İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Kıbrıs, parsel parsel gidiyor

Kıbrıs, parsel parsel gidiyor
Güncel
|

Prof. Dr. Hakan Baykal uyardı:Kıbrıs, parsel parsel gidiyor

İsviçre’de sürdürülen Kıbrıs görüşmelerinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan tuzaklarla dolu yeni planda Türkiye’ye Kıbrıs üzerinde sulandırılmış garantörlük hakkı önerildi. Bu da herhangi bir sorun çıktığında devreye Türkiye’nin değil, Birleşmiş Milletler’in girmesi anlamına geliyor. Yeni katliamlar yolda Marmara Üniversitesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal, “Şimdi binlerce Rum, Türk tarafına geçecek ve Türklerin yaptığı apartmanlara yerleşecek. Yaklaşık 50 bin Türk evini yerini terketmek zorunda kalacak. Bu yeni olayların yaşanmasına neden olur” dedi. İstanbul İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında süren Kıbrıs görüşmelerinde sona gelindi. Türk ve Rum tarafının itirazlarına rağmen sonucu tayin eden yine BM Genel Sekreteri Kofi Annan oldu. Yeni planda Türkiye’ye ağır darbeler vuruluyor. Tuzaklarla dolu olan planda Türkiye’nin garantörlük hakkının sulandırılarak süreç içerisinde tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. Bu da herhangi bir sorun çıktığında devreye Türkiye’nin değil, Birleşmiş Milletler’in girmesi anlamına geliyor. Planda iki ayrı halkın varlığının kabul edilmeyerek Kıbrıs halkından bahsedilmesi de dikkati çekiyor. Annan’ın taraflara sunduğu 4.planda Türk tarafının kazanımlarının olduğu yönündeki açıklamaların da gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı. Planda yer alan Türk askerinin adada kalması, tek yanlı müdahale hakkı ve Türk göçmenlerin vatandaşlığı gibi konuların yeni kazanım olmadığı, aksine 3. planda yer aldığı da vurgulanıyor. Türk tarafına ağır koşulların önerildiği 4. planda KKTC sınırları içerisinde kalacak tüm mülklerin üçte biri Rumlara iade edilmek isteniyor. Bu gelişme, kuzeyde kalacak toplam 1 milyon 50 bin dönümlük arazinin 300 bin dönümünün daha Rumlara iade edilmesi anlamını taşıyor. Ayrıca, mülkü olan Rumlara, kuzeyde yaşama hakkı da veriliyor. 80 bin Türk evlerini terk edecek Annan Planı’nın eski şekline göre Rum Yönetimine bırakılacak köy sayısı 52 iken, planın beklenen son şeklinde ise KKTC’ye yüz 24 oranında toprak bırakılmasının öngörülmesi sonucu, Rumlara bırakılacak köy sayısı 70’e çıkarılıyor. Sınır çizgisi ise eski Gazimagusa-Lefkoşa yoluna çekiliyor. 3. Annan Planı’na göre 60 bin Türk’ün köylerini ve evlerini bırakarak göç etmesi öngörülürken, 4. Annan Planı’nda ise 80 bin Türk’ün evlerini ve topraklarını terk etmesi öngörülüyor. Türk tarafının bunu kabul etmemesi halinde sunulan 2. alternatif planda ise, Türk tarafına yüzde 29 oranında toprak bırakılırken, Karpaz ve Yeşilırmak bölgesinde birer Rum kantonu ve Maronit köyleri bölgesinde de bir Maronit kantonu kurulması öngörülüyor. Bu durumda ise harita üzerinde Türklere kalan toprak oranı yüzde 29 görünmesine rağmen, Rum kantonlarına bırakılacak toprak oranı düşüldüğünde oran yine yüzde 24’e iniyor. Annan Planı, bütün Rum göçmenlere KKTC’deki mülklerinin üçte birini alma imkanı sağlıyor. Bu durumda fiilen Türklere kalacak toprak oranı yüzde 10-12 civarına düşüyor. Yeni plana göre Rumlara verilecek toprağın, Rum Yönetiminin ısrarla talep ettiği şekilde derhal BM Barış Gücü’nün denetimine verilmesi de isteniyor. Oysa daha önce bu 3 yıllık bir geçiş döneminden sonra söz konusu olacaktı. Planda yer alan gerçekler 65 KÖY RUMLARA VERİLECEK: Eski Annan Planı’na göre 52 köyün Rumlara bırakılması öngörülürken, şimdi 4. Annan Planı’nın ekinde yer alan haritaya göre 65 köy Rumlara bırakılıyor. KKTC’Lİ GÖÇ EDECEK: 4. Annan Planı’na göre 65 köyün Rumlara bırakılmasıyla birlikte 48 bin 950 Türk yeniden göçmen olmak zorunda kalacak. YETKİLER BM ASKERİNE: Yeni plana göre Lefkoşa-Gazimagusa anayolunun güneyi BM kontrolüne verilecek ve bu bölgeye Türk askeri geçemeyecek. Geri dönecek bütün Rumlara mülklerinin 1/3’ünü elde etme hakkı veriliyor. İade edilecek topraklarda BM Barış Gücü’nün denetimi öngörülüyor. TÜRK ASKERİ GİDİYOR: Annan’ın taraflara sunduğu yeni plana göre, Türk askeri kademeli olarak adadan ayrılacak. 4 ayda yüzde 20, 6 ayda yüzde 25, takip eden 6 ayda yüzde 25 ve son 8 ayda yüzde 30. İki yıldan sonra adada 6 bin Türk ve 6 bin de Yunan askeri bulunacak. Bu düzenleme 2011 yılına kadar devam edecek. 2011-2018 yılları arasında 3’er bin asker bulundurulacak. 2018 yılından sonra 950 Yunan ve 650 Türk askeri adada kalacak. 5 yıl sonra ise adada hiç Türk askeri kalmayacak. DEROGASYONLAR YOK: 3 Annan Planı temelinde yapılacak anlaşmanın derogasyonlarla birlikte AB’nin temel anlaşması haline gelmesi için gerekli olan teminatlar 4. Annan Planı’nda yer almıyor. TÜRKÇE 5 YIL SONRA RESMİ DİL: Türkçe’nin AB’nde anlaşmadan ancak 5 yıl sonra resmi dil olması öngörülüyor. KARPAZ’A ÖZEL STATÜ: Toprak ve mülkiyet ile ilgili düzenlemelerde Karpaz bölgesine özel statü veriliyor. Karpaz’a geri dönecek Rumlara mallarının tümünü alma hakkı öngörülüyor. REHABİLİTASYON: 4. Annan Planı’nda yerlerinden olacak Kıbrıslı Türklerin rehabilitasyonuyla ilgili hiçbir açıklama ve tedbir yer almıyor. YÖNETİM: Geçici yönetimlerin kaldırılması ve yeni devletin derhal kurulması öngörülüyor. Eş başkanlık kaldırılıp, Cumhurbaşkanı Denktaş ekarte edilmek isteniyor. Eşbaşkanlık kaldırılırken, başkan ve asbaşkanı olan Başkanlık Konseyi’ne Kıbrıslı Rum 40 ay, Kıbrıslı Türk ise 20 ay başkanlık edecek. Uzmanlar Uyarıyor; Yeni katliamlar gelebilir İsviçre’nin Burgenstock kasabasında bir hafta önce başlayan Kıbrıs görüşmelerinde hükümetin izlediği politikada aşırı tavizler verildiğine yönelik kanaat giderek yaygınlaşıyor. Görüşmeleri değerlendiren uzmanlar, hükümetin çözüm adı altında kabul edilemez tavizler verdiğini belirtiyorlar. Marmara Üniversitesi Uluslararası Hukuk Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal, “Şu anda Türk tarafı ve Rum tarafı kendi arasında ‘şu olacak bu olacak’ diye tiyatro oynuyor. Bunların ardından Anan Planı devreye konacak ve pek çok sorun da bundan sonra başlayacak. Annan Planı’nın uygulanabilirliğinden endişeliyim” dedi. Rumların 1960 anlaşmalarına da uymayarak olaylar çıkardığını hatırlatan Baykal, “Şimdi binlerce Rum Türk tarafına geçecek ve Türklerin yaptığı apartmanlara yerleşecek. Bu, bu kadar kolay olamaz. Yaklaşık 50 bin Türk evini yerini terketmek zorunda kalacak. Bu yeni olayların yaşanmasına neden olur” diye konuştu. Olayın bundan sonrasının Avrupa Birliği (AB) tarafından sürdürüleceğini kaydeden Baykal, “AB bir hilkat garibesi, Türkiye tarafına sürekli, ‘Rum kesimiyle Yunanistan’la sorunları gider öyle gel’ derken, Rum tarafına ve Yunanistan”a böyle bir şey demiyorlar. Bundan sonra Ege ve Güneydoğu sorununu getirecekler. Avrupa tam bir çifte standart uyguluyor” şeklinde konuştu. Türk Dış Politikasının güdümlü olduğuna değinen Prof. Baykal, “Uluslararası hukuka güvenmiyorum sürekli söylüyorum; Güçlü iseniz haksız da olsanız haklı çıkarılırsınız, haklı ama güçsüzseniz haksızsınız’ uluslararası hukukun özeti bu” diye konuştu. MİLLİGAZETE - 01.04.2004
AKRA