKTC'nin eli zayıflatıldı Sorunu çözümsüz hale getirenin AB olduğunu, Rumların ne olursa olsun birliğe gireceğini vurgulayan Demirel, "Gayri mümkün mümkün yapılmaya çalışılıyor'' dedi. Kırmızı çizgilerin yıprandığını söyleyen Demirel'e göre Türkiye, olmazsa olmazlarını geç ortaya koyduğu için KKTC'yi zaaf içerisinde bıraktı. İki duvara çarpan çukura düşer Süleyman Demirel, ılımlı İslamla laikliğin bir arada olamayacağını vurgulayarak "Türkiye Cumhuriyeti'nin iki temel duvarı vardır, bunlardan biri laiklik öteki de üniter devlettir. Bu iki yapıyı zorlayan altında kalır. Bunlarla oynayan çukura düşer'' değerlendirmesini yaptı. 'Kıbrıs Girit gibi gidiyor' CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen , Kıbrıs görüşmelerinin ''kırmızı alarm'' verdiğini belirterek, Kıbrıs'ın da Girit gibi Türkiye'nin elinden gitmek üzere olduğunu kaydetti. Öymen, İsviçre'de yaşanan fiyaskoyla ilgili olarak da '' Abdullah Gül bavulunu toplayıp dönmeliydi. Ama bunlarda cesaret Meriç Nehri'ne kadar'' değerlendirmesini yaptı. Öymen'in Kıbrıs'la ilgili Cumhuriyet' e yaptığı açıklamalar özetle şöyle: 4'lü görüşmenin olmaması: Benzer bir tecrübeyi Cenevre Konferansı'nda da yaşamıştık. Orada da Yunanistan, sıfatlarından dolayı Kıbrıslı Türklerle aynı masaya oturmayı reddetmişti. Bunlar politikalarını değiştirmiyorlar. Derogasyon çelişkisi: Burada şöyle bir durum var: Anlaşmanın içeriğinden memnun olursunuz da ileride AB hukuku yoluyla delinmemesi için Brüksel'den önlem istersiniz. Biz anlaşmanın içeriğinden memnun değiliz. Bu haliyle ''derogasyon sağlandı'' diye zafer kazanmış olmayız. Çünkü iki kesimliliği ortadan kaldırıyor. Güçlendirmek istiyoruz demek muğlak bir ifadedir. Kuzeye dönecek kaç Rumdan bahsediliyor. ''Bundan fazlasını alamayız, ısrar ederseniz, bu işte yokuz'' denmeli. AKP'nin direnci yok: Hükümetin direnç noktası sıfır, hayır deme direnci yok. 1950'lerde Menderes-Karamanlis görüşmeleri sırasında Başbakan Menderes, ''Kıbrıs'ta asker sayısı konusunda istediğimiz olmazsa yarın sabah dönüyorum'' demişti de bunun üzerine Yunanlar imzaya gelmişlerdi. Bunlarda, bunu rest olarak bile yapacak güç yok. AB'nin, ABD'nin tepkisinden o kadar korkuyorlar ki, yarım ağızla bile hayır demeye korkuyorlar. Cesaretleri yok. İsviçre'de fiyasko: Şimdi dünkü (önceki gün) olaydan sonra Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 'ün ''Dörtlü görüşme olmuyorsa masaya oturmuyorum ve dönüyorum'' demesi gerekmez miydi? Nerede bu güç, cesaret onlarda. Bunlarda cesaret Meriç'e kadar. Kırmızı alarm: Kıbrıs konusunda kırmızı alarm veriyoruz. Kıbrıs kritik bir aşamadadır, Girit gibi gidiyor. Bu gidiş kararlı bir tavırla durdurulmalıdır. Cumhurbaşkanı'nın tavrı da dikkat çekicidir. Daha önce başkanlık ettiği toplantıya nede n katılmadı? Bu gelişmelerin Meclis'in kapalı olduğu bir süreçte yaşanması da dikkat çekicidir. Meclisten 9 Nisan'a kadar bir bildiri çıkarmak istiyorlar. Irak'ta olduğu gibi Meclis'ten yetki almaya yanaşacaklar. Böylelikle tepkileri azaltmaya çalışacaklar. Milli davanın son demlerini yaşıyoruz. KKTC lideri Rauf Denktaş 'ın İsviçre'ye gitmemesini de teslimiyetçiliğe ortak olmama arayışı olarak görüyoruz. CUMHURİYET 26.03.2004
AKRA