Filistin meselesi, ne sadece bölgenin, ne de İslam dünyasının problemi. Burada yaşananlar, tüm dünyada yaşanan, ikiyüzlü politikaların gün yüzüne çıkmasından başka bir şey değil. Vahşi kapitalizmin emperyal politikalarının, ayakta kalabilmesi uğruna, sivil halkı canlı kalkan yapılması söz konusu.
Dünyada neler olup bittiği, iç siyaset tartışmalarını doğrudan ilgilendiriyor, özellikle de, son birkaç yıl içinde dünyada neler olup bittiğinden haberdar olmak, bunları tartışmak daha da önemli hale geldi. Geçen hafta, Türkiye'de mahalli seçimler dolayısıyla gündem yoğundu, dış politika konusunda da, Kıbrıs ister istemez gündemin merkezindeydi, ama bunlar da mazeret değil. Örneğin, Blair'in Libya ziyareti hemen hiç konuşulmadı. Oysa, ABD-İngiltere ekseninin çizdiği rota, bizim için de, tüm dünya için de son derece önemli. Bu rotayı takip etmeyi ihmal etme lüksüne sahip değiliz.
İkinci olarak, Polonya Başbakanı, halk desteğini yitirdiği için istifa edeceğini açıkladı, böylece, Irak işgal ittifakı, İspanya seçimlerinin hemen ardından ciddi bir darbe daha yedi. Bu haber, bir büyük gazetenin (Hürriyet) ancak 26. sayfasında, 'Uğursuz ittifak' başlığı ile yer alabildi. Sanki, olay, şans, kader oyunu da işlerin ters gitmesi, 'uğursuz'luğa yoruluyor. Bakalım, bizim 'uğursuz ittifak'ın sonu ne olacak.
Son olarak, biliyorsunuz Filistin'de Hamas lideri Şeyh Yasin'in İsrail devlet suikastı ile öldürülmesi, Ortadoğu'da gerilimi tırmandırdı...
Filistin meselesi, ne sadece bölgenin, ne de İslam dünyasının problemi. Burada yaşananlar, tüm dünyada yaşanan, ikiyüzlü politikaların gün yüzüne çıkmasından başka bir şey değil. Başka vesilelerle de yazdım, vahşi kapitalizmin emperyal politikalarının, ayakta kalabilmesi uğruna, sivil halkı canlı kalkan yapılması söz konusu. İsrail, bunun en korkunç örneği; Şaron politikaları, sadece İsrail halkını değil, tüm dünyada yaşayan Yahudileri canlı kalkan yapmaktan çekinmiyor, hatta bunu kışkırtmak için elinden geleni yapıyor.
Ancak, her şeye rağmen, bu şiddet sarmalından çıkmanın bir yolu bulunmalı. Müslüman dünyanın da, bu yolda, antisemitizmi, kini, nefreti ve nihayet intihar eylemlerini, doğrudan veya dolaylı yoldan desteklemekten başka bir yol bulması şart. Oysa, halihazırda Müslüman dünya, emperyalizmin 'Büyük Ortadoğu', 'ılımlı İslam modeli' gibi dayatmalarının peşine takılmakla, şiddet politikalarına savrulmak gibi, aynı şeye hizmet eden, iki uç arasında salınıp duruyor.
30.3.2004/NURAY MERT/RADİKAL